2000’li yılların başında gıyabında tanıdığım İbrahim Çiçek hocayı 2013 yılında “Krallardan Efelere Salihli” sempozyumunda yakinen tanıma imkânım oldu.
Gaziantep’te görev yaptığım yıllardı. Köye geldiğimde üniversiteden birilerinin köye geldiğini, mezar taşlarını okuduklarını, yaşlılarla konuştuklarını öğrendiğimde çok mutlu olmuştum. Mutlu olmuştum zira 1340’lı yıllara kadar giden geçmişiyle Oğuzların Karakeçili aşiretinin bir koluna mensup köy sakinlerinin araştırmacılara anlatacağı çok şey vardı. O zamana kadar yeterince araştırma yapılmamış ve özgünlüğünü koruya gelmiş Salihli’ye bağlı Akören köyü ile ilgili bildiğim kadarıyla ilk araştırma olacaktı. Heyecanım ve merakım kitabın 2001 yılında “Tarih İçinde Adala Kazası ve Köyleri” adıyla yayınlanmasına kadar devam etti. İbrahim Çiçek ve Şaban Çetin tarafından hazırlanan kitap alanında ilk çalışmaydı.
İbrahim Çiçek ve Şaban Çetin’in büyük çabalar sonucu hazırladıkları kitap bir tek köy kahvesinde bulunuyordu. Bir süreliğine de olsa alıp okumak adeta imkansızdı. Her gün bir eve konuk olmaya başlayan kitabı bir şekilde köyümüzün imamı ve akrabam Tacettin Ateş’ten alıp Gaziantep’e götürdüm! O gün bu gündür kitap bendedir. 2013’te aynı kitaptan bir tane de İbrahim Çiçek hocam tarafından hediye edildi. Ancak Tacettin Ateş’ten aldığım ve çok faydalandığım ilk kitabı henüz geri vermediğimi itiraf etmeliyim!
İbrahim Çiçek hocayla ilk tanıştığımızda anlattıkları karşısında hayretimi gizleyemediğimi hatırlıyorum. 28 Nisan 2013 tarihinde “Krallardan Efelere Salihli” sempozyumunda sunduğum “Batı Anadolu’da Bir Türk Yerleşim Örneği: Akören Köyü” tebliğimi takip etmiş olduğunu konuşmasından anladım. Ancak köyümle ilgili o güne kadar bilmediğim birçok şey anlattı. O günden sonra İbrahim Çiçek ve Şaban Çetin Hocalarla irtibatım artarak devam etti.
Salihli’de birçok defa görüştüğüm İbrahim Çiçek hocam bazı zamanlar evine davet eder ve evinde Salihli, Milli Mücadele, Demirci Akıncıları, Gördesli Makbule, Kuvayı Milliye, köyler, Oğuz boyları üzerine sohbet ederdik. Tanıdığımda 80’li yaşlardaydı. Ancak enerjisinden, üretkenliğinden, gayretinden ve azminden hiçbir şey kaybetmemişti. Aksine bizlere yol gösterir, teşvik ederdi. Hatta yaşlandığını, istese de bazı köylere tekrar gidemediğinden yakındığına şahit olmadım. Ne yapıp eder araştırıma yapacağı yere gider, kişilerle görüşürdü.
İbrahim Hoca’yla sohbet etmek büyük keyifti. Köyümüzün o zamanlar en yaşlısı Abdullah (Uysal)[1] (1906-21 Ocak 2018) ile yaptığım söyleşiyi okumuş ve takdirini ifade etmişti. Abdullah Dayı Milli Mücadele’yi gören, yaşayan ender tanıklardan birisiydi. İbrahim Çiçek Hoca onu yakından tanıyordu. Vefat ettiğinde 112 yaşında olduğu söylenmişti. Gerçek yaşını bilen yoktu. İbrahim Hoca’nın Abdullah Dayı’yı yakından tanıması tesadüf değildir.
İbrahim Çiçek 1975 yılında ilkokul öğretmenliğinden emekli olunca tüm zamanını saha araştırmaları, bölgesel çalışmalar, Milli Mücadele’ye ayıran ender araştırmacılardandır.
İbrahim Çiçek araştırdığı bölgenin insanıdır. İnsanları yakından tanıyan birsidir. 1927 Borlu Yabacı köyünden 1947 İzmir Kızıl Çullu Köy Enstitüsüne uzanan eğitim hayatı yolunu aydınlatmıştır.
İbrahim Çiçek kendini kültürüne, milletine ve tarihine adamıştır. 1975 sonrası Borlu, Salihli, Adala, Sart, Kemaliye, Kemer gibi yerleşim yerleriyle ilgili araştırmalar yaptı, kitaplar yazdı. “İlimiz, Bölgemiz Manisa/ 1982”, “Her yönüyle ilçemiz Salihli/ 1985”, “Borlu Tarihi, Tarih Coğrafya ve Kültür Hayatı/1999”, “Tarih İçinde Adala Kazası ve Köyleri( Şaban Çetin’le birlikte)/2001”, “Durasıllı Kasabasının Tarihi ve Bugünü”, “Kurtuluş Savaşında Salihli Kuvayı Milliyecileri/2010”, “Tarih İçinde Sart Kazası”, “Her Yönüyle Kemer”, “Kemaliye(Mendehorya)”,“Kadın Efe Gördesli Mücahide Makbule ve Silah Arkadaşları/2016”.
İbrahim Çiçek’in evi aynı zamanda bir kütüphaneydi. Kitaplarını 2014 yılında MCBÜ Demirci Eğitim Fakültesine bağışlayarak adeta kitaplarını ölümsüzleştirdi. Tıpkı yazdığı kitaplarla bölgeyi ve kendisini ölümsüzleşmesi gibi.
İbrahim Çiçek Hocanın gözyaşlarına şahit olmak istemezdim! 23 Aralık 2017’de Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından organize ettiğimiz şehrine, bölgesine ve kültürüne hizmet edenlere vefa gecesi projemiz kapsamında Manisa’ya davet etmiştik.
Törende yaptığı konuşmadan sonra plaket takdimi sırasında sesi titreyerek yaptığı konuşmadan sonra yanına gittiğimde bana sarılarak “Teşekkür ederim. Hayatımın en anlamlı hatırası budur. Şehrime, ülkeme ve milletime olan inancımı her zaman korudum. Ben bir öğretmenim, insana yapılan yatırım her şeyin üstündedir. Artık ölsem de gözüm açık gitmeyecek!” Sözleri karşısında saygıyla elini öpmekten başka yapacak bir şey bulamadım.
O günden sonra fırsat buldukça gider hâl hatır sorardım. Ta ki 3 Kasım 2021 tarihinde vefat haberi alıncaya kadar. Yeri dolmayacak insanlardan birisini kaybetmenin derin sızısını hala yüreğimde taşır ve Salihli’ye yolum düştüğünde içim sızlar.
İbrahim Çiçek Hocamız sağlığında büyük fedakârlıklarla görevini fazlasıyla yapmış ve başta Salihli olmak üzere birçok köy, kasaba ve ilçeye büyük hizmetleri dokunmuştur. Bundan sonra yapılması gereken şey Salihli’de adını yaşatmak, bir sokak ya da caddeye adını vermek, hakkında ortak kitaplar yayınlamak, anma etkinlikleri düzenlemektir. Hakkında tezler hazırlanmalıdır. Bölgenin tarihi ve kültürel yönlerini ortaya çıkaran kitaplar tekrar yayınlanmalıdır. Nur içinde yatsın.
[1] 13 Nisan 2008’de Abdullah Uysal’la yaptığımız söyleşi.