İnsanlar hayatları boyunca belirli ülküler ve inançlarla birlikte, onlar için yaşamış mücadele etmişlerdir. İnsanoğlu bir değerler manzumesidir.  Her ne kadar yeni zamanlarda birey ve onun hazları en üstün özellik olarak tanımlansa da bu tanımım yapanlar da bir hedefin ve niyetin parçaları ve tamamlayıcılarıdır.

     Şimdilerde kişinin hükmü hep önde oldu, istediğini yaptı, keyfine baktı, dünyaya bir daha mı geleceğim, yaşarım, gezerim tozarım dedi, hele bir de iktisadi özgürlüğünü kazanmışsa hiçbir şey umurunda olmadı. Bu düşüncelerinin en büyük destekçisi de teknoloji, bilim ve ulaşımdı.  Bütün dünya nimetleri, kişinin arzularına hizmet eder hale geldi.

     Fakat dünya kurulalı beri insanoğlunu hep ikaz eden ve doğruları gösterenler oldu. Peygamberler onlar doğru yola getirmek için çaba sarf ettiler. Dünyanın evliyaları, âlimleri, sanatçıları, feylosofları insanlara hizmet ettiler. İnsanlar var olduğundan beri hep topluluklar halinde yaşadılar, birbirini daha iyi tanıdılar belirli özelliklere sahip oldular dillerini var ettiler ve en önemlisi belirli hedeflere yöneldiler bu hedefler onların hayat gayesi oldu. Onlar inançlarıyla yaşadılar. Yaşamaya da devam ediyorlar. Kim ne derse desin inancı arkasına almış ve millet olmuş kitleler, dünyaya hâkim olmak için çalışmaya devam etmekteler, onlar kendilerini üstte görüp diğer farklı kitleleri kendilerine bağımlı, lafını dinleyen hizmet eden tabir uygunsa köle etmek için çalışıyorlar. Bu binlerce senedir böyle oldu, böyle yaşandı ve şimdi de şekli farklı olsa da yine aynı öz ve fikirle uygulamalar devam etmektedir.

     Bütünü yakalamak önemlidir, ağaca bakarken ormanı da görmek gerekmekte, dünyanın değişim içinde olduğu bu zamanlarda, dünya yeni bir şekle ve yaşayışa doğru yol alırken, bu düzenin program ve uygulayıcıları var güçleriyle çalışmaktadır. Fakat hiçbir şey kesin çizgilerle ve kolay bir şekilde oluşmaz, bu hep bir mücadeleyi gerektirir. Millet içinde bile farklılıklar bulunur ve iktidarı ele geçirmek için büyük mücadeleler olur. Bu planları uygulayanların, nasıl belirli prensipleri mevcutsa, biz de, şerefli bir geçmişi olan Türk milleti olarak kendi değerlerimiz üzerinden donanımlı olmalıyız.  Bizim bize ait olan, kültürümüz, sanatımız, dilimiz, düşüncemiz ve inançlarımız bizi biz yapar ve bize güç katar,  

     Dünyada iletişimin bu kadar kolaylaştığı ve yönlendirmelerin fazlalaştığı zamanlarda etkileşim ve bazı değişimlerin olması kaçınılmazdır. Bu zamanlarda insanları etkilemek ve başkalaştırmak daha kolay olmaktadır. Bizler özümüze sahip çıkmak, uyanık olmak zorundayız. Bundan sonra dünyada mücadeleler hür ve bağımlı milletler mücadelesi olarak devam edecektir. Milletimiz tarih boyunca hep hoşgörü toplumu olmuştur. Bizi, kendimize ait olan, hoşgörüyle çerçevelenmiş milli değerlerimiz kuvvetli ve hür tutacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.