Whatsapp Image 2026 09 02 At 16.34.00 (1)

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Diyetisyen Yeşim Akaras, çocukların beslenme düzenlerini değerlendirirken yalnızca ‘Ne kadar yiyor?’ sorusuna değil, ‘Ne yiyor, neyle birlikte yiyor ve gün içine nasıl dağıtıyor?’ sorularına da bakmak gerektiğini söyledi.

Çocukların davranışlarının yalnızca karakterleriyle ilişkili olmadığını belirten Akaras, uyku, açlık, susuzluk, ekran süresi, fiziksel aktivite ve beslenme düzeninin de çocuğun gün içerisindeki enerjisini ve kendini nasıl hissettiğini etkileyebileceğini kaydetti.

KAHVALTI GERÇEKTEN BU KADAR ÖNEMLİ Mİ?

Özellikle okul çağındaki çocuklarda sabah öğününün kalitesinin önemli olduğuna değinen Akaras, “Ancak ‘kahvaltı yaptı’ demek her zaman ‘dengeli kahvaltı yaptı’ anlamına gelmez. Pratik bir okul sabahı için örnek: 1 haşlanmış yumurta + 1 dilim peynir + 1-2 dilim tam tahıllı ekmek + domates/salatalık + süt Alternatif olarak: Peynirli tam buğday tost + ayran + meyve, tahinli pankek+ muz + ceviz/fındık. Amaç mükemmel bir kahvaltı hazırlamak değil, çocuğu yalnızca şeker ve rafine karbonhidrattan oluşan bir öğünle okula göndermemektir.

OKUL ÇANTASINA NE KOYALIM?

Paketli ürünler kolaydır; çantaya atılır, bozulmaz ve çocuk genellikle itiraz etmeden yer. Fakat her gün bisküvi, kek, gofret, şekerleme ve şekerli içeceklerden oluşan bir beslenme çantası zaman içerisinde daha besleyici yiyeceklerin yerini almaya başlayabilir.

Okul ara öğünlerinde peynirli tam tahıllı sandviç + ayran, Elma + fındık veya ceviz, Ev yapımı peynirli poğaça + ayran, Muz + süt veya kefir, Tam tahıllı ekmekle hazırlanmış tost + mevsim meyvesi kuruyemişlerde çocuğun yaşı, çiğneme yeteneği ve alerji durumu mutlaka dikkate alınmalıdır.

Hedef paketli gıdaları tamamen yasaklamak değil; günlük beslenmenin temelini gerçek ve besleyici yiyeceklerin oluşturmasını sağlamaktır.

KÜÇÜK MİDELER, BÜYÜK İHTİYAÇLAR

Çocukların mideleri yetişkinlere göre küçüktür ama büyüme ve gelişme nedeniyle besin ögesi ihtiyaçları oldukça önemlidir. Çocuğun midesini sürekli besin değeri düşük yiyeceklerle doldurduğumuzda sorun yalnızca aldığı şeker değildir, yemesi gereken besleyici yiyeceklere de yer kalmayabilir. Beslenmede demir, kaliteli protein, omega-3 yağ asitleri, vitaminler, mineraller ve lif açısından çeşitlilik önemlidir.” şeklinde bilgiler aktardı.

KAN ŞEKERİMİZ NEDEN ÖNEMLİ?

Halk arasında söylenen ‘Şeker yiyen çocuk hiperaktif olur’ düşüncesinde şekerin tek başına çocuklarda hiperaktiviteye neden olduğunu söylemenin doğru olmadığını vurgulayan Akaras, asıl üzerinde durulması gereken noktalardan birinin, yüksek miktarda şeker ve rafine karbonhidrat içeren öğünlerin kan şekerinde oluşturabileceği hızlı değişimler olduğunu söyledi.

Akaras, “Örneğin bir çocuk sabah beyaz ekmek + çikolatalı krem + meyve suyu ile kahvaltı yaptığında öğünde ağırlıklı olarak hızlı sindirilen karbonhidratlar bulunur. Protein, lif ve sağlıklı yağ miktarı ise oldukça düşüktür. Böyle bir öğünden sonra çocuk kısa süre için kendini enerjik hissedebilir. Ancak birkaç saat içerisinde yeniden acıkabilir; bazı çocuklarda yorgunluk, huzursuzluk veya konsantrasyon güçlüğü görülebilir. Oysa aynı kahvaltıyı tam tahıllı ekmek + yumurta + peynir + domates/salatalık + süt şeklinde değiştirdiğimizde karbonhidratın yanına protein, lif ve yağ eklemiş oluruz. Böylece daha dengeli ve daha uzun süre tok tutabilecek bir öğün elde ederiz.

