I M G 20260113 W A0037

Kış ayları geldiğinde soğuk havalardan dolayı boğaz ağrısı, burun akıntısı, öksürük, kırgınlık ve ateşle seyreden üst solunum yolu enfeksiyonları (soğuk algınlığı, grip ve benzerleri) daha sık görülür.

Bunun birkaç temel nedeni olduğunu vurgulayan Manisa Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Deniz Özer, havalar soğudukça daha çok kapalı alanlarda, daha kalabalık ortamlarda zaman geçirildiğini, pencerelerin daha az açılarak, havalandırmanın azaldığına dikkati çekti.
Bazı virüslerin soğuk ve kuru havada daha uzun süre havada asılı kalabildiğini ve yüzeylerde daha uzun süre bulunabildiğine dikkati çeken Öğretim Üyesi Dr. Özer, “Nitekim grip virüsünün havada 30–60 dakika sonra bile, bulaştırıcı düzeylerde kalabildiğini gösteren çalışmalar var. Kışın soğuk ve kuru hava bu süreyi uzatabilmektedir.” Diye konuştu.

Enfeksiyon herkeste aynı seyretmez

‘Her enfeksiyon herkes için aynı anlama gelmez’ diyen ve kimi hastaların bir haftada evde istirahatle toparlarken, kimi için tablonun ağırlaşabildiğini belirten Öğretim Üyesi Dr. Deniz Özer, “Özellikle 65 yaş ve üzeri bireyler, gebeler, kalp-damar ve akciğer hastalığı olanlar (astım dahil), şeker hastalığı gibi kronik hastalığı olanlar, kronik böbrek yetmezliği olanlar, bağışıklığı baskılanmış kişiler ve 5 yaş altı çocuklar risk grubunda sayılır. Bu nedenle kış enfeksiyonlarını “basit bir üşütme” diye geçiştirmeden, risk grubundaki kişilerin daha dikkatli olması gerekir. Bu geniş hastalık grubunun içinde iki virüs özellikle öne çıkar, İnfluenza (grip) ve COVID-19. Her ikisi de benzer şikayetlerle başlayabilir; ancak seyri, komplikasyonları ve korunma yolları açısından bilinçli davranmak önemlidir.” Dedi.

İnfluenza (Grip)

Türkiye’de solunum yolu virüslerinin, haftalık sürveyans raporlarıyla izlendiğini kaydeden Öğretim Üyesi Dr. Özer, “2025’in 51. haftasında (15–21 Aralık 2025) influenza benzeri şikayetlerle aile hekimine başvuran kişilerden alınan 131 örneğin %10,7’sinde İnfluenza A (H3N2), %0,8’inde İnfluenza A (H1N1) saptanmıştır. Aynı raporda “diğer solunum yolu virüsleri” grubunda rinovirüsler başta olmak üzere farklı etkenler de önemli yer tutmaktadır.

Grip sadece ateş değil

Gribin en sık ve en ciddi komplikasyonları akciğerle ilgilidir, virüsün kendisi zatürreye yol açabildiği gibi, bakterilerin eklenmesiyle daha ağır tablolar görülebilir. Ayrıca bronşit, kalp kası iltihabı ve nadiren sinir sistemi etkilenmeleri de gelişebilir. Grip aynı zamanda bazı kronik hastalıkları alevlendirebilir; kalp ve akciğer hastalığı olanlarda mevcut rahatsızlıklar ağırlaşabilir. Daha çarpıcı bir bilgi olarak kalp hastalığı olan kişilerde, grip enfeksiyonunun ilk yedi gününde kalp krizi riskinin 6 kat arttığı bildirilmektedir.” şeklinde uyarılarda bulundu.

I M G 20251216 W A0050(1)

Ne zaman doktora başvurmalı?

