Neden böyle olduk? Neden bu hale geldik? Neden sahip olduğumuz hasletlerimizi kaybettik? Kim getirdi bizi bu duruma?. Bu kadar kısa dönemde nasıl dönüştürüldük? Eskiden bizim güzel bir ahlakımız vardı. Bu ahlak ile biz herkesin hakkına riayet eder, kimsenin hakkını gasp etmez, sınırlarımızı bilirdik. Kimsenin hakkına da el sürmezdik. Bizim hoş görülerimiz vardı. Bizim herkese saygımız, sevgimiz vardı. Merhamet  sahibi idik. Yardım dileyene yardımı esirgemezdik. Evimizi, soframızı her isteyene açardık.  Kimse hakkında ön yargılarımız yoktu. Temiz duygularımızla bakardık herkese. Bu temiz duygularımızın etkisi altında kimseyi rencide etmezdik. . Herkesi dinler ve herkesin yarasına merhem olmaya çalışırdık. Bu güzel hasletlerin hepsi buhar olup uçtu. Biz ise kalan sadece bu güzel hareketlerin anısı kaldı. Şimdilerde bu toplumu tanımak ne mümkün?  Birbirini sevmeyen, birbirini öteleyen, birbiri ile yan yana gelmek istemeyen kendi çıkarları için başkasının sırtından vurmayı kendine görev edinmiş insanların bulunduğu saygısız hale dönüştük. Ön yargılı olduk. Karşımızdaki insanın ne söylediğine bakmazsızın onu sırf ideolojik gözlükle bakan insanların hal ve tavırları ile günümüze geldik. Birbirimizin ne konuşur olduğuna bakmazsızın, ne anlatmak istediğini dinlemeksizin, karşımızdaki hakkında ön yargılı olabiliyoruz. Bir şeyleri anlamak için önce dinlememiz gerekir. Dinlemeden neyi anlayacak ve neye göre kararımızı vereceğiz? Empati diye bir şey yok toplumda. Herkes “ben haklıyım” modunda. Kimse burnundan kıl aldırmıyor. Toplumda herkesin haklı olmasını bekleyemeyiz ki?  Kimse sırasını bilmiyor. Unutuldu bunlar. Saygı hele de insana saygı yapacağımız en önemli iş olmalı. En değerli varlık insan, çünkü düşünme melekesine sahip. Bu gün gerçekten sıhhatli düşünebiliyor muyuz? Toplumda herkes birbirine uyumlu olmak için saygı bir görevdir. Sevgi  ve saygının olmadığı bir toplum birbirine karşı anlayışlı bir gözle bakamaz. Şimdi bir de bunun yanına iftira kampanyalarının haddi hesabı yok. “Bir şeyler yapamazsan iftira et,  tutmazsa da izi kalır” .Bu mantıkla yapılan eylemler toplumdaki ahlak derecesinin ne kadar düştüğünü gösteren en etken bir durumdur. Sözün kısası, toplumun fertleri birbirine karşı her ne durumda olursa olsun, fertler birbirine karşı ve nefret içinde. Bu nasıl oldu. Yukarıda belirttiğim hasletlere sahip olan bir toplumun bu kadar kısa zamanda tam aksi yönde duygular nasıl yüklenebilir? Nasıl böyle bir kin duygularını kendisine yükleyebilir? Tam bir cinnet toplumu haline geldik. Ne yapıyoruz, nereye gidiyoruz, nasıl gidiyoruz ? Belli değil. Bu belirsizlik ortamında etrafımızda olan olayları görmezden gelebiliyoruz. O kadar birbirimize düşmüşüz ki milletin açlığından, kitlelerin çaresizliğinden, umutların söndüğünden, geleceğe umutla bakamamamın ezikliğini yaşayan kitleler artık yönetimin umurunda bile değil. Onlar bu çirkinlikleri görmek yerine İstanbul’da yapılacak seçimlerin peşinde. Halkın içinde yaşadığı problemler önemli değil. Halkın bu ahlaki çöküntüsünün nedenlerini, niçinlerini, nasıllarını araştırmak kimsenin aklından geçmiyor. Kısacası toplum her gün ayrışmanın ve ötekileşmenin travmalarını daha belirgin olarak hissediyor. Günlük sıkıntıların daha da ağırlaştığı bir toplumda , sorunlardan meydana gelen sebepler toplumu daha da örseliyor. İçinden çıkılmaz bir duruma doğru yürümekteyiz. Allah sonumuzu hayreylesin. İyi durumda hiç değiliz. Sür’atle kendimizi toplamalıyız. Yoksa, yoksa’yı düşünmek bile istemiyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.