Şehre dair yazmak zordur. 
Yazmak ne kadar zorsa okuyucu bulmak daha da zordur. 
Yarım asra yaklaşan yazarlık hayatımızda daha çok şehre dair, şehrimize dair yazdık. Yazıyoruz. 
Yazacağız. 
Şehrini yazmayan, şehre aidiyet hissetmeyip artı değer üretmeyen ve yaşamayanların bizden olduğunu, bizim gibi düşünüp bizim gibi hissetmediklerini bilenlerdenim. Ancak küsmek, yazmamak çözüm değil.
Yazmak, inadına üretmek zorundayız. 
Bugünler için değil, yarınlar için, dünde kalmış ve şehri bize emanet etmiş yücelikler adına var olmak, üretmek ve inadına dik durmak zorundayız. 
Belki umudumuz kırılmış olabilir yaşayanlara karşı ancak toprağın altında şehri bekleyenlere karşı sorumluluğumuz devam etmektedir. Umutlu olmak için toprağın altında ebedi istirahatgahlarında vatanı bekleyenler adına yeterli bir sebeptir.
Çoğu zaman değmez, yazmak beyhude bir çaba diye düşündüğümüz olmuştur. Ancak birileri öyle istiyor diye üretememek şehri inkâr etmektir. Bunu da biliriz. 
İnsan ve şehir bir bütünse ortak değerler adına süfli duydu ve beklentileri bir yana bırakarak üretmeye devam etmek zorundayız. 
Şehrin insan, şehrin dün ve şehrin gelecekte de biz olmasını, bizim kodlarımızı devam ettirmesini istiyorsak varsın filler yukarıda tepişsin biz türkümüzü söylemeye devam edeceğiz. 
Bizler ezilme, horlanma ve itilip kakılma da olsa sonunda her şeyi göze alarak çıktığımız yolda tek başımıza kalsak da kalemlerimizi kıramayız. Kaleme yemin eden bir medeniyete ram olmuş gönüllüler adına yapmalıyız bunu. 
Eğilip bükülmeden dimdik yürüyerek ve gür sesimizle bazılarının kulaklarının çınlatmalı, zarını patlatmalı, gözlerini kör etmeli ve kalplerindeki paslı kilitleri kırmalıyız diye düşüyorum.
*
Yaşamak kadar kutsal, adalet kadar yüce ve insan kadar Tanrının kalemi olma görevi verilenler şanslı oldukları kadar zor bir görev üstlendiklerinin bilincinde olmalıdırlar.
“Kaleme ve satır satır yazdıklarına and olsun!”(Kalem Suresi,68:1)
Satır satır yazmak ve yazdıkları uğruna mücadeleyi göze almaktır hayat. 
Hayat yolculuğunda en çok mola verilen duraklardan birisi de insanın doğup büyüdüğü şehirler, köy ve kasabalarıdır. Sonra gezip dolaştığı vakit geçirdiği ve mekânlar gelir. Ve yazmanın kutsiyetine iman edenlere verilen görev “and olsun” makamından hareketle üretmek, sormak, soruşturmak ve yeniden iman etmektir. Yazıya, gerçeğe, adalete, medeniyete, kültüre, değerlere…
*
Şehirlerin kalkınmışlığı kültürlerini taşıyıp taşıyamadıkları ile ölçülmektedir. Modernizmin bir anlamı da değerlerine sahip çıkarak ilerlemek olsa gerektir. Modern insan imar eden ve imar ederken kültür kodlarını gelecek nesillere taşıma görevini üstlenen insandır. 
Bu anlamda Şehzade Şehrinin kat edeceği çok yol var demektir. Manisa gibi bir şehrin ivedilikle geleceğe dair kültür envanteri çıkarılmak zorundadır.
Manisa'da yaşayan yazarların hiçbir siyasi görüş farkı gözetmeksizin bir çatı altında birleşmesi gerekir. Bu konuda belediye ve kamu kurumlarının da gereken desteği vermeleri beklenir. Manisa'nın tanıtımı açısından yazarların önemli görevler ifa ettiğini biliyoruz. Bu konuda gazeteci ve yazarların çalışmalarının desteklenmesi, kitaplarının yayımlanması şehir adına olumlu bir adım olacaktır.
*
DAVET
Manisa Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle 19 Haziran Salı günü saat 14.00’da Manisa Büyükşehir Belediyesi  Kültür Merkezi Meclis Fuaye Salonunda “Aşk’ın Ben’i” kitabımızın imza günü ve söyleşisi yapılacaktır. Okuyucularımızın teşriflerini bekler,  geçmiş bayramlarını tebrik ederim.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.