Kafkassam Başkanı Prof. Dr. Hasan Oktay ile ‘Köklerden geleceğe’ programında kapsamlı, ufuk açıcı bir program gerçekleştirdik. Malum savaşın yaşandığı İran coğrafyasının kadim Türk yurdu olduğunu düşünecek olursak programda Türklerin Orta Asya’dan başlayıp İran ve Anadolu’ya uzanan o muazzam yürüyüşünü mercek altına aldık.

Türklerin İslam dinine sunduğu eşsiz hizmetlerden, İran coğrafyasında kurulan kudretli Türk devletlerine ve bölgenin dini/sosyal yapısını değiştiren Şiileşme sürecine kadar tarihin en kritik dönemeçlerini konuştuk.

Telenews TV kanalında yayınlanan "Köklerden Geleceğe" programında İran’da 1000 yıl süren Türk hakimiyeti üzerine detaylı söyleşi yaptık.

Programda İran coğrafyasındaki Türk hakimiyetini ve bu sürecin tarihsel, kültürel ve dini boyutlarını detaylı bir şekilde analiz etme imkanı bulduk.

Program boyunca üzerinde durduğumuz öne çıkan konuları ve ana başlıklar şunlar oldu:

1. Türklerin İran Coğrafyasına Gelişi ve "İlahi Yürüyüş"

Prof. Dr. Hasan Oktay, Türklerin Türkistan'dan İran üzerinden Ortadoğu'ya (Bağdat, Irak, Suriye) gelişini "ilahi bir yürüyüş" olarak nitelendiriyor. İslam dünyasının Emevi - Abbasi mücadeleleri ve Kerbela Vakası gibi olaylarla büyük bir krize girdiği bir dönemde, Türklerin bu coğrafyaya "yeni bir aktör" ve "İslam'ın kılıcı" olarak gelip bölgede hakimiyet kurduğunu huzur ve güvenliği sağlayarak devlet mekanizması teşkil ettiğinin üzerinde duruyor.

2. Abbasiler ve Türk Savaşçılar

Abbasilerin, Türklerin askeri yeteneklerinden faydalanmak ve korumak amacıyla Türklere için özel Avasım şehirleri (örneğin Samarra) kurduklarını bilinmektedir. Hatta Türklerin savaşçılık özelliklerinin bozulmaması için Arap kızlarıyla evlenmelerine izin verilmediği, Türkistan'dan getirilen Türk kızlarıyla evlendirildikleri bilgisi ön plana çıkmaktadır.

3. İran'da 1000 Yıllık Kesintisiz Türk Hakimiyeti

İran'da 1925 yılına (Kaçar Hanedanı'nın yıkılışına) kadar yaklaşık 1000 yıl boyunca Türklerin hüküm sürdüğü vurgulanıyor.

İran coğrafyasında kurulan Türk devlet ve hanedanlıkları şunlardır:

• Gazneliler: İran'ın doğusunda hakimiyet kuran ilk Türk devleti.

• Büyük Selçuklular: İran coğrafyasının tamamına hükmeden yapı.

• İlhanlılar: Moğol konfederasyonu içinde Uygur Türklerinin bürokratik ve kültürel ağırlığı.

• Akkoyunlular ve Karakoyunlular.

• Safeviler: Şah İsmail dönemi.

• Afşarlar: Nadir Şah Afşar dönemi.

• Kaçarlar: 1925'e kadar süren son Türk hanedanı.

4. İran’da Türk Kültür Mirası ve "Pers" Algısı

İngilizlerin 1925'ten sonra bölgede bir "Pers" algısı yaratarak Türk izlerini silmeye çalıştığının altı özellikle çizilmekte ve bunun özellikle ortaya konulmuş bir algı olduğunu hatırlatılmaktadır. İran'daki mimari eserlerin (İsfahan, Şiraz, Tebriz gibi şehirlerdeki eserler) büyük çoğunluğunun Türk hanedanları döneminde yapıldığını, ancak bugün bunların yanlış bir şekilde sadece "Fars kültürü" olarak pazarlandığınının üzerinde durulmuştur.

5. Günümüz İran'ındaki Türk Nüfusu

Bugün İran'da yaklaşık 45 milyon Türk olduğu tahmin ediliyor:

• Azerbaycan Türkleri: 30-35 milyon civarı.

• Kaşkay Türkleri: 3.5-4 milyon (Konar-göçer yaşam tarzını sürdüren grup).

• Türkmenler: Türkmen Sahra bölgesinde yaklaşık 2 milyon.

6. İran’da Şiiliğin Devletleşmesi ve Şah İsmail Faktörü

Şiiliğin bir ideoloji olarak devletleşmesinde Türklerin (özellikle Safevilerin) rolü detaylı olarak anlatıldı. Şah İsmail'in, Anadolu'daki Türkmenleri (örneğin Erzincan toplantısı) yanına çekerek İran'da güçlü bir Şii-Türk devleti kurduğu ve bu sürecin İran'ın mezhepsel kimliğini kalıcı olarak değiştirdiği üzerinde duruldu.

Söyleşinin özetinde İran'ı bir "Fars" coğrafyası olarak değil, tarihsel olarak bir "Türk yurdu" olarak görme gerektiği perspektifi ön plana çıkmaktadır.

Videonun orjinalini izlemek için: https://www.tarihistan.org/; https://www.youtube.com/@tarsam_org; https://www.youtube.com/watch?v=FnDyybz_UVc&t=734s