Her şeye rağmen güzel düşünüp, güzel yaşamaya gayret etmek lazım. Rahmetli Gazanfer Sanlıtop, başarılı bir iş adamı, şair, yazar ve gönül adamıydı. İnsanları olumlayan pek çok eser verdi. Bunlardan biri Mutluluğun Şifreler idi. Elli başlık altında bize reçete sundu. Ondan alıntılayıp devam edelim.
Mutluluk, istemekle başlar, bu sonsuz bir istek değildir. İstekler, hemen maddi zevkler olarak düşünülmemelidir. O, inançlarla gelişir, inançlarımız bizi iyiye güzele doğruya ulaştırır, huzura kavuşturur, boşlukta kalmamızı önler, yalnızca etten kemikten olmadığımızı anlarız. Güzellikleri genişlemeyi, paylaşmakla büyütürüz.
Mutluluk, vermekle, paylaşmakla devam eder. Yükselen, olgunlaşan insanlar, bunu hep vererek başarmışlardır. Kazandıklarımız bizim emanetlerimizdir, bir bakarsınız hiçbir şey bize ait değildir. Meşhur meseldeki gibidir. İbrahim Ethem’e sorarlar: Geçim noktasında ne yaparsınız? Der ki bulunca şükrederiz, bulamayınca sabrederiz. Hemen cevap gelir “ Horasan köpekleri de öyle yapar”
Ya siz ne yaparsınız? “Bulursak şükredip, dağıtırız, bulamadığımızda sabır ile şükrederiz.”
Mutluluğun yolu sevgiden geçer, İçimizdeki sevgi ışığını yakarsak, karşımızdaki insanlara saygı duyarız, insanların güzel yönlerini, gülen gözlerini görmeye başlarız.
Hayatımızda, çabalayıp, emeğimizle, yüreğimizle elde ettiğimiz haz ve başarılar bizi mutlu eder, asılsız ve anlamsız saplantılardan uzak durup, çıkmaz sokaklara girmemek gerekir.
Önce sağlığımızı düşünmemiz gerekir ki mutluluğu yakalayalım, bu da kendimize dikkat etmekten geçer.
Aklımızı kullanmak, doğru yönde olmak gerekir. Hikâye şöyledir biri Galata köprüsü üstünde bir altınını suya düşürmüş, aklı hep ordaymış, onu ancak Dalgıç Ali çıkarır demişler ve getirmişler, iki altına çıkarım demiş ve çıkarmış. Adama sormuşlar bir altın için iki altın feda ettin. Olsun demiş, ben her gün iki defa köprüden geçiyorum, hep bunu takacağıma, bir altın verdim, aklımı kurtardım.
Hayatımızda alışkanlıklarımızın kölesi olmamak gerekir. Aşırı dereceye varan tutkular ve zararlı alışkanlıklar bizi yıpratır.
Zirveye ulaşmak, herkes için ideallerin en başında gelir ve tatlı bir yanı vardır fakat zirve dengesiz bir uç noktasıdır, burası tehlikelidir, onun için kendimizi aşırı yıpratmamak gerekir.
Zamanı doğru kullanmak önemlidir. Hayatımızı ölçüsüz şeylerle yitirmemek ve ömrümüzü en iyi şekilde yaşamak lazımdır.
Doğanın, yeşilliklerin kıymetini bilmek gerekir. Tabiatı korumak, yeşili çoğaltmak, insan sağlığı ve huzuru için elzemdir.
Güzel sanatlarla iştigal etmek gerekir, bunlar insana gözle görülmeyen moral değerler kazandırır. İç huzuru sağlamanın yolu burdan geçer. Sanatta da yükseltici olumlu ve ince yöneliş, hayatın iniş çıkış ve yorgunluklarını giderir, yüksek ufuklara kanat açar, mutluluğa ulaştırır.
Anlatacaklarımızı sonraki yazımızla devam edelim.