Çoğu kişinin tıbbi tedavi olmadan bir haftada iyileşebileceğini ancak risk grubundakiler için erken değerlendirmenin önemli olduğunu vurgulayan Öğretim Üyesi Dr. Özer, Sağlık Bakanlığı bilgilendirmesinde, risk grubundaki kişilerin hastalık başladıktan sonra 24–48 saat içinde hekime başvurması ve uygun görülürse antiviral tedavi alması gerektiğinin vurgulandığını hatırlattı.
Öğretim Üyesi Dr. Özer, “Önemli bir nokta da Antibiyotikler grip veya soğuk algınlığında işe yaramaz, çünkü antibiyotikler bakterilere etkilidir, bu hastalıkların etkeni virüslerdir.
Grip aşısı, o sezon için koruma sağlar; bu nedenle her yıl yaptırılması önerilir. Koruyuculuk aşıdan yaklaşık 2 hafta sonra başlar, bu yüzden aşı için en uygun dönem Ekim–Kasım aylarıdır. Aşının koruyuculuğu yaklaşık 6–8 ay sürer. Günlük korunma önlemleri de en az aşı kadar değerlidir: El yıkama, yakın temastan kaçınma, ortamları havalandırma, öksürürken/aksırırken ağız-burun kapatma ve kalabalık ortama mecburen gidiliyorsa maske kullanımı gibi önlemler önerilir.” Dedi.

COVID-19 Bitmedi ama takip şekli değişti

COVID-19’un hayatımızdan tamamen çıkmış olmadığını kaydeden Öğretim Üyesi Dr. Özer, ancak dünyanın pek çok yerinde, pandemi dönemindeki kadar kapsamlı test istenmediğini ve bildirim yapılmadığını, bu durumun enfeksiyonun gerçek sayısını ve virüsün alt tipini tahmin etmeyi güçleştirdiğine işaret etti.
Türkiye’deki solunum yolu virüsleri sürveyansında COVID- 19 (SARS-CoV-2), son dönemde “diğer solunum yolu virüsleri” başlığı altında da izlendiğini söyleyen Öğretim Üyesi Dr. Özer, “2025’in son haftasına ait raporda, influenza benzeri şikayetlerle başvuranlarda “diğer virüsler” grubunun küçük bir kısmını COVID-19’un oluşturduğu bildirilmektedir. Bu sonuçlar COVID-19’un tamamen yok olmadığı, fakat aynı dönemde birçok farklı solunum virüsünün de dolaşımda olduğuna işaret eder.
COVID-19’da da risk profili büyük ölçüde benzerdir. İleri yaş, kronik hastalıklar (özellikle kalp, akciğer, böbrek hastalıkları ve diyabet), bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ve gebeler daha dikkatli olmalıdır. COVID-19 birçok kişide üst solunum yolu şikayetleriyle sınırlı kalabilir; ancak bazı kişilerde akciğer enfeksiyonu, hastaneye yatış ihtiyacı ve uzamış iyileşme dönemi görülebilir. Ayrıca bazı bireylerde şikayetlerin haftalarca sürdüğü “uzayan etkiler” (toplumda “uzun COVID” diye bilinir) gündeme gelebilir. Buradaki en kritik mesaj şudur: Risk grubundaysanız, “bana bir şey olmaz” demeden daha erken değerlendirilmek faydalıdır.

Tedavi ve korunma

COVID-19 tedavisi, kişinin yaşına, risk durumuna ve hastalığın ağırlığına göre planlanır; bu nedenle kendi kendine ilaç başlamak yerine hekim değerlendirmesi gerekir. Korunmada ise temel yaklaşım değişmemektedir. Günlük hayatta iyi havalandırma, kalabalık, kapalı alanlarda risk durumuna göre maske kullanımı ve hastayken evde istirahat etmek gibi önlemler halen etkilidir.
Kış aylarında solunum yolu enfeksiyonlarının artması, büyük ölçüde yaşam alanlarımız, kalabalık ortam ve hava koşullarıyla ilgilidir. Grip ve COVID-19 ise bu tablonun iki önemli parçasıdır. Kendinizi ve sevdiklerinizi korumanın en pratik yolu, risk grubundaysanız aşı planınızı ihmal etmemek, hastayken dinlenip bulaştırıcılığı azaltmak, el hijyeni ve havalandırmayı ciddiye almak ve alarm belirtilerinde (nefes darlığı, göğüs ağrısı, bilinç değişikliği, ağır halsizlik, yüksek risk grubunda hızlı kötüleşme gibi) gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurmaktır.” Diyerek uyarıda bulundu. (Turgay Duyar)