Taşıdığın kıymetli bir eşya yolda aman bir zarar görmesin. Kimi taşıdığı yükün farkında, kimi ânın/ şimdinin hesabını yapmada. Ahde vefası olan emanetin farkında, yarına neler kalmada? Hani bir bak kimler gelip geçmiş, güzel eserler ileriye taşınmış yahut olumsuz anılan da kayıta girmiş. Bunları hak eden biri için yazıyoruz…

Tanıdığımız güzel insanları yazmak onlara bir vefa borcumuzdur. 1950 yılında Manisa’da doğan, Ali Taha Özaydın’ı hep sevimli simasıyla ve kitap sevgisiyle tanıdım. Çok geniş bir kitap varlığına sahip olan, yeni çıkan kitapları yakından takip eden kültür insanıydı. Ankara’da görevli olmasına rağmen memleketiyle sıkı bağını koparmamıştı. İstanbul’da kıymetli kitaplar için Ağabeyim Cemil Altınbilek ile bazen de benimle irtibata geçer, kitap temin ederdi. Dostlarına karşı çok vefalıydı. Onları arayıp sorar, görüşmeyi severdi. Ankara’ya gidenlerle ilgilenir, Manisa’da da birlikte olurdu. Mütevazı, sevilen ve İlkelerine bağlı bir insandı. Milli ve manevi değerler onun için çok mühimdi. İyi bir aile babasıydı, üç evladı da iyi yetişti ve önemli mevkilere geldi.

Vazifesi, Ankara’da Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde Emlak Daire Başkan’ıydı. Bu vazifeye konu olan değerler, ecdattan kalan kıymetli eserlerin muhafazası ve kamuya fayda sağlayan miras eserlerdi. Tabii ki de bunlar, yüksek maddi kıymete sahip varlıklardı. Kendisi vakıf mallarının koruyucusu, tam bir vakıf adamdı. Onun yapısını ve huyunu biliyorduk. Emaneti koruyup, ehline tahsis etmenin sorumluluğunu üzerinde taşıyan birisiydi. O, gereksiz ve haksız taleplere izin vermiyor fakat menfaatçilerin gazabını üzerine çekiyordu. Her devirde her yerde menfaatini önde tutan, kolay yönde büyük gelirler elde edip, nemalananlar oluyordu. Bunlar her türlü kisveye girebiliyor, engel gördüklerini bertaraf etmek istiyorlardı. Bu yüzden Ali Taha Bey defalarca görevinden uzaklaştırıldı ve lojmanından çıkarıldı fakat mahkeme kararlarıyla tekrar görevine döndü.

Vakıflar Müdürlüğünde Konya’da müdür iken, dönemin Vali’sinin emrivakisi ile Mevlana Müzesi’ne uygun olmayan tadilat ve ışıklandırma yapılmak istenince. Ali Bey hemen olaya müdahale etmiş ve Vali’ye sakıncasını bildirmiştir, bu yüzden Güneydoğu’ya (Adıyaman’a ) sürgün edilmiştir.

Manisa’da kurulup, Manisalılara ait olan, bir şekilde Ankara’ya nakledilen ve sonunda tek bir Aile’nin elinde kalan, Manisa Yüksek Tahsil Öğrenci Vakfı’ndaki yapılan yanlışlıkların düzeltilmesi için Ağabeyim ile yaptıkları özverili çalışmalara biz de şahit olmuşuzdur.

Şimdilerde, emekli olan dostumuz yoğun ve ciddi sağlık sorunlarıyla uğraştığını duymuştuk, az önce aldığımız bir haberle vefat ettiğini öğrendik. Manisa Saruhanlı Kayışlar köyüne defnedilmiştir. Kendisine rahmet dileriz. Biz, üzerine verilen emanete sahip çıkan, onun için zorluklara göğüs geren, böyle kıymetli kimseleri hatırlamalı ve unutmamalıyız.