Şimdi de devletin başında devşirme akıldanelerinin Osmanoğlu’na tezgahladığı …Yine de bir Arnavut olan Köprülü Mehmet Paşa vardı…Devşirme cephesi düşünüyordu…Köprülü, Deli Hüseyin Paşa’nın işini kesin olarak halletmeliydi…Zaten bir sözü iki edilmez durumdaydı…Artık bu Türk’ün başını Köprülü alamaz ise kimse alamazdı….Köprülü’nün Sadareti ile devşirmenin içi biraz rahatlamıştı…Çünkü Köprülü ‘Bir Padişah  gibi yönetmek şartıyla vezir-, Azam olmuştu…Zaten Köprülü dünden hazırdı…Vezir-i Azamlığa geldiği günden beri, Türk delisi Hüseyin Paşa’yı kıskanıyor, bir gün kendi yerine geçeceğinden korkuyordu…Köprülü kimseye danışmadan Deli Hüseyin paşayı görevinden azletti…Üstelikte Deli Hüseyin Paşa’nın katline karar verip Edirne’ye çağırdı…Fakat son anda Reisül Küttap’in, saray ağalarının ve Padişah’ın annesinin engellemesi sonucu Hüseyin Paşa yaşama şansı buldu…Köprülüye sordular… “Girit gibi bir adada, yıllardır canla başla hizmet eden değerli bir vezir’in suçu ne ki, başını istersin?...Köprülünün yanıtı..”Zalimdir” “Kimsenin bir şikayeti yok …Böyle asılsız bir nedenle insan öldürülür mü?  Sonra niçin fetva almıyorsun? Fetva(!)Arnavut fetva almayı unutmuştu…Fetva sorusunu ortaya atanlar istemeden Arnavut’a bir akıl vermişlerdi…Arnavut derhal Şeyhülislam Bolulu Mustafa efendiden  Hüseyin Paşa’nın katli için fetva istedi…fakat gelen cevapta “Böyle ünlü bir vezirin belgesiz katli sıkıntı yaratır…Ama kendisine akçalı bir görev verilsin, eğer zulum yapar, haksızlık eder ve şikayetler gelirse o zaman katli vacip olur..”Hüseyin Paşa’yı korumak isteyen herkes Arnavut’a istemeden akıl veriyordu…Hüseyin Paşa Edirne’ye geldi ve çocuk Padişahın huzuruna çıkarıldı ve Kaptan-ı Deryalık verildi…Arnavut bu görevi verirken şöyle düşünmüştü…” Bu deli derebeylerinden ve Adalardan para alır bende bu gerekçe ile başını koparırım…Fakat kendini sevenler uyardılar…”Aman dikkat et Derya beylerinden, tersaneden veya başka yerlerden para almayasın bin canın olsa birini bile kurtaramazsın…” Arnavut’un niyetini söylediler…Zaten Deli Hüseyin Paşa böyle bir insan değildi…Hatta Derya Beylerinden Kaptan-ı Derya’ya veregeldikleri köle, saat, kumaş gibi hediyeleri de almadı…Arnavut Köprülü Hüseyin Paşa’nın bu tuzağa düşmeyeceğini anlayınca başka bir tuzak hazırladı…Gazi Paşa’yı Kaptan-ı Deryalıktan alarak Rumeli Beylerbeyi yaptı…Gazi Hüseyin Paşa Kaptanı Derya iken yıllardır Girit’te topladığı para ile idare etti…Rumeli’ye geçince parası bitti…Hizmetlerine bakan leventlerin ulufelerini veremez oldu…bunu için “Zahire baha” adıyla zenginlerden bir miktar para topladı…Ve bu esnada da Osmanlı da cellat başı kesilen Arnavut vezir-i azamın eline de büyük bir koz verdi…Arnavut Filipe Kadısı Süleyman Efendiye gizlice haber göndererek “Hüseyin paşanın zalimce bir davranışı var ise bu davranışa uğrayanların İstanbul’a  gönderilmelerini istedi…Kadı efendi Arnavut’un buyruğunu yerine getirdi…Köprülü tatlı dille Hüseyin Paşa’yı İstanbul’a çağırdı…Ona Kürkler giydirdi. Onun ağırlanmasını sağladı…Ayni akşam Padişahın huzuruna çıktı…Hüseyin Paşa hakkındaki devşirme iddialarını, iftiralarını saydı döktü…Filipe Kadısını eliyle gönderilen şikayet dilekçelerini verdi…Sonra katli için izin istedi Padişahta verdi…Ertesi günü Padişah huzuruna çıkartıldı…Padişah Arnavut’un iddialarını Hüseyin Paşanın yüzüne söyledi.. Padişah şöyle dedi; “Yıllarca Girit’te başkomutanlık yaptın , Gönderilen binlerce kese altını yerine harcamadın…Hizmet etmedin…Kandiye kalesi alınacak iken ihmal gösterdin…Emektar bir vezir olduğun için o zaman hakkında işlem yapılmadı…Şimdi ise Rumeli de zorla para toplamaya başladın…Deli Hüseyin Paşa bu sözleri sukunetle dinledi ama Padişaha da yalvarmadı, zaten kişiliğide buna uygun değildi…Sadece şöyle dedi..”Bana edenleri Allah’a havale eyledim…Beni çoktan öldürmek isterlerdi bilirim. Size gönderilen şikayet dilekçeleri ısmarlamadır…Padişah daha fazla dinlemedi..Zira onun yapacak daha önemli işleri vardı …Mesela avcılık gibi…(!) ”Yedikule zindanına gönderildi…iki gün hapis yattıktan sonra Aralık 1658 de boğularak öldürüldü…Sen misin odunculuktan öte geçen…

İmdi Osmanlıda bu devşirmeler sarayda Endurun’a alınıp eğitilip devletin yüksek kademelerine getirilip güç sahibi olduktan sonra, bu devşirmeler devletin hayrına hiç iş yapmadılar…Hatta öyle oldular ki padişahı bile takmayıp kendi kafalarına ve mensubu oldukları ülkenin ve dinin emirleri gereğini yerine getirip Osmanlının çöküşünü hazırlayarak  soylarının intikamını aldılar. Görünüşte müslümandılar ama içlerindeki kini hiçbir zaman bırakmadılar ve fırsat bulduklarında kendi menfaatlarını,  Devletin al-i menfaatlerinin önüne geçirmekten çekinmediler. ..Rüşvet yalancılık dolandırıcılık hepsi bunlarda idi..Kendi menfaatleri için yukarıda da anlattığımız gibi Kahraman devlete sadık Türk paşalarını da harcamaktan çekinmediler…Kuruluşu Türkmen ve Yörük olan devletin “Pencik “ denen sistemle devşirme hırıstıyan çocuklarını toplayıp endurundan geçirip devlete baş yapan Osmanoğlu bunun acısını hep çekti..Bu devşirmeler Sultan genç Osman’ı bile çıplak bir eşeğe ters bindirip İstanbul sokaklarında dolaştırdıklarını tarihler yazmada…Başlangıcı Türk asli unsurları ile kurulan ama daha sonra devşirmeler marifetiyle Türk’ü dışlayan bir zihniyeti günümüzde bazı kendini bilmezler tarafından  “yeniden oluşturulma çabalarını” da ibretle izlemekteyiz…Tarih bilincinden yoksun bu kişilere tavsiyemiz tarihi iyi  okumalarıdır…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.