Vatanına sahip çıkan kimseler büyük adamlardır. Onların kıymetini bilmek ve unutmamak gerekir. Yaşadığımız bu zor ve karışık coğrafyada, siyahla beyaz bazen iç içe geçiyor. Kurşuniye bürünen tabloyu herkes bir yana çekebiliyor.

Aynı toprakta vatandaşlarıyla iç içe olup aynı kaderi paylaşanlar bazen kıymet bilemeyebilirler. Farklı olmak ve ötelemeyi savunmak belirli ölçülerde makul görülebilir. Ancak bazen de ahengi bozmak, art niyeti de taşıyıbilmekte midir?

Kendi halinde yaşayan sade vatandaşla, sanat ve kültür insanı da aynı milletin fertleridir. Edebiyat ve sanat ile hayat, toplum ile kültür aynı dengede gidebilmelidir.

Osmanlı’dan itibaren, Devlet zor zamanlardan geçince, bütün mekanizmalarında bir değişim ve yenileşme arzu edilmişti. “Yeni Türk Edebiyatı'nı hasta ve anarşik bir edebiyat yapmış olan Tanzimat - sonrası büyük kültür buhranından bahsetmek lazımdır. Türk aydınının, edebiyatçısının, devlet adamının Avrupa'ya açılan gözleri, giderek bütün kültüre ve cemiyete yaygın bir ikilik, bir kültür ve medeniyet çatışması doğurmuştu. Ahmet Hamdi Tanpınar " Modem Türk Edebiyatı bir medeniyet kriziyle başlar" derken bunu kastediyordu. Ancak "İkilik ve "Çatışma" karşı karşıya gelmiş, birbirini kollayan, birbiriyle hesaplaşan iki varlığın, iki değerin, iki fikrin ve iki kültürün aynı zamanda var olması demektir.“

Bu yukarıda anlatılanlar, akıl karışıklıkları, senelerce topluma da sirayet etmiştir. Bir de görsel sanat şeritlerinde faaliyet gösteren bazıları, yaşadığı topraklarda gördüğü ilgi ve sevginin karşılığını her nedense demokratik görünüm maskesi altında ve kendini gizleyip, şatafatlı sözler, hal ve davranışlarıyla, tefrika edip pek çok parçaya ayırmayı marifet bilmektedirler.

Bu milletin birbirini tamamlayan bazı farklılıkları en büyük zenginliğidir. Osmanlı’nın zaafa uğrayıp, zayıflayan son devirleri saymaksak, insan kaynaklarının çeşitli etnik farklılıkları, kültürleri en büyük zenginliği olmuştur. Bu birliktelik, nice uzun zamanlarda nice gayretle meydana çıkmıştır.

Birlikte düşerdik bu uzun yollara erken,

Kaç kerre şafak söktü bu dağlarda gezerken.

İfadelerde kolaya kaçmamak, basit tekrarlara sığınmamak lazımdır. Fakat özellikle batı diye anılan zaman zaman doğuda da izleri görülen emperyalist akım ve hücumlar bünyemize çok zarar vermiştir. Yalnız bize değil bütün dünya bundan etkilenmiştir. Afrikalı siyahilere yapılanlar, bu unutulmaz durumlardandır.

Başka san 'at bilmeyiz, karşımızda dururken

Söylenmemiş bir destan gibi Anadolu’muz

Arkadaş biz bu yolda türküler tutturken

Sana uğurlar olsun… Ayrılıyor yolumuz

Onun içindir ki bu milletin ekmeğini yiyen, takdir gören kimselerin birliğimize, kültürümüze zarar veren ve acıtan halleri bizi üzer. Bizim kahramanlarımız bizi bilen bizden olanlardır.