Yerli basının bazı kalemleri Milli Mücadele ve Atatürk’e karşı saldırmaktadırlar. Bunların bir kısmı gerçek hain iken bir kısmı da gaflete düşmüşlerdir. Gafil yazarların bir kısmı yüz ellilikler arasında yurt dışına sürülmüş, daha sonra Atatürk tarafından af edilerek, ülkesine dönmüşlerdir. İhsan ILGAR, bir gün Falih Rıfkı ATAY’ı Moda semtindeki evinde ziyaret eder, gerisini kendisinden dinleyelim.

       “ Refik Halit KARAY da orada idi, Milli Mücadele yıllarının bu birbirine düşman iki kalemi, şimdi her eyi unutmuş gibiydiler. Refik Halit KARAY’a niçin milli mücadeleye ve Mustafa kemal Paşa’ya karşı çıktıklarını sordum. Bana şöyle demişti: “ biz evde okulda padişahım çok yaşa.” diye büyütüldük. Yedi evliya kudretinde olan Padişahlara dil uzatılamazdı. Tarihte de görüyorduk. Anadolu’da bir sergerde çıkıyor, bir Paşa bayrağını kaldırıyor, İstanbul kapılarına kadar gelebiliyor, ama orada da kelle elden gidiyordu. Sonra, Mustafa Kemal’i de bize, sarhoş, eğlence, zevkine düşkün, sıkıya gelince istifa edip çekile veren biri olarak tanıtmışlardı. Hem de böyle tanıtanlar eski askerlerdi. Ayrıca bizi düşündüren bir durum daha vardı. Bu başkaldırış yalnız bir Padişaha karşı da değildi. Karşımızda kocaman bir İngiliz İmparatorluğu ve onun müttefikleri vardı. Biz, en kuvvetli zamanımızda bu kuvvete boyun eğerek bu hale düşmüştük. Şimdi ona nasıl karşı konabilirdi. Zavallı Anadolu’nun akıtacak kanı mı kalmıştı ki? İşte bu telkinler içinde biz bu davanın yanlış takipçisi olarak kaldık.

       Fakat, Ordu büyük Taarruzla İzmir’e dayanınca gerçeği anlamaya başlamıştık. Hele İstanbul’dan Türk sancağını selamlayarak müttefiklerin çıkışını görünce ancak uyanabilmiştik. Yurt dışına gidince de elbette memleketimizdeki hareketleri yakından takip ediyorduk.  Birbiri arkasınca yapılan devrimler, gelişen Türkiye karşısında bu büyük adamın ne olduğunu, memleketi nereye götürmek istediğini anlayabilmiştik. Biz kalemimizi bu memlekete asla hıyanet için kullanmadık. Biz yapılan hareketlerle memleketi daha kötü bir yola sürükleyenleri uyardığımızı sanıyorduk. Kurtuluşun yanıldığını yanlış yolda olduğunu sandığımız için böyle davrandık. Bunun için de bugün el sıkıştığımız Falih Rıfkı ile o devrede kanlı bıçaklı olmuştuk. Ama bugün dostuz. Bizim yanıldığımızı anladığı ve dışta bulunduğumuz sürece kalemimizi bir hıyanet uğrunda çalıştırmadığımız için de Büyük Atatürk bizi affetmek suretiyle yurdumuza kavuşturmak büyüklüğünü gösterdi.  Biliniz ki Ali Kemal de, Refi Cevat da bu hatalı görüşün kurbanlarıdır.”      İhsan ILGAR, kişisel düşüncelerini de paylaşıyor.

       Refik Halit KARAY’ın bu sözleri ilk nazarda beni düşündürmüştü.  Çünkü,  hatasını kabul ediyor, ilan ediyor ve hatta özür diliyor gibiydi.  Fakat,  bir başka düşünce, bir aykırı görüşle mücadele halinde yanılma olabilir. Ancak, bu mücadele fikir platformunda kalmalı değil mi? Memleketin kurtuluşu, milletin istiklali için kellesini, ismini, itibarını, şerefini ortaya koymuş bulan Mustafa Kemal gibi bir lidere karşı çıkarken, “ serseri, serseribaşı, sarhoş” gibi hakaret dolu kelimeler kullanmak, onun yoluna taş koymak, başkalarının evlerini işgal, yabancı bir kadınla alemler yapma, hatta ve hatta anatomik yapısıyla ilgili yalanlar uydurarak, O’nu milletin gözünde küçültmek, bir ufak yanılmayla! İzah edilemez. Bu, bir vatan ve millet hıyaneti değilse, en az şahsi çıkarını millet çıkarının üstünde tutma meselesidir. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.