Kurtuluş  Savaşımızın önemli komutanlarından Kazım KARABEKİR Paşa’nın 1923 yılında yaptığı bir konuşmadan bir paragrafı değiştirmeden aynen yazıyorum.”   Arkadaşlar! bugün Ziraat Bankasının ikraz ettikleri paraları bir tarafa yazarsak pek acı hakikatlerle karşılaşmış oluruz.  Bu paranın yüzde ellisi düğünlere ve lüzumsuz göreneklere sarf edilmiştir. Birçok aileler düğün yüzünden mahvolmuştur. Moda yüzünden bedbaht kalan aileler ise pek çoktur. Bu gibi sarfiyatımızı behemehal tahdit etmeliyiz. Gerek düğünlerde, gerek modada göreneklerin tahripkar israflarından kaçınmalıyız. İşte basit, fakat milletimizi tahrip eden bu mücadelede hanımlarımızı birinci kademede görmekte bahtiyar olacağız. O hanımlar ki Mütarekeden itibaren değil; daha evvel ta Harb-i Umumi’nin en müthiş anlarından beri her türlü meşakkatlere katlandılar. Her türlü yoksulluklara göğüs gerdiler. Arkadaşlar, askerimiz fedakarlık etmiştir. Lakin suret-i Umumiyede bir asker kursağında sıcak yemek yokken ölmemiştir. Fakat geride öyle hemşireler biliyorum ki günlerce aç kaldılar ve günlerce inlediler. İşte bu fedakarlığı yapan hanımlarımız bu iktisat mücadelesinde de azami fedakarlığı yapacak ve bu suretle milletimizi saadete götürecektir.”

       Yıl 2017 aradan 94 yıl geçmiş, zihniyet ve kafa yapısı değişmemiştir, çiftçi bir yılda bin bir emekle yetiştirdiği ürününü satar ve parası ile oğlunu veya kızını evlendirir,  parası yetmeyince ya bankadan kredi alır veya çevresindeki faizcilerden yüksek faiz oranı ile borç para alarak gelecek yıl elde edeceği kazancını da gözden çıkarır. Önemli olan köyde şan kazanmaktır! Çocukluğumda Çukurova köylerinde düğünler bir hafta sürerdi ve bir hafta köylülere kazanla yemek pişirilir, her gün koyunlar, keçiler  kesilir, çifte davulla halaylar çekilirdi. Hatta hiç unutmam akrabamız Hakkı KOÇ amca ahırda kesilecek hayvan kalmayınca sarhoşların keyfi yerine gelsin diye eşeğini bile kesmiş, etini kavurtarak sarhoşlara yedirmişti. Kız tarafının tüm akrabalarına elbise, gömlek, iç çamaşırı, iğne oyası yağlık dağıtılmazsa çok ayıplanırdı, oğlan tarafı el kesesinden ağalık yapar, kızın tüm çeyizini yağma ederdi. 

       Başlık parası, toprak bastı parası, gençlere içki parası, düğünün ağır masrafları aileler için yıkım olmakta, nikah keramet değil felaket getirmektedir. Günümüzde de şehirde bankadan alınan kredi ile  herkese ve her yere borçlanarak yapılan düğün sonrasında alacaklılar kapıya dayanmakta, borçlar ödenemeyince icralık olunmakta, yeni evliler beş parasız ve aç kalınca birbirini yemekte, kavgaların sonunda boşanma davası açılmakta ve yuvalar dağılmaktadır. Şimdiki gençler, noksansız evlenmek istiyorlar, sıkıntıya gelemiyorlar, rahatlık ve bolluk içinde mutlu olmak istiyorlar ama hayatta her istediğimiz olmuyor. Emek olmadan, sıkıntı yaşanmadan mutluluk olmuyor. Ağır ve ödenemeyecek kadar fazla borçla yapılan evlilik mahkemede sona eriyor.   

       Kentlerde  düğün masrafları altından kalkılamayacak duruma getiriliyor, küçük nişan, büyük nişan, nikah ve düğün masrafları, lüks eşya ile döşenen evler, gereksiz gelenekler ve görenekler, komşular, akrabalar ne der, ayıplarlar, kınarlar gibi safsatalarla gençlerin geleceği yok ediliyor, aileler dağılıyor, küçücük yavrular ortada kalıyor, analı-babalı öksüz ve yetim duruma düşüyorlar. Düğün salonunda eğlenenler ve eğlenceye ortak olanlar, ertesi günü düğün sahiplerinin borcuna ortak olmuyorlar. Lüks eşyalar, otomobiller, gösterişler, şatafatlar, havai fişekler, paytonla gezmeler, kına yıkama merasimleri insanlara mutluluk getirmiyor.  Mutluluk, ne şanda, ne şöhrette, ne servettedir, mutluluk anlayışta, anlaşmakta, fedakarlıkta, güzel huy ve geçim ehli olmakta, güler yüz ve tatlı sözdedir. Bir dilim kuru ekmek ve bir tas su ile mutlu olan nice kanaatkar yoksullar vardır, gözü doymayan zenginler ise servetine rağmen istekleri bitmediği için mutlu olamıyorlar, en çok boşanma Batı, en az ise Doğu illerimizdedir, sebebini iyi düşünmemiz ve ders çıkarmamız gerekir.      

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.