I M G 20261016 W A0007

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ömür Karakoyun Çelik, Meme Kanseri Farkındalık ayı kapsamında yaptığı açıklamasında insan vücudunun, her gün milyarlarca hücrenin yenilendiği, son derece karmaşık ve kusursuza yakın bir denge içerisinde çalışan olağanüstü bir sistem olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Karakoyun Çelik, “Vücudumuzda, kansere dönüşme potansiyeli taşıyan hücreleri kontrol altında tutmaya yönelik, yaşam boyu devam eden olağanüstü bir biyolojik denetim sistemi bulunmaktadır. Ancak bazı hücreler zaman içerisinde yeni genetik değişiklikler kazanarak hem normal hücresel kontrol mekanizmalarından hem de bağışıklık sisteminin denetiminden kaçmayı başarabilir. Kendisiyle aynı özellikleri taşıyan yeni hücreler oluşturabilir. Klonal çoğalma olarak adlandırdığımız bu süreç, kanser gelişiminin temel mekanizmalarından biridir.” dedi.
Bu sürekli yenilenme sırasında hücrelerin genetik materyalinde, yani DNA’sında zaman zaman hatalar ve mutasyonların meydana geldiğini kaydeden Prof. Dr. Karakoyun Çelik, “Aslında bu durum yaşamın doğal bir parçasıdır. Ancak her mutasyon kanser anlamına gelmez.
Sağlıklı bir organizmada bu genetik hataların büyük bölümü hücrelerin kendi onarım mekanizmaları tarafından düzeltilir. Onarılamayan hücreler ise çoğu zaman programlanmış hücre ölümü yoluyla ortadan kaldırılır. Bunların yanı sıra bağışıklık sistemimiz de anormal özellikler kazanan hücreleri tanıyıp yok edebilen önemli bir savunma mekanizmasına sahiptir.
Bir başka ifadeyle vücudumuzda, kansere dönüşme potansiyeli taşıyan hücreleri kontrol altında tutmaya yönelik, yaşam boyu devam eden olağanüstü bir biyolojik denetim sistemi bulunmaktadır.
Ancak bazı hücreler zaman içerisinde yeni genetik değişiklikler kazanarak hem normal hücresel kontrol mekanizmalarından hem de bağışıklık sisteminin denetiminden kaçmayı başarabilir. Böyle bir hücre kontrolsüz biçimde çoğalmaya başladığında, kendisiyle aynı özellikleri taşıyan yeni hücreler oluşturabilir. Klonal çoğalma olarak adlandırdığımız bu süreç, kanser gelişiminin temel mekanizmalarından biridir.

I M G 20261013 W A0122
Kanser çoğu zaman tek bir günde, tek bir olayın sonucunda ortaya çıkmaz. Yıllar içerisinde biriken genetik değişikliklerin, çevresel etkilerin, hormonal faktörlerin ve bağışıklık sistemiyle tümör hücreleri arasındaki karmaşık etkileşimin sonucunda gelişir. İşte bu nedenle, meme kanserini henüz belirti vermeden ve erken evrede yakalayabilmek için yaşa ve kişisel risk durumuna uygun aralıklarla mamografi taraması yapılması büyük önem taşır.” Diye konuştu.

“Vücudumuzdaki değişiklikleri önemsemeliyiz”
Vücudumuzun, her gün sağlığımızı korumak için olağanüstü bir biyolojik denge içerisinde çalıştığını ve bu dengeyi desteklemenin bizim elimizde olduğunu anlatan Prof. Dr. Karakoyun Çelik, “Ancak kanser riskini tamamen ortadan kaldırmak her zaman mümkün değildir.
Bu nedenle meme kanserinden korunmada ve hastalığın erken tanısında en güçlü yaklaşım; değiştirilebilir risk faktörlerini azaltmak, aile öykümüzü bilmek, vücudumuzdaki değişiklikleri önemsemek ve düzenli taramaları ihmal etmemektir. Çünkü meme kanserinden korunmak önemlidir; ancak hastalık geliştiğinde onu mümkün olan en erken evrede yakalamak hayat kurtarabilir. Sağlık, vücudumuzun her gün yeniden kurduğu hassas bir dengedir; bu dengeyi anlamak, korumak ve hastalıkları erken fark etmek bizim elimizdedir.” Dedi.

