Yerel tarih ve kültürel çalışmaları olmadan milli tarih ve kültürel çalışmaların mükemmel olmasını beklemek beyhudedir.

Avrupa merkezli başlayan ve önemini her geçen gün arttıran yerel tarih ve kültürel çalışmaları son dönemde Türkiye’de de önem kazanmaya başladı.

Türkiye’de yerel tarih araştırmaları her ne kadar son dönemde Batı merkezli bazı akademisyenlerin de teşvikiyle yeniden önem kazanmış gibi görünüyorsa da Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren özellikle Halk Evlerinin destekleriyle önemli aşamalar kaydedilmişti. Halk Evlerinin kapatılmasından sonra bir süre yavaşlayan yerel tarih ve kültürel çalışmalar son yıllarda özverili bazı şahıs ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle yeniden önem kazanmaya başladı.

Yerel tarih, edebiyat, sanat, coğrafya, mimari, tarım, sosyoloji, ekonomi…. Birçok alanda yapılacak çalışmaların 1990 sonrası ülkenin birçok ilinde kurulan üniversiteler öncülüğünde gerçekleştirilmesi beklenir. Ancak ne kadar üzücüdür ki Anadolu’nun pek çok üniversitesinde yerel çalışmalara yeterince destek ve önem verilmemektedir. Özellikle Anadolu üniversitelerinde okul bitirme ve yüksek lisans tezlerinin en az %75’inin yerel araştırma konularından seçilmesi gerektiğine inanıyoruz. Doktora çalışmalarının en az %60’ının yerel çalışmaları destekleyecek konulardan seçilmesi gerekmektedir. Uluslararası çalışmalar yapan bazı köklü üniversitelerin durumu ile 1990 sonrası neredeyse her ilde açılan üniversitelerin yapacağı çalışmalar arasında farkların olması normal görülmelidir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında yerel çalışmalara verilen destek günümüz üniversitelerinin yerel çalışmalara verdikleri teşvik ve destekten daha fazla görülüyor. Bu üzücü durumdan bir an önce kurtulmak ve yerel çalışmaları ön plana çıkaran araştırmacılara teşvikler verilmesi gerekmektedir.

Bazı illerde üniversiteler bir yana yerel çalışmalar yapan, kültürel hizmetleri adeta sırtlayan bazı sivil toplum kuruşlarını alkışlamak gerekmektedir. 

Şehirlerine destek veren sivil toplum kurumlarından örnek gösterilecek kurumlardan birisi de Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı’dır.

Şehirlerin kendilerine özgü kimlikleri vardır, olmalıdır.

Şehirlerin kimliğinin ortaya çıkarılması için yapılan yerel çalışmalar olmadan ulusal çalışmaların güçlenmesi mümkün değildir.

"Geçmişten Günümüze Denizli" dergisi yıllardır sürdürdüğü yayın hayatında önemli yere sahip dergilerdendir. 

"Denizli Vak'ası" dosya konusuyla yayımlanan yeni sayısında birbirinden değerli yazar ve yazılar bulunuyor.

Geçmişten Günümüze Denizli" dergisi “Yerel Tarih ve Kültür Dergisi” alt başlığı yayımlanıyor. 61.sayıya ulaşan dergi yerel tarihin önemini bilenler tarafından çıkarılıyor. Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı’nın desteği ile yayımlanan dergi her sayısında Denizli ve Ege bölgesi ile önemli araştırma ve yazılara yer veriyor.

Derginin editörlüğünü yapan Prof. Dr. Süleyman İnan “Editörden” yazısında 61.sayının içeriği ile ilgili şu ifadelerde bulunuyor: “Nobel ödüllü Fransız yazar Andrâ Gide'e atfedilen bir söz vardır: "Hatırlamak dert verir". İnsanlar bilerek unutmak ister bazı hatıralarını. En basit neden; Gide'nin sözünde saklı. Dert ve ona eş ne kadar kelime varsa işte... ondan dolayı. Tabi bu kişisel olarak mümkün; unutur gidersin. Peki toplum hafızasına girenler... Birkaç kişi unuttu gitti diyelim, ya ötekisi, berikisi, buradaki... Birileri unutmaz, unutamaz. Denizli Vak'ası ya da Denizli Olayı diye anılan olay da böyle.

Toplum hafızasında yaşayıp anlatılagelenleri, 100 yıl sonra hatırlamak istedik. Bilirsiniz, yüklü hatıralar yürekten bir sızı gibi gelir. Kitapların, kayıtların bulanıklığını çözendir o anlatılar. Hisleri ele verir. Edebiyat gibidir. Bazen yazılı tarihin yazmadığını anlatır. İlk olarak panelle hatırlayalım istedik. Şunu anladık ki daha da geniş toplantılara ihtiyaç vardı. Sorular ve katkılardan anladık bunu.

Biz de bu konuyu dosya, bu sayıyı da özel yaptık. Bayram Akça, Milli Mücadelece Kuvay-ı Milliyeyi ele aldı. Günver Güneş, Ege'deki efelik ve zey- beklik üzerine bir değerlendirme yazdı. Atatürk üzerine geniş kütüphanesi ve okuması olan Hanri Benazus Müftü Ahmet Hulusi Efendi'nin yerinin altını çizdi. Ömer Gökmen, işte o yukarıda andığım toplum belleğinde kalanları süzüp bizler için özetledi. Panel yöneticisi olan Ercan Haytoğlu yerinde açıklama ve katkılarla konunun detaylanmasma müsade etti.”

Sağ olsunlar derginin her sayısını gönderiyorlar. 

Bu sayıda özellikle “Millî Mücadele Dönemi Denizli” ve “Demirci Mehmet Efe” ile ilgili yazılar dikkat çekiyor. Emeği geçen herkese teşekkür ediyor ve hizmetlerinden dolayı kendilerini kutluyorum.

Darısı diğer şehirlere ve şehir üniversitelerine, şehrin sivil toplum kuruluşlarına temennisiyle bitirelim cümlemizi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.