Dünyadan geçen nitelikli nice âdemoğlu nice öğütler vermiş, güzel şeyler söylemiş, hoş bir nağmeyle ayrılıp, terki dünya etmiş, gitmiştir.

“Bedenimize ait olan her şey akan bir ırmaktır. Ruhumuza ait olan her şey de yalnız düş ve yanılsamadır. Yaşamımız yabancı bir ülkede savaş zamanı ve yolculuktur. Ölümden sonraki ünümüz ise unutuluştur. Ancak ömrümüzün her gün biraz daha tükenerek azaldığını düşünerek yaşamalıyız.

Kendine, iyi alçakgönüllü, doğrucu, uysal, yücelmiş nitelemelerini verdikten sonra onların yerine başkalarını koymamaya özen göster, bu niteliklere sahip olmayı başarırsan Mutluluk Adaları’ndan birine ulaşmış olursun, uymazsan da bu nitelikleri yitirmek zorunda kalırsın.

Sana uygun olmayan yanlış şeylerle uğraşma. Kendi aklına, zihnine saygı duymayı seçen, kendini mükemmelliğe adayan insan rol yapmaz, yakınmaz ne yalnızlığa ne kalabalıklara ihtiyaç duyar. Hiç bir şeyden kaçmaksızın yaşar.

İşin nedir? İyi bir insan olmak. Ama bunu, evrensel doğayla ilgili olduğu kadar insanın bireysel yapısıyla da ilgili kurumsal ilkelere dayanarak yapmazsan, nasıl başaracaksın?

Var olan her şey hızla dönüşür. Bunların tek bir tözü olduğu doğruysa buhara dönüşür ya da uzaklara dağılırlar.

Herkesin başına olumsuz ve acı durumlar gelebilir. Acı veren şey hakkında yargını değiştirmelisin, zihnine kızarsan sıkıntının gücü azalır. Yılgınlığa kapılmamak, yüreklice olmak gerekir.

Bir şeyi değiştirmek sana zor gelirse bunun insan yeteneğini aşan bir şey olduğunu düşünme, tam tersi yapabileceğin ve başarabileceğini düşün

Yaşamadaki amaç nedir? Kendimiz için belirlediğimiz amaç, toplumun amacı olmalıdır.

Toplumun yararına iyi bir eylem mi yaptın? Bundan ben de yarar gördüm. Bunu hep usunda tut ve böyle eylemlerden vazgeçme.

Beni bir şey kaygılandırıyor, insan doğasının istemediği bir şeyi yapmak veya başka biçimde ve istemediği şekilde yapmak.

Sürekli olarak zamanın bütününü ve özün bütününü düşün, her bir parçanın özün tümüne dönüşten başka bir şey olmadığını düşün.

Gerçeğin acısını tatmış biri korkuya kapılmaz. Rüzgârların yere saçtıkları yapraklar gibidir insan kuşakları… Çoçukların da seni seven öven, kötü sözler söyleyen insanlar da yaprak gibidirler. Sen göçüp gittikten sonra senden bahsedecek olanlar da. Onların tümü ilkbaharda doğarlar, sonra rüzgâr gelir yere savurur onları sonra orman, yerlerine yenilerini üretir. Kısa ömür her şeyin ortak yazgısıdır. Şu anda gördüğün her şey çok geçmeden yok olacak, onların yok olduğunu görenlerde sıraları geldiğinde yok olacak

İyi eğitilmiş saygılı insan, her şeyi veren verici olan, olumlu insandır.

İlkeler ölmez. Bu düşünceler yok olmadıkça nasıl ölebilirler. Fakat onları canlı tutmak sana bağlıdır.

Bir şey doğru değilse, onu yapma, gerçek değilse, söyleme… “

Miladi 121 de doğan Roma İmparatoru Marcus Aurelius’un söylediği sözler, ilgilisine ulaşmak için hâlâ gökyüzünde asılıdır