Geçtiğimiz Salı günü Hicri Muharrem ayının ilk günüydü. Hicret’in 1440. yılını yaşamaya başladık. Günümüzden 1440 yıl önce Allah Rasülü’nün tebliğini kabul etmeyen Mekkeli müşriklerin Müslümanlara yaptıkları baskılar, zulümler, işkenceler, ezalar akıl almaz noktaya ulaşarak dayanılmaz hâle gelince; Allah, müminlerin Medine’ye (Yesrib) göç etmelerine izin verdi. Allah’ın bu lütfu ile Müminler, imanlarını insanca yaşama hürriyetlerine kavuştular. 

Bu şerefli göç, asla zorluklardan ve sıkıntılardan keyfi bir kaçış değildir. Bu göç, ilahi vahyin Mekke’de on üç yıl boyunca büyük zorluklar ve sıkıntılarla tebliğinden sonra şartların değiştirilerek evrensel bir muştunun bütün dünyaya tebliğine imkân arama kıyamının sembolüdür. Bu göç; imandır, kararlılıktır, azimdir, sabırdır, sebattır, sadakattir, teslimiyettir, adanmışlıktır, kardeşliktir…

Hicret, tarihi bir süreçte yaşanmış ve bitmiş bir olay değildir. Hicret, kıyamete kadar devam edecek olan dinamik bir süreçtir. Hicret, imanın yaşanmasının ve tebliğinin mümkün olmadığı şartların değiştirilerek yeni imkânların bulunmasını gerektiren dinamik bir ruhun adıdır. Bu ruh, 1440 yıl öncesinden bugünkü hayata taşınmalıdır. Her Müslüman bu Hicret Ruhu’nu hayatında yaşamak ve yaşatmakla mükelleftir. Hicret, bu anlayışla okunmalı ve değerlendirilmelidir.

Hicret, zaman ve mekân ötesi sonsuzluğa son nefese kadar yapılan mübarek bir yolculuktur…

Hicret, yeni bir başlangıçtır…

Hicret; halisane niyet etmektir, samimiyettir…

Hicret, sorumlulukların bilincinde olmaktır… 

Hicret tövbe etmektir…

Hicret; secdeye göçmektir, miraçtır…

Hicret; süflilikten ulviliğe dönüştür, değişimdir…

Hicret, hicret edeceğini bilmektir…

Hicret; derde ve çileye talip olmaktır…

Hicret, hicret etmeden önce hicret etmektir…

Hicret, hicret için sahip olduklarından vazgeçmektir…

Hicret, zulme ve adaletsizliğe başkaldırıdır…

Hicret; zalimin karşısında, mazlumun yanında olmaktır…

Hicret; dostluğa, merhamete, iyiliğe sığınmaktır…

Hicret, çaresizlere çare olmaktır…

Hicret, Allah’a teslimiyet ve Rasül’e muhabbettir…

Hicret, ubudiyettir…

Hicret, umuda koşmaktır…

Hicret, Muhacir olup Ensar’ı aramaktır…

Hicret, Ensar olup Muhacir’e kucak açmaktır…

Hicret, haramdan helale göçtür…

Hicret, isyandan imana ve itaate rücu etmektir…

Hicret, cehaletten ilim ve hikmete yürüyüştür…

Hicret; kötülükten iyiliğe, ayrılıktan birliğe, kibirden tevazua, düşmanlıktan kardeşliğe yürüme yolculuğudur…

Hicret, olumsuzdan olumluya yönelmek ve yöneltmektir…

Hicret, kendini ve haddini bilmektir…

Hicret; nefsin esiri olmamaktır, şeytana uymamaktır…

Hicret, kesretten vahdete ulaşma çabasıdır…

Hicret; bir duruştur, bir tavırdır, bir mücadeledir, bir mücahededir, bir müşahededir…

Hicret, razı olmak ve razı etmek için çırpınıştır…

Hicret; sevmektir, affetmektir, affedilmeye talip olmaktır…

İnsanlar, Kuran-ı Kerim’deki onlarca ayet-i kerimeyle ve Allah Rasülü’nün birçok hadis-i şerifiyle Hicret konusunda bilgilendirilmişlerdir.

Allah, “Hicret” edenleri; “İman edip de hicret edenler ve mallarıyla, canlarıyla cihat edenler; derece bakımından Allah katında daha üstündürler. Kurtuluşa erenler de onlardır.” buyurarak muştuluyor.

Allah Rasülü de şöyle buyuruyor: “Muhacir, Allah’ın yasakladığı kötülük ve günahlardan uzaklaşan ve onları terk eden kimsedir.” (Buhari, Ebu Davud) 

Hicret Ruhu’nu yaşayanlara ve yaşatmaya çalışanlara ne mutlu!.. 

Eyvallah!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.