Son günlerin meşhur projesi “3 Cisim Problemi” dizisi dünyayı perde arkasından yönetenlerin yıldızlaştırdığı birçok teknoloji kökenli CEO’unun inanmak istediği “Yaratıcı” kavramını anlamak adına çok güzel bir dizi.

Biliyorum, biz bu adamları hep garip ve sapkın ayinlerin yapıldığı karanlık odalarda şeytana tapan tipler olarak hayal ediyoruz. Fakat mevzu o kadar basit değil.

Bunları hep Yahudi kökenli biliyoruz. Yahudilerin de bu sapkınları desteklediğine inanıyoruz. Dolayısıyla da yaşanan her şeyi dinin çevresinde konumlandırmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla da meseleyi anlayamıyoruz. Çünkü elimizde sadece kulaktan dolma bilgi var. Oturup profesyonelce araştırmıyoruz.

Halbuki Yahudiliğin çeşitli mezhepleri var ve hem dünyaya hem de ahirete bakış açıları birbirinden inanılmaz farklı.

Bu adamların kökenlerininde Yahudilik olmasının tek nedeni bilim ve finansı asırlar önce onların ele geçirmesi. Çünkü onların kitabında Tanrıları ile bir mücadele geleneği anlatılıyor.

Bu bizim inancımıza o kadar ters ki anlamlandıramıyoruz. Onların koruması altındaki İsrail’in bu vahşetleri nasıl yapabilecek kadar alçaklaştığını anlayamıyoruz.

Hasılı, biz İsrail’i ve onunla beraber tüm Batı’nın üzerindeki güç olan Yahudi kökenli ama 3 Cisim Problemi zihinlileri tanımıyoruz.

Son İran-İsrail gerginliğinden sonra televizyonlarda ve sosyal medyada 100 farklı uzman piyasaya çıkıverdi. Bunlardan kaçı hayatında bir kere olsun Tevrat’ı baştan sona okumuştur?

Bir tane dahi çıkmayacağına iddiaya giriyorum!

Gerçi nüfusunun %98’i Müslüman olan Türkiye’de nüfusun %5’i bile okumamışken Tevrat’ı kim okusun kardeşim…

Eh, okumaktan, anlamaktan, araştırmaktan bu kadar uzak olunca düşmanı tanıyamıyor ve ona uygun bir strateji oluşturamıyoruz.

Sadece biz değil! 57 İslam ülkesinin hiç biri bunu başaramıyor. Halbuki Tevrat bu adamların tarihleri boyunca yaptıkları tüm hataları ve zayıf yanlarını tek tek en ince detayına kadar anlatan hikayelerle dolu! Tam anlamıyla İsrailoğulları tarihinin röntgeni. İçinde tahrif edilmiş olan şeyleri rahatlıkla anlayabiliyor ve neden bunu yaptıklarını kavrayabiliyorsunuz.

Okuyana tabi… okuyana…

Bu adamların neden finans dünyasını ele geçirdiklerini, neden ısrarla dünyayı değiştiren bilim adamlarının onlardan çıktığını, neden başka dinlerin içine sızma din adamları, devletlerin içine siyasetçiler yerleştirdiklerini Tevrat ve tarihle anlamak mümkün.

Bunca mümkünlük bu güce karşı doğru bir strateji geliştirmeyi de mümkün kılıyor. Fakat bunu yapabilmek için kollektif bir şuura ihtiyaç var. Hem her İslam ülkesinin kendi içinde hem de tüm İslam Ülkeleri arasında oluşacak bir kollektif şuur.

Bunun için de en çok eğitime ihtiyaç var. Eğitim bu sürecin mimarı olarak adalet, ahlak ve bilimi besleyecek, nihayetinde adalet ve refah içinde olan toplumlar ahlakla da pusulalarını kaybetmeden dünyadaki yolculuklarını tamamlayacaklar.

Adalet bu şuurun zorlu kuruluş sürecinde etkili olmak zorunda. Çünkü kollektif şuur zorlama ile değil gönüllü bir mutabakatla gerçekleşebilir. Gönül almak lazım. İnsanların gönlü en etkili şekilde adaletle kazanılır.

Fakat bu süreçten sonra ortaya çıkacak verimli bolluk dönemlerinde de çok lazım. Çünkü iktisadi buhranlar kadar bolluk süreçleri de insanların ahlakını bozar. Zihinleri kaydırır. Orada da kimsenin Nemrutlaşmasına fırsat verilmemeli. Eğitim de tam burada kendini gösterip bu tip şeylere hangi sebeple olursa olsun neden izin verilmemesi gerektiğini her zihne çivi gibi kodlamalı.

Bunun sonucunun toplumun %99’unun refah seviyesinin hızla azalmasının yanında en tepedeki bir avuç insanın kendilerini Tanrı yerine koyacak kadar zenginleşmesi olduğunu anlatmalı. Bunlarla beraber bu dengenin bir kere bozuldumu asırlarca düzelmeyecek kadar inatçılık gösterdiğini iyice kavratmalı.

Daha enflasyon gibi sebebi baştan sona adaletsizlik olan bir kavramı bile tanımlarken hakikati dile getiremeyen iktisatçılardan bu ülkeye ya da dünyaya bir hayır beklemek gerçekten anlamsız.

Dünyanın tüm ülkelerinin önde gelen markalarının ortaklık payları küçük küçük halde en büyük 25 yatırım bankası tarafından satın alınmışken, bu 25 bankanın hisse paylarının imkansıza yakın da olsa takibi yapıldığında tamamının birkaç aileye ait olduğu ortaya çıkmışken, yani teknolojiden, tarıma, kimyadan, tekstile, enerjiden basına aklınıza gelen gelmeyen her şirketin sahibi küçücük bir azınlıkken bizim kafamızı kaldırmamıza engel olan küçücük mevzularımız var.

