Birinci Dünya Savaşı sonunda Mondros Mütarekesi gereği Irak’ta bulunan Albay Cafer Tayyar ( EĞİLMEZ) komutasındaki Türk Ordusu Musul’dan ayrılmamak için direnmişlerdir ancak 1918 yılında işbaşında bulunan Osmanlı Hükümetinin baskıları üzerine Kerkük Bölgesi terk edilerek Anadolu’ya doğru yürüyüşe geçmişlerdir. Kerkük’te geçtikleri son köprüye daha sonraki yıllarda” Son Tabur Köprüsü” adı verilmiştir. Türk Ordusu, Telafer’den ayrılırken yola dökülen Araplar, Türkmenler ve Kürtler, “ Bizi bırakıp nereye gidiyorsunuz? İngilizler, bizi birbirimize kırdıracaklar.” diyerek gözyaşı dökmektedirler.  Türkiye- Irak sınır çizgisi İngiliz Casusu bir bayan tarafından çizilmiştir. 1920 yılında  İngilizler kendilerine bağlı uydu bir devlet kurarak, Mekke Şerifi Hain ve satılmış Hüseyin’in oğlu  1. Faysal’ı kral lan ettiler. Lozan’da Musul’u masada kaybettik.

Tarihte Irak isminde bir devlet olmamıştır, Irak’ta Araplar, Türkmenler, Kürtler, Keldaniler, Yezidiler ve diğer etnik unsurlar yüzyıllarca birlikte yaşamışlardır. Türkmenler, sırası ile İngilizler, daha sonra da dikta rejimi ve Cumhuriyetçiler!  tarafından daima zulme ve soykırıma uğramışlardır. Gerek krallık ve gerekse Baas  rejimi dönemlerinde ticari faaliyetlerden men edildi, memurlar sürgün edildi, yaşadığı mahalle ve köyler imardan ve alt yapı yatırımlarından mahrum bırakıldı, öğrenim hakları kısıtlandı, toprakları gasp edildi, bazı yöneticilerimiz Türkiye dışında Türk yoktur deyip diğer ülkelerde yaşayan Türk dünyası ve soydaşlarımızın sorunları ile ilgilenmediler. 1950’li yıllarda Bağdat paktı tesis edildi ama Irak’ta yaşayan soydaşlarımızın kaderi değişmedi.

1958 yılında Irak’ta yapılan bir askeri darbe ile Krallık devrildi ve sözüm ona Cumhuriyet ilan edilmişti. 14 Temmuz 1959 günü Irak Cumhuriyetinin kuruluşunun birinci yıl dönümünde Türkmenler milli kıyafetleri ile törenlere katılmışlardır. Yürüyüş kortejinin en önünde bulunan silahlı Baas partisi militanları Saddam Hüseyin liderliğinde silahsız Türkmenlere saldırmışlar ve çok sayıda Türkmen katledilmiştir. Kahveci Osman Hıdır’ı şehit ettikten sonra ayaklarından ip ile motorlu araca bağlayarak caddelerde sürüklemişler, Türkmenlerin sokağa çıkmalarını yasaklamışlardır.  Türkmen ileri gelenleri evlerinden toplanarak askeri karargaha götürülerek Türkçülük yapmak, Turancı olmak suçlamaları ile ağır işkencelerden geçirilmiş, yüzlerce Türkmen tutuklanmış Türkmen ileri gelenlerinden Irak Ordusundan emekli olan Albay olan Ata Hayrullah, kardeşi Dr. İhsan Hayrullah’ın gözleri önünde vahşice şehit edilmiş, daha sonra da kardeşi Dr. İhsan Hayrullah aynı şekilde hunharca şehit edilmiştir.  

Hiç ummadıkları bir anda hazırlıksız yakalanan Türkmenler üç gün üç gece boyunca katliamlara maruz kalmış, evleri ve dükkanları yakılmış, yıkılmış, mal varlıkları yağmalanmış, binlerce Türkmen tutuklanarak günahsız yere zindanlarda işkencelere uğramıştır. Türkmen katliamı yabancı basında yayınlanınca takti icabı Irak Cumhurbaşkanı olayları kınamış! Ve sözde suçluları tutuklamış bağımsız! Mahkemelere sevk etmiş ve verilen cezalar hiçbir zaman uygulanmamıştır. Maalesef ki bizim Ankara Hükümetimiz de bu Türkmen katliamına sessiz kalmıştır. Türkmenler üzerindeki baskılar yıllarca devam etmiştir ve halen de devam etmektedir. Günümüzde Türkmenler, çok zor şartlara ve çeşitli baskılara rağmen Irak’ta, Kerkük, Musul, Telafer, Hurmatu ve Tuzhurmatu’da varlıklarını devam ettirmek için canlarını ortaya koymaktadırlar. 

Bir Kerkük Hoyratı şöyledir: Derdim var, dağdağam var/ Baktım bir dağ baş eymiş / Bildim ki o dağda gam var./          

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.