Fevzi Lütfi Karaosmanoğlu 1900 yılında Manisa’da doğdu. 1918 yılında İstanbul Halkalı Ziraat Mektebi'ndeki eğitimi için Manisa'dan ayrılan Fevzi Lütfi, uzun zaman Manisa'ya dönmemiştir. Dergâh, Yeni Mecmua, Resimli Gazete, Son Telgraf ve Vatan Gazetelerinde gündelik, edebi ve siyasi konularda yazıları yayınlandı. Kendisi, edebi yönü kuvvetli, keskin ve sert eleştiriler yapan, muhalif ruhlu, prensipli biridir. Uzun yıllar siyasette bulunmuştur.

Fevzi Lütfi yazı hayatına 1921 yılında Dergâh mecmuasında başlamıştır. Dergâh o dönemde önemli, edebi yayın organlarından biridir ve on beş günde bir olmak üzere 42 sayı çıkmıştır. Fevzi Lütfi dergiye birinci sayısından itibaren yazmaya başlamış, 39. sayıya kadar 39 yazı kaleme almıştır. Dergi kapandıktan sonra diğer dergilerde yazmaya başlamıştır.

Dokuz adet, hisli ve akıcı hikâye yazmıştır. Hikâyelerinin ikisinde “Manisa Bağları” ve “Hasret Mektubu ”dur. Yazarın kendisinin de Manisa’da iki tane bağı mevcuttur. Manisa Bağlarını uzun uzun anlatır. “Bağ evlerinde bir yaz daha sefalı ömürlere sığınak olabilmek için bir kış rüzgârlara, yağmurlara, karlara ve sellere mukavemet eder, karşı durur, şehir sessizliğe bürünür, bağlar coşar, sevdalanır”, diye yazar. sonra, Bu âlemler yazık ki şimdi olan şeyler değil, biten şeylerdir. Hepimiz şimdi onları, son günleri üç dört yıl evvele ait kıymetli ve hazin hatıralar gibi anıyoruz. Öyle söylüyorlar ki şimdi ne o bağlar varmış, ne o insanlar. Diye hüzünlenir. Bütün bir kış bağ kuleleri(evlerini) ve bütün bir yazda şehir evleri hüzünle, hasretle sahiplerini beklerler.

Hikâyelerinde Anadolu’yu ve insanını anlattığı gibi, Kurtuluş Savaşı ve işgal acılarından da bahseder.

Halk evlerinin açılmasıyla birlikte yayına başlayan Manisa Yeni Doğuş dergisi, Türk milletinin yeniden doğuşunu ve Cumhuriyet idaresi ve yenilikleri ifade eden bir dergidir. Fevzi Lütfi Bey, Halkevinin açılışında yaptığı konuşması Dergide yayınlanmıştır : “Bu Yurdu şenlendirmenin herkesin vazifesi olduğu, Türk İnkılabının amacının hep ileriye doğru gitmek olduğunu ve buna inanmamız gerektiğini, Türk İnkılabının fikir, hareket ve heyacan olduğunu, bunun sıkıntı, bekleyiş, özenti ve miskinlik tanımadığını- istemediğini, hamle, şevk ve gayret istediğini, gençlere ve aydınlara büyük iş düştüğünü”. Söylemektedir.

Son Telgraf Gazetesinde dönemin iktidarını ve yöneticilerini eleştirdiği yazıları ile dikkat çekti. Karaosmanoğlu’nun muhalefet ettiği konuların başında; basın üzerindeki baskılar, mebusların halkın sorunlarına kulak tıkadığı ve ellerindeki yetkiyi kötüye kullandıkları ve Cumhuriyet Halk Fırkasındaki “Bürokratik Zümre Egemenliği” geliyordu. Son Telgraf Gazetesi’nde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası lehine yazdığı bir yazı sebebiyle Elazığ İstiklal Mahkemesinde idam talebiyle yargılandı. Bu davada suçsuz bulunup serbest bırakılsa da uzun süre yazılarına ara verdi. 1946’da çok partili siyasal hayata geçilmesiyle DP’ye katıldı ve 1950’de Manisa Milletvekili seçildi. I. ve II. Menderes Hükümetlerinde Devlet ve İçişleri Bakanlığı da yapan Karaosmanoğlu, 6-7 Eylül Olayları ve İspat Hakkı Kanunu hakkındaki tartışmalar nedeniyle Adnan Menderes’le görüş ayrılığına düştü ve 1955’te partiden ihraç edildi. Kendisiyle beraber partiden ihraç edilen arkadaşlarıyla Hürriyet Partisi’ni kurdu. 1957 seçimlerinde başarılı olamayınca 1958’de CHP’ye katıldı. 27 Mayıs sonrası Kurucu Meclis’e seçilen Karaosmanoğlu, 1961’de CHP’den Manisa milletvekili olarak seçildi ve 1962’de CHP’den istifa ederek siyasi hayatını sonlandırdı.

1978 yılında vefat eden Fevzi Lütfi Bey, doğru bildiği yolda taviz vermeden yaşamıştır.