Sağlıklı yaşam ve bağışıklık sistemi neden önemli?
Bağışıklık sisteminin yalnızca mikroplara karşı değil, anormal hücrelerin kontrol altında tutulmasında da önemli bir rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Karakoyun Çelik, yetersiz uyku, uzun süreli fiziksel ve psikolojik stres, dinlenme eksikliği ve ağır enfeksiyonlar bağışıklık sisteminin işleyişini etkileyebileceğini söyledi.
Bununla birlikte bu durumların tek başına meme kanserine neden olduğunu söylemenin bilimsel olarak doğru olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Karakoyun Çelik, “Sigara ve alkol ise farklı bir önem taşır. Sigara dumanındaki kanserojen maddeler DNA hasarına neden olabilirken, alkol tüketiminin meme kanseri riskini artırdığı bilimsel olarak gösterilmiştir.
Bu nedenle yeterli uyumak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, dengeli beslenmek, sigaradan uzak durmak, alkol tüketimini sınırlandırmak ve ruhsal sağlığımızı korumak yalnızca genel sağlığımız için değil, kanserden korunmaya yönelik yaşam biçiminin de önemli parçalarıdır.
Ancak unutulmamalıdır ki son derece sağlıklı yaşayan, düzenli spor yapan ve hiçbir zararlı alışkanlığı bulunmayan kişilerde de kanser gelişebilir. Kanser olmak, kişinin kendisine yeterince iyi bakmadığı veya bağışıklığının zayıf olduğu anlamına gelmez.” Dedi.

I M G 20261014 W A0043

Meme kanserinde aile öyküsü ne kadar önemli?
Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu ve hastalığın ortaya çıkmasında yaş, hormonal faktörler, yaşam biçimi, çevresel etkiler ve genetik yatkınlık rol oynayabildiğini ifade eden Prof. Dr. Karakoyun Çelik, “Özellikle annesinde, kız kardeşinde, teyzesinde veya anneannesinde meme kanseri bulunan kadınların aile öyküsü dikkatle değerlendirilmelidir. Baba tarafından gelen aile öyküsü de aynı derecede önemlidir.
BRCA1 ve BRCA2 gibi bazı genlerde kalıtsal olarak taşınan hastalık yapıcı değişiklikler meme kanseri gelişme riskini belirgin ölçüde artırabilir. Bununla birlikte bütün meme kanserleri kalıtsal değildir. Meme kanserlerinin yalnızca yaklaşık %5–10’u doğrudan kalıtsal genetik yatkınlıkla ilişkilidir. Ailesinde birden fazla meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunan, özellikle genç yaşta kanser tanısı alan yakınları olan kadınların genetik danışmanlık açısından değerlendirilmesi önemlidir.” Dedi.

Ailemde hiç meme kanseri yok, o halde güvende miyim?
Ailesinde hiç meme kanseri olmayan kişilerin de tamamen güvende olmadıklarını vurgulayan Prof. Dr. Karakoyun Çelik, “Meme kanseri tanısı alan kadınların büyük çoğunluğunun ailesinde belirgin bir meme kanseri öyküsü bulunmaz. Bu nedenle ailede meme kanseri görülmemiş olması, kişinin meme kanseri geliştirmeyeceği anlamına gelmez. Aynı şekilde bilinen hiçbir risk faktörü bulunmayan kadınlarda da meme kanseri ortaya çıkabilir. Meme kanseri yalnızca ailesinde kanser bulunan kadınların hastalığı değildir. Her kadın kendi meme sağlığının farkında olmalıdır.” Şeklinde bilgiler aktardı.

I M G 20261014 W A0044

“Erken tanı hayat kurtarır”

Meme kanserinde bugün için son derece etkili cerrahi, radyoterapi ve sistemik tedavi seçenekleri bulunduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Karakoyun Çelik, özellikle hastalığın erken evrede saptanması, tedavi başarısını artırırken memenin korunabilmesine ve daha sınırlı tedaviler uygulanabilmesine de olanak sağlayabileceğini kaydetti.
Prof. Dr. Karakoyun Çelik, “Kadınların memelerinin normal görünümünü ve yapısını tanımaları, yeni gelişen kitle, meme başından kanlı akıntı, ciltte çekinti, meme başında içeri dönme veya açıklanamayan değişiklikler olduğunda zaman kaybetmeden hekime başvurmaları önemlidir. Ayrıca yaşa ve kişisel risk durumuna uygun mamografi taramalarının düzenli yapılması, henüz elle hissedilemeyen küçük tümörlerin saptanmasını sağlayabilir. Türkiye’deki ulusal tarama programında 40–69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi önerilmektedir. Yüksek riskli kadınlarda ise tarama daha erken yaşta başlayabilir ve farklı görüntüleme yöntemleriyle desteklenebilir.” Dedi. (Turgay Duyar)