NUMARALADIRILMIŞ TEZATLAR 

1. Çok önemli bir etkinlik, bir şölen havasında. Ödül töreni: Konusu “Çocukların Geleceğinde Doğa ve Çevre”

2. Ödül törenine iki kişi geliyor. Biri erkek 60-65 yaşlarında, yanında bir hanım o da erkek kadar şık giyimli 40-45 yaşlarında. Erkek bir şirketin genel müdürü, kadın aynı şirketin sosyal işlerinden sorumlu müdürü. Salona girer girmez kafalar onlara çevriliyor. Alkış ve protokolde ki yerlerine oturuyorlar.

3. Kilometrelerce ötede tabiat dengesi bozulmuş, kimyasal atıkların aylardır temizlenemediği bir nehir yatağı. Çevre köylüleri çok alışmış, devletin imkânları seferber edilmiş. Temizlik çalışmaları devam ediyor.

4. Bir kuş yaklaştı bölgeye. Etrafta kesif bir koku, genizleri yakıyor. Gürültü berbat zaten, Kuş konmadan uzaklaşıyor, kanat vuruşları düzensiz. Kokundan etkilenmiş gibi. Sessizlik.

5. Salonda alkışlar. Ödül sahiplerini buluyor. ““Çocukların Geleceğinde Doğa ve Çevre”nin bu yıl ki sahipleri o erkek ve kadın, dolayısı ile şirketleri. Yüzlerinde gülümseme ve teşekkürler.

6. Tören bitiyor. Doğru fabrikalarına yöneliyorlar. Her ikisi de genel müdürün odasında, ödül masanın üstünde. İkisi de düşünceli, kimyasal atıklarla kirlettikleri doğayı düşünür gibiler. Kadın soruyor” Ne yapacağız? İnşallah bu meseleyi zararsız atlatırız.”

7. Fabrikanın kapısından bir gazeteci giriyor. Ödül töreninden onları tanıyor. Araştırmış. Şimdi burada işte. Odaya alıyorlar. Her soru cevapsız. Çareyi soruyor gazeteci neden yaptınız diyor sadece.

8. Nehrin kenarlarında ölü tatlısu balıkları, etrafta kavrulmuş kararmış yeşillikler tek canlı görünmüyor.

9. Gazeteci vicdanları olmuş bu iki insanın. Patronları ile konuşuyor, bakıyorlar ki onun hiçbir şey umurunda değil. Töreni de o düzenletmiş.

10. …ve o iki kişi o gece birlikte istifa ediyorlar, Mücadele yerine terk ediyorlar meydanı.

11. Basın bırakmıyor peşini. Devlet gereğinin peşinde. Mahkemeyi doğa kazanıyor. Üretim kesiliyor, can geliyor tabiata. Bir uzun vakit alıyor ama olsun diyor, adalet yerini buldu. Başkalarına ders, vicdanlarına ses olur inşallah.

12. Olayın üstünden yaklaşık 3 yıl geçti.

Şimdi pek çok şey daha güzel. Balıklar cirit atıyor nehirde.

Kuşlar, orman da ki hayvanlar su içiyorlar nehirden. Her yer dipdiri ve yeşil, çiçekler rengârenk.

Doğa çocuklara umutlu bir gelecek vadediyor. İşte para ve hırsın, vurdumduymazlığın yan ısıra, bu nefsi duygulara en büyük tezat doğanın ve çocuklarının tebessümü oluyor.

Ömrü boyunca, sağlıklı bir yaşam her kesin hakkı değil midir? …ve o iki insan ve gazeteci ömürlerin sonuna kadar doğa ve çocukların geleceği için çalışıyorlar, çalışıyorlar, çalışıyorlar. Patronları hukuk önünde hesabını veriyor, vicdanı ateşler içinde bir yudum su su diye inliyor, kirlettiği sular ise yüz çevirmiş.

ELİNDE BİR KUŞ AĞLAYAN ÇOCUK

Nice özenle yapılmış, bir kent parkının içinden akan derenin yanı başında ağlayan bir çocuk.

Elinde ki kuşun cansız bedenine donmuş bakışlarını kilitlemiş.

Konuşmuyor, hıçkırıyor sadece.

Ailesinden aldığı merhamet duyguları o an da tavan yapmış.

Çocukluğunun safiyetiyle öylece, önünde ki kimyasal atıklarla kirlenen sudan çıkardığı o küçücük cansızla bütünleşmiş.

Öfkeyi henüz bilmiyor, kime ne söyleyeceğini de.

Bilmiyor zehrin ve kirletmenin ne denli kötü bir şey olduğunu.

O sadece içinde ki hayvan sevgisinin, bedeninde yarattığı travmayı yaratan, tedbirsizliğin veya vurdumduymazlığın esiri olmuş maddiyatçı anlayışı henüz tanımamış.

O bilmeden bir çaresiz tabiat fedaisi gibi, bencil nefislerin para için tapınmalarının dışında gözyaşları ve çocuk ruh haliyle biz insanlara tabiat sevgisini, sağlıklı yaşam prensiplerini resmediyor.

Bir kadın yaklaşıyor yanına. Sevecen ve duygusal bakışlarla bir an duruyor. Çocuğa eğiliyor, elinden cansız kuşu alıyor. Ellerini ıslak mendil ile siliyor, bir daha bir daha temizliyor.

“Yavrum bir yere dokunma” diyor “evde güzelce bir daha yıkayacağız.”

Kadın beyaz zehirleri şöylece bir süzüyor. Yerlere yatmış yeşilliğin arasından kaçışan ördekleri görüyor. Sonra korumaya alınan hayvanlar adına seviniyor.

Çocuk halâ arkasına baktığı hâlde annesi ile birlikte oradan uzaklaşıyorlar. 

Anne işin sebebini elbette biliyor ama susuyor.

Hatta içinden bile geçirmemeye çalışıyor, sanki biricik kızı duyacakmış gibi.

Etkilenmesin yavrucak.

Bilmesin, bazı kendini bilmezlerin onların geleceğini hiçe saymalarını.

Anne ve çocuk hüznün karamsar bahçelerine dalar gibi şehrin sokaklarında kayboluyorlar.

Birkaç hafta önce ki güzelim derenin parkta ki o cazip manzarasına kavuşma arzusuyla, bekliyor şehir.  

Bilmekte Fayda Var

  • Çevre sorunlarının artması, çevre ile ilgili tedbirlerin alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. Sürdürülebilirlik, doğal hayatın korunabilmesi ve çevresel değerlerin hukuki güvence altına alınması amacıyla düzenlenen çevreye ilişkin hükümler, ülkelerin Anayasa, Kanun ve Yönetmeliklerinde yer almaya başlamıştır.

  • Çevre hukuku ile ilgili gelişmeler ilk olarak 1982 Anayasasının 56. Maddesinde: “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamak hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların görevidir.” ibaresiyle yer almıştır. Anayasada bu hükmün ve hakkın yer alması çevre mevzuatının da ülkemiz açısından geliştirilmesini ve uygulanmasını zorunlu hale getirmiştir. İlk Çevre Kanunu 09.08.1983 tarihinde 2872 sayı ile yayınlanmıştır.

  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca hazırlanan Atık Yönetimi Yönetmeliği 02.04.2015 tarih ve 29314 sayı ile Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.