Mahalli İdareler Seçimleri süreci herkesçe malum. YSK,  AK Parti ve MHP’nin itirazları üzerine 31 Mart 2019’da yapılan İBB Başkanlığı seçiminin ve mazbatasının 6 Mayıs 2019 tarihli kısa kararıyla iptaline ve seçimin 23 Haziran 2019’da yenilenmesine hükmetti. Herkesin merakla beklediği iki yüz elli sayfalık gerekçeli kararı da 23.05.2019 tarihinde açıkladı YSK.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bu karara eleştiri getirmek yerine millet adına karar veren YSK üyelerine “Çete” diyerek hakaretten geri durmamıştır her zamanki gibi. Millet İttifakı’nın İBB Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu da YSK’nin İBB Başkanlığı seçiminin ve mazbatasının iptaline ve seçimin yenilenmesine esas olan gerekçeleri yok sayarak mazbatasının gasp edildiğini söylemiştir. Yine Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın “Oylar çalındı.” açıklamasına itiraz ederek milletin zekâsıyla alay edercesine YSK’nin gerekçeli kararında oyların çalındığına dair bir ifadenin olmadığını söyleyebilmiştir. 

Hâl bu iken YSK’nin kararında, İBB Başkanlığı seçiminin iptaliyle ilgili maddi hatalara, usulsüzlüklere, yolsuzluklara ve tam kanunsuzluklara dayanan gerekçeler en ince teferruatıyla sıralanırken “Genel olarak;” başlığı altındaki 6. Madde’nin son paragrafında şöyle deniliyor:

“ İstanbul genelinde kullanılan yaklaşık 300 bin oy pusulasının hukuki durumunun belirsiz hâle gelmiş olmasından dolayı seçim sonuçlarının her türlü şüpheden uzak ve kesin olarak belirlenmesine hukuken imkân bulunmadığı; ayrıca tüm bu hata ve usulsüzlüklerin sehven ve münferiden değil, bilakis kasten ve organize bir şekilde yapıldığını gösterdiği, bu nedenlerle 31 Mart 2019 Pazar günü İstanbul’da yapılan Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimlerinde oluşan ‘seçimin neticesine ve dürüstlüğüne müessir olaylar ve hâller’ ve bu şekilde oyların iki parti arasındaki oy farkını kapatır sayıda bulunması ve tam kanunsuzluk nedeniyle, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimlerinin Anayasa’nın….” 

Paragrafın devamında Anayasa’nın ilgili maddeleri sayılıp dökülerek seçimin iptaline ve yenilenmesine ve düzenlenen mazbatanın iptaline karar verildiği yer alıyor. Okuma-yazması olan normal bir zekâ seviyesi, bu ifadelerden oyların çalındığı sonucunu çıkaramaz mı? Çıkarır, çıkarır… Hem de bal gibi çıkarır… YSK, bu işe “organize” diyor.

Millet İttifakı’nın İBB Başkan Adayı İmamoğlu, 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimlerine kadar, ufak tefek birkaç pot kırsa da son derece başarılı bir seçim kampanyası yürüttü. Bu kampanya döneminde İmamoğlu; mütevazı, hoşgörülü, herkesi kucaklayan, uzlaşmacı, cana yakın bir profil olarak göründü. Seçimlerin iptal edilmesinden sonra bir de ne görelim, bu idealize edilmiş profilin içinden bir canavar çıktı sanki. İmamoğlu’nun daha önceki hâllerinden hiçbir eser kalmamış; öfkesini kontrol edemeyen, tahammülsüz, saldırgan, totaliter, doğru söylemeyen, bir söylediği bir söylediğini tutmayan, her açıklaması tekzip edilen, samimiyetsiz, “Çamur at, izi kalsın.” anlayışıyla konuşan makyajı dökülmüş bir profil duruyor karşımızda. 

Devletin valisine hakaret edilmesi ve bütün görüntüler ortadayken milletin gözünün içine baka baka yapılan hakaretin inkâr edilmesi, Anıtkabir’e gidildiğinde yangından mal kaçırırcasına yetki gaspının yapılması, İBB verilerinin yasadışı bir şekilde kopya edilme teşebbüsü, oyların tekrar sayılmasına mani olunduğu hâlde inkâr edilmesi, FETÖ ile hiçbir iltisakın olmadığı söylenmesine rağmen her fırsatta FETÖ’nün “Her şey çok güzel olacak.”  sloganıyla FETÖ mankurtlarına selam çakılması, HDP Eski Eşbaşkanı Demirtaş’a güzellemeler düzülmesi, “İstanbul’u fetheden Yunan” manşeti atan Yunan medyasına tepki verilmemesi; terör örgütleri PKK’nin, FETÖ’nün ve Türkiye’ye düşmanlık yapan bazı uluslararası medyanın desteklerine ve motivasyonlarına sessiz kalınması karşısında acaba idealize edilen İmamoğlu profili simülasyon mudur, kurgu mudur, proje midir, diye insan ister istemez düşünmez mi? Düşünür, düşünür… Hem de bal gibi düşünür ve cevabını da bulur…

İşin traji-komik tarafı da bu seçimlerde AK Partili seçmenin yüzde elli iki oyla işbaşına getirdiği Müslüman-Türk Milleti’nin şahs-ı manevisini temsil eden Cumhurbaşkanı’na emperyalist küresel güçlerin ve uşağı FETÖ’nün ağzıyla “diktatör” diye her fırsatta hakaret eden CHP Genel Başkanı’nın ve İBB Başkan Adayı’nın AK Partili seçmenden oy istemesidir. Ayrıca, devletin valisine ve polisine galiz küfürler eden CHP adayının, heyetinin ve devlete “seri katil” diyen CHP İstanbul İl Başkanı’nın devleti yönetmek için milletten yetki istemeleri ve devlet yönetimine talip olmaları da başka bir traji-komik meseledir.

Niyet hayır, akıbet hayır…

Eyvallah! 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.