Sadece bir kereliğine geldiğimiz şu dünyadaki kendimizi gerçekleştirme ve varsa da inançlarımıza uygun huzurlu bir yaşam sürme fırsatımızı kendi ellerimizle bu adamları daha da firanvunlaştıracak şekilde pas geçiyoruz.

Tüm bunları o kadar basit şeylerle yapıyorlar ki… Siyasetle, futbolla, dinle, mezheple bölüyorlar. Sosyal medya ile, reklamlarla, dizilerle nefisleri azdırıp özendiriyor, aç gözlüleştiriyorlar. Yanlış müfredatla geri bırakıp, kirayı, faturaları, arabayı alacağı benzini tüm gün düşünmek zorunda kalan öğretmenlerle ve üniversite hocalarıyla aptallaştırıyorlar.

Çok ama çok yanlış yapıyoruz…

Peki, ne yapmalı? Kimseyi beklemeden bireysel olarak başlamalı. Okuyarak başlamalı. Ama Tevratı değil… O işin en sonu. Kendimizi tanıma işi bitmeden düşmanı tanımanın manası yok. Allah korusun bir anda onlara benzeyebilir insan. Önce kendimizi tanımak için okuyacağız. Kuran-ı Kerim’i, hadisleri, fıkıh alimlerini, itikad alimlerini okuyacağız. Meseleleri bilgi ile kavrayacağız. Yaratıcımızı, Rabbimizi tanıyacağız. Efendimiz,in (sav) uygulama, emir ve tavsiyelerini bireysel ve toplumsal açıdan tahlil edip kavrayacağız. O nedenle bu tip okumalar buradan başlamalı.

Diğer yandan her şeyi para üzerine kurulu olan bu dünyayı anlamak için, her rüzgarın peşinde savrulan temel düzeyde ekonomi okuryazarı olacak kadar değil, en azından ortalama bir ekonomist seviyesine ulaşıncaya kadar ekonomi de okuyacağız.

Fakat üniversite sıralarında kimseye bir şey öğretmeyen müfredatlardan değil!

Bu sistemin kurucularının ve yıldızlarının elinden çıkan kitaplardan öğreneceğiz. Her gün her bilginin güncellendiği bir dönemde, bir asırı devirmeye yaklaşan Keynes’i bile öğretemeyen, neoliberallerin tezgahından çıkmış ne yaptığını bilmeyenlerden değil!

Sabah akşam “altın uçacak, konut batacak” slogancı sosyal medya maymunlarından değil!

Bizzat rakibin başarıları ve tecrübelerinden öğreneceğiz…

Yeterince sert konuştum. Rüzgarı kesip işe koyulalım…

Evet, en oturaklısından ve hemen fayda görebileceğiniz bir yerden başlayalım ki bir yandan mevzuyu anlarken bir yandan da pratikte hayata geçirmek suretiyle stajını yapalım.

İki hafta önce borsadaki milyonlarca vatandaşımızdan oluşan ve yeterli finansal okuryazarlığı olmayan, yatırımcılığın tam olarak ne anlama geldiğini anlamadan yatırımcı sıfatına haiz olan bir topluluktan bahsetmiştik.

10 yıllık performanslarda her şeyden çok kazandıran borsada sürekli mağdurların anılmasının nedeninin de bu yetersiz finansal okuryazarlık seviyesi olduğunu, yatırımcılığın ciddi bir mesele olduğunu ve kurallarına uyulmazsa başarılı olunmasının mümkün olmadığını ifade etmiştik.

Bu bahsi geçen %1’lik kesimi her geçen gün daha çok besleyen ve semirten platformlar borsalar. Diğer yandan doğru yatırımcılarla bir ülkenin önünü en çok açacak olan sihirli değnek de borsaların ta kendisi.

Şimdi kendinizi borsa alanında eksik görüyorsanız ve birilerinin ağzından bir hisse duyup kumar oynamaktan ziyade bu işin en temel meselelerini öğrenmek istiyorsanız sizler için bir kitap tavsiye etmek istiyorum.

Dünyanın en iyi yatırımcısı kabul edilen Warren Buffet’ın iki hocasından biri kabul ettiği Phlip A. Fisher’ın “Sıradan Hisseler/Sıradışı Karlar” kitabı gerçekten borsanın en temel kurallarını anlamak için müthiş bir eser.

Kitabın sonunda bugüne kadar bu tarz kitaplar okumadan belli bir rakamın üzerinde borsaya yatırım yapmış ve zarar görmemişseniz “verilmiş sadakamız varmış” diyeceğinizden eminim…

“Neden bu kitap?” derseniz, yukarıda anlattığım gücün en önde gelen yıldızlarından biri Buffet. Kitabın yazarı ise sadece Buffet’ın değil, ondan önceki ve sonraki jenerasyonlardaki tüm rakiplerinin de hocası konumunda. Üç kitabı var fakat en önemlisi bu. Diğerleri bunun ekleri gibi. O sebeple İlk yapmamız gereken bu yıldızları ortaya çıkaran teknik ve temel prensipleri anlamak.

İki hafta sonra bir başka kitapla devam edeceğiz inşallah…

(Not: 3 Cisim Problemi’nde dünyayı kurtarması için sonsuz yetki verilen üç kişiye ilaveten kesinlikle dördüncü olarak bir ekonomist seçilmeliydi. Büyük hata olmuş.)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.