Ezelî düşmanımız Ruslar ile yapılan ve fâciâ ile biten 93 Harbi (1877) sonrasında, II. Abdülhamid, tahta çıkmadan önce de Mithat Paşa ve yanındakilere meşrûtî idâre ve yeni anayasa için söz verdi.

Yeni anayasayı hazırlamak için Mithat Paşa, yakını ve dostu Odyan Efendi’yi uygun bularak, seçti. Avrupa’ya gitmesini, oraların anayasalarını incelemesini ve bir anayasa hazırlamasını istedi.

Anayasa çalışmalarını bitiren Odyan Efendi, anayasa taslağını, görüşlerini ve tasdikini almak için İngiliz başbakanına göndermiş heyecan içinde oradan gelecek cevâbı beklemeye başlamıştır. Bu sıralarda yapılan Tersâne Konferansı’ndan dönen, Dışişleri Bakanı Saffet Paşa’yı alelacele yakalamış ve ona; “Paşa, anayasa taslağını İngiliz Başbakanı’na gösterdin mi? Bu konuda ne dediler” diye sormuştu. Paşa’dan aldığı cevap ise, çok hoştur… “Ne diyecekler ki, çocuk oyuncağı dediler… Paşam!”

İşin hazin tarafı ise, bu hâdisenin üzerinden bir asrın üzerinde zaman geçip, yirmi birinci asrın başında yeni anayasa taslaklarımızın, daha kamu-oyuna detayları aksetmeden, incelenmek üzere Amerika’ya gönderildiğini ve bu konunun basına yansıdığını bilmem hatırlar mıyız?

Durum bu kadarla da kalmaz. Odyan Efendi, İngiltere dışişleri bakanıyla buluştuğunda, ona Osmanlı arâzisinde yabancıların, azınlıkların, gayri müslimlerin hukūku için istediğiniz temînatları bu anayasa yerine getiriyor. Bu yeni anayasayı, milletlerarası bir konferansta onaylamanızı istiyoruz, der.

Bu ne acı bir tekliftir! Bu nasıl bir hükümranlık hakkıdır diye, düşünmek lâzım gelmez mi?

Memleketin içinde yapılan ıslahatlar ve yatırımlar yeterli olmuyordu. Çünkü bizi kendi hâlimize bırakmıyorlardı.

“Biz Tanzîmat’ı îlân edip, kendi benliğimizden kopmuş ve batı kültürüne teslim olmuşuzdur.” Bu teslim oluşun sonuçlarını tahmin edememişiz lâkin edenlere de kulak asmamışızdır. 10 Kasım 1876 yılında İngiltere’ de yayınlanan bir gazetede, yeni anayasa ile ilgili olarak; “bundan böyle Osmanlı’da çeşitli milliyetler kendi dilleri ile yazacak ve eğitileceklerdir. Yakın zamanda, kendi muhtar (özerk) idârelerine kavuşacak, geri kalmış bir kültür olan Türkçe’nin engellerinden kurtulacaklardır.” diye bir yazı yayınlanır.

Mâziyi tekrar diriltmek mümkün değildir. Ülkenin târihinde yaşadığı tecrübeleri dikkate almak ise muhakkak gereklidir ki gelecekte benzer sıkıntılar yaşanmasın.