Manisa’da bizim ve ailemizin tanıdığı, zihnimizde iz bırakan kişilerden Mediha Hanım, Manisa’nın Kula ilçesinde doğmuş ve evlendikten sonra Manisa merkeze gelmişler. Ufak tefek, mavi gözlü, sevecen, becerikli ve Kula ağzı ilen konuşan bir hanımdı. Dostları ona Meduş diye de seslenirlerdi.

Kocası, Belediye’de zabıtaymış, işe giderken trafik kazasında hayatını kaybetmiş fakat maaş bağlanmamış. Genç yaşta biri oğlan üç çocukla ortada kalmış. Terzi Ali Uludağ, rindane meşrep dünya tatlısı biri, Gılman Acarlar onun ablasının kızı, kocasının terzi dükkânı mevcutmuş. O’na sahip çıkmışlar, Gılman Hanım’ın kocasının terzi dükkânına yardım ederek, dikiş makinası ve terzilikle, evlat okutmuş, ev geçindirmiş nafakasını çıkarmış.

Oğlu, Osman Gidişoğlu, tanınmış tiyatro ve seslendirme sanatçısıdır, sinema ve tv dizilerinde de oynamıştır. 1945 senesinde Kula ilçesinde doğmuş, ilkokulu bitirince ailesiyle beraber Manisa merkeze taşınmış ve liseyi bitirinceye kadar burda oturmuş, Tiyatro ile Manisa Halkevinde tanışmıştır. Ankara Devlet Tiyatrosu ve birçok tiyatroda sahne almış. 2013 yılında vefat etmiştir.

Mediha Hanım, Gılman Hanımın eşi vefat edinceye kadar bu çalışma böyle devam etmiş. Gılman Hanımın oğlu subaylığı kazanınca İstanbul’a taşınmışlar. Mediha Hanım da onlarla birlikte gitmiş. Oğlu vazifeye başlayınca bir müddet sonra geri dönmüşler

Dönüşte, Mediha Hanım boş durmamış, Manisa’dan tanıdıkları, Adanalılar denilen Memduh ve Muzaffer’in, İzmir’deki Tuhafiye mağazasından, iç giyim, çamaşır ve başka satıcılardan da çarşaf ve battaniye benzeri malları alıp, Manisa’da satmış, yok yoksulluğu kaldırmaya çalışmış. Fakat Mediha Hanımın okuma yazması yokmuş. Kocaman bir defter almış ve veresiyeleri müşterilerin kendilerine, “ buraya borcunu yaz .” yaz dermiş.

Mediha Hanım, eski kasaba caddesinin arkalarındaki eski bir evde oturuyormuş. Kocasının hakkını arama ve maaş işine tanıştığı bir avukat el atmış ve eski maaşları kendi almak üzere ona maaş bağlanmasını sağlamış. 1980’lerin sonu, yaşı da atmışlar civarı, maaş da bağlandığı için daha rahat, işi bırakmaya karar vermiş. Dostlarıyla birlikte, veresiye defterini kontrol etmişler, o günün parasıyla dört bin TL. Alacağının olduğunu tespit etmişler. Alacaklarını İstemeye birkaç defa gitmiş, birçok borçlu kapıyı dahi açmamış, ödeme yapmamışlar. Ancak alacağının yarısı, iki bin lira toplanabilmiş. “Vermeyenden, hakkımı öbür dünyada alırım”, demiş.

Yokluk içindeyken bir hayatı var etmiş, kimseye muhtaç olmadan, böyle mücadeleyle geçip gitmiş.