Hakkında bilinenler çok azdır, doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir. Makedonya’nın Manastır şehrinde doğmuş, aynı şehirde ilim tahsil ederek müftülük makamına yükselmiştir. İlim, güzel ahlak ve dürüstlüğü ile herkesin güvenini ve hürmetini kazanmıştır. Balkan Savaşı sonunda Manastır elimizden çıkınca Anavatana göç ederek ailesi ile birlikte Manisa’ya yerleşmiştir. Manisa’da Dar-ül  Hilafe Medresesinde görev almış, görevine devam ederken Manisa Yunan ordusu tarafından işgal edilmiştir. 

       Müftü Alim Efendiden sonra müftülük görevine getirilmiş, Kuvva- i Milliye hareketini açıktan desteklemiştir. Son derecede  cesur, karalı, pervasız ve mücadeleci bir din adamıdır, Müslümanları irşat ve silahlı mücadeleye davet  etmiştir.Yunan kuvvetleri ve yerli Rumlar tarafından, İzmir Metropoliti Hrisostomos’un emri ile Ege bölgesinde bir çok cami ve mescit yıkılmış, önemli camileri kiliseye çevirmek için faaliyetlere girişmişlerdir.  Manisa’da görev yapan ve İzmir Metropoliti Hrisostomos ile aynı adı taşıyan papaz Hrisostomos da Ulu Camii’yi tahliye etmeye, duvarlarda asılı Ayet-i Celile levhalarını indirmeye ve halıları kirletmeye başlamıştır. Yunan askerlerinin Ulu Camide olduklarını haber alan Müftü Abdulhamit Efendi 30-40 medrese öğrencisi ile birlikte Ulu Camiye doğru Karaköy semtine gelmiş, protestoya katılanların sayısı giderek artmış ve halk Ulu Camiye girmiş, müftü Efendi bağırarak halkı galeyana getirmiş ve aşağıdaki konuşmayı yapmıştır.

       “ Utanmaz mısın be adam! Yıllardır adalet ve hoşgörü sayesinde huzur içinde yaşadığın bu millete karşı böylesine bir nankörlük ve hıyanetin cezasız mı kalır zannediyorsun? Yazık ki bir din adamısın. Bu zülüm ve şenaatin öncülüğünü yapmak ruhaniliğin şanından mıdır?  Dünyanın neresinde Müslümanların İncil’e hakaret ettiğini gördün? Bütün dünyaya hükmederken bile size ve dininize karşı gösterdiğimiz adalet ve hoşgörüye mukabeleniz bu mudur? Fakat şunu iyi bil. Allah sana öyle bir bela verecek ki cesedin sokaklarda kalacak ve ona hiç kimse yaklaşamayacak.”  Müftü Abdulhamit Ef endi, bağırıp çağırmaya devam edince metropolitin eli ayağı titremeye başlamış ve Ulu Camiyi terk etmiştir.

       Gerçekten de birkaç gün sonra Metropolit vekili eceli ile ölmüştür, Müslümanların tepkisini ortadan kaldırmak isteyen Yunan işgal kuvvetleri, Müftü Abdulhamit Efendi ve Müslüman halkın da cenaze törenine katılmalarında ısrar etmişlerdir. Müftü Efendi, Yunanlıların bu teklifini ret  edince Yunanlılar Müslüman halk üzerinde baskılarını artırmışlar, maksatları güya Müslüman ve Hırıstiyan halkın cenazede buluştuklarını, Manisa’da kardeşlik tesis ettikleri propagandasını yapmaktı. Halkın daha fazla eziyet görmemesi için Müftü Efendi cenaze törenine şartlı katılmayı kabul etmiş, Müslümanların Hıristiyanların otuz adım önünde yürümesi kararlaştırılarak Yunanlıların oyunu bozulmuştur. Papazın cesedi üç gün beklediği için iyice kokmaya başlayınca Yunan komutan, Müftü Efendinin teklifini kabul etmek zorunda kalmıştır. Ancak bu olaydan sonra Müslüman halka baskılar artınca ve Müftü Efendi çalışamaz duruma gelince gizlice Manisa’dan İstanbul’a kaçmış daha sonra asıl memleketi olan Manastır’a gitmiş ve orada vefat etmiştir.        

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.