İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin üç liderinden biri olan daha sonraki yıllarda Bahriye Nazırı ve 4. Ordu Komutanı görevlerine getirilen Cemal Paşa, Sultan 2. Abdülhamit’i hal etmek ve Meşrutiyeti getirme amacıyla ne kadar Türk ve Türk Devletine düşman varsa onlarla işbirliği yapmaktan geri kalmamıştır. Cemiyetin kuruluş yıllarında Ermeni, Rum, Arnavut, Romen, Bulgar, Arap v.s. kim varsa hepsiyle işbirliği yapmışlardır, Jön Türkler hürriyet mücadelesini vermişlerdi ama hürriyet Türklere değil azınlıklara hediye edilmiştir. İttihat ve Terakki Cemiyeti, azınlıklara değil aksine azınlıklar İttihat ve Terakki Cemiyetinin liderlerini kullanmıştır, gerek Cemal Paşa ve gerekse Talat Paşa gerçekleri  Osmanlı  Devleti dağıldıktan sonra anlamışlardır, Yabancı devletlerin ve mason localarının amacını gerçekleştirmek için kullanılmışlardır. 31 Mart 1909 günü İstanbul olayları başlarken ertesi günü Ermeniler Adana’da iki bine yakın Türk gencini katlediyordu.

       Ermeniler Çukurova’da bir Ermeni Devleti kurmak istiyorlardı, Ermeni komiteleri Sultan 2. Abdülhamit’i güç durumda bırakmak için İttihat ve Terakki mensupları ile anlaşmaya varmışlardı. 14 Nisan 1909 günü Adana’da Ermeni çeteleri Türk Mahallelerine silahlı saldırıya geçiyorlar, günlerce süren silahlı çatışmalarda iki bine yakın Türk sivil katlediliyor, binlerce ev ve dükkan yağma edilerek yakılıyor, Ermeni çetelerine karşı koymak isteyen sivil Türklerin silahı, teşkilatı ve hazırlığı yoktur, Askeri birlikler de karşı koymaya çekinirler, askeri birliklerin başında da pasif ve yaşlı bir komutan vardır. Ermeni Piskoposu Mişeg ise aylarca önce Ermenileri isyana teşvik etmiş ve hazırlamıştır, Avrupa ülkelerinden gemilerle getirilen silahlar Karataş ve İskenderun limanlarına boşaltılarak Ermenilere dağıtılmıştır. Piskopos Mişeg, yasak olmasına rağmen aleni silah dağıtmış, Ermeni halkı silahlandırmış, kilisede yapılan ayinlerde Ermenileri Türklere karşı kışkırtmıştır.  

      İttihat ve Terakki Hükümeti tarafından olağanüstü yetkilerle Adana Valiliğine atanan Cemal Paşa hatıralarında şunları yazmaktadır: “ Olayların sorumlularından önemsiz dokuz Türk’ü idam ettirdiğim yalandır. Adana’ya gelişimden dört ay sonra yalnız Adana şehrinde 30 Müslüman’ı idam ettirdiğim gibi, iki ay sonra Erzin kasabasında 17 Müslüman’ı daha idam ettirdim. Buna karşılık yalnız bir Ermeni idam edilmiştir. İdam edilen Türkler arasında Adana’nın en eski ve en zengin ailelerinden gençler, Bahçe Kazası Müftüsü de vardı. Müftünün o havalide Türkler üzerinde büyük nüfuzu olduğunu biliyordum. Bu idam kararların Bakanlar kurulunda tasdikini sağlayan ben oldum.”  Ne acı tesadüftür ki 47 masum Türk’e karşılık bir Ermeni katil idam edilmiş ve Cemal Paşa yaptığı bu yanlış  kararı ile  övünmektedir  ve sonunda bizim gafil Cemal Paşa’mız 1922 yılında Tiflis’te iki yaveri ile birlikte Ermeni çeteler tarafından şehit edilmiştir. Sultan 2. Abdülhamit’i değil Türk Devletini yok eden bu basiretsiz ve hayalperest adamlardan meydana gelen İttihat ve Terakki Liderleri, başlangıçta işbirliği yaptıkları Ermeni Çeteleri ile Birinci dünya Savaşında onlara karşı aldıkları tedbirleri yüzlerine gözlerine bulaştırmışlar ve sonuçta yalnız kendilerini değil Türk Milletini de ateşe atmışlardır. Devlet duyguyla değil akılla yönetilir. 

       14 Nisan 1909 günü Adana’da başlayan olaylar yakın ilçelere de sıçramıştır, ilçemizde ailemin yaşadığı Debağhane Mahallesi ile Ermeni Mahallesinin arasında sadece bir yol vardır ki halen bu iki mahalle aynen o günkü gibi ayakta durmaktadır. Babam o günlerde 5-6 yaşlarında bir çocuktur, sokakta oynarken silahlı Ermeni çeteler ile karşılık veren Türk’lerin silahlı çatışmalarının arasında kalır, Türk komşularının ikazı üzerine yolun ortasında yüzükoyun yatarak kendini ölümden koruyabilir. Babam, bizlere Ermeni komşularının kendilerine nasıl ihanet ettiklerini, aşağı mahallede bulunan Ermeni kilisesinin komitecilerin karargahı olduğunu, papazların Ermenileri kışkırttığını anlatırdı.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.