Çocukların büyümek, öğrenmek, koşmak ve oynamak için karbonhidrata ihtiyacı vardır. Bu nedenle çözüm ekmeği, makarnayı, pilavı veya meyveyi tamamen hayatlarından çıkarmak değildir. Önemli olan karbonhidratın türü ve yanında ne tüketildiğidir.

Örneğin: Sadece elma yerine elma + birkaç fındık, sadece kraker yerine, kraker + ayran, Sadece ekmek yerine ekmek + peynir, Sadece muz yerine muz + yoğurt, Sadece simit yerine yarım simit + peynir + ayran. Ebeveynlere verdiğim en pratik mesajlardan biri şudur, karbonhidratı tabağında yalnız bırakma.

“BEYNİN SEVDİĞİ YAĞLARI UNUTMAYIN”

Balık, ceviz ve bazı tohumlar omega-3 yağ asitleri açısından beslenmeye katkı sağlayabileceğini belirten Akaras, haftanın uygun günlerinde balığa yer vermenin çocuğun yaşına ve alerji durumuna uygun miktarda ceviz/fındık gibi kuruyemişlerden de yararlanmanın beslenme çeşitliliğini arttıracağını, ancak hiçbir besinin tek başına çocuğu daha zeki veya daha sakin yapmayacağını, sağlıklı beslenmenin gücünün tek bir mucize besinde değil, düzenli ve çeşitli beslenme alışkanlığında olduğunu vurguladı.

BAĞIRSAKLARIMIZ İLE BEYNİMİZ GERÇEKTEN KONUŞUYOR MU?

Son yıllarda üzerinde yoğun şekilde çalışılan alanlardan birinin de bağırsak-beyin ekseni olduğuna işaret eden Akaras, beslenme şeklimizin bağırsak mikrobiyotasını etkileyen faktörlerden biri olduğunu söyledi.

Çocuğun beslenmesinde sebze, meyve, kurubaklagil, tam tahıllar ve yoğurt/kefir gibi fermente besinlerin uygun miktarlarda ve çeşitlilik içinde bulunması hem lif alımını hem de genel beslenme kalitesini desteklediğini anlatan Akaras, bağırsak sağlığı için ilk yapılması gerekenin pahalı takviyeler almak değil, çocuğun tabağındaki çeşitliliği artırmak olduğu vurguladı.

“YASAKLARLA DEĞİL, DENGEYLE BÜYÜTELİM”

Ebeveynlerin en büyük tuzaklarından birinin baskı olduğunu ileri süren Akaras, “Yeni bir yiyeceği reddeden çocuğa farklı zamanlarda, farklı sunumlarla tekrar teklif etmek gerekebilir. Örneğin kabağı sevmiyorsa bir gün kabak yemeği, başka bir gün mücver, başka bir gün yoğurtlu kabak veya çorbanın içerisinde denenebilir. Çocuğun bir yiyeceği ilk reddedişini son karar olarak kabul etmeyin; ama zorla da yedirmeyin.

Bir doğum günü partisinde çocuğun pasta yemesi problem değildir. Yazın arkadaşlarıyla dondurma yemesi de değildir. Asıl önemli olan, bunların günlük beslenmenin temelini oluşturup oluşturmadığıdır. Çocuğun her lokmasını kontrol etmeye çalışmak yerine evdeki beslenme ortamını düzenlemek daha gerçekçi bir yaklaşımdır. Çocuklara sağlıklı beslenmeyi anlatmanın en güçlü yollarından biri de bizim nasıl beslendiğimizi onlara göstermektir. Çünkü çocuklar söylediklerimizden çok, yaptıklarımızı öğrenir.

Bir çocuk ‘Benim kan şekerim hızlı değişiyor’, ‘Dün gece yeterince uyumadım’ veya ‘Öğle yemeğim yeterli değildi’ diyemez. Bazen bunu davranışıyla anlatır. Bu yüzden çocuğumuz öfkelendiğinde veya dikkatini toparlayamadığında ilk cümlemiz hemen ‘Ne kadar yaramazsın!’ olmasın. Belki önce şunları soralım, Bugün ne yedi? Yeterince su içti mi? İyi uyudu mu? Uzun süre aç mı kaldı? Hareket etti mi? Ekran karşısında ne kadar zaman geçirdi? Bazen küçük bir beslenme düzenlemesi bile günlük yaşamda önemli bir fark yaratabilir.” şeklinde bilgiler aktardı.

NE ZAMAN PROFESYONEL DESTEK ALMALIYIZ?

“Beslenmen, uyku ve günlük yaşam düzeninde gerekli iyileştirmeler yapılmasına rağmen çocuğun dikkat sorunları, aşırı hareketliliği, dürtüselliği, okul başarısında belirgin güçlükleri veya yoğun öfke nöbetleri devam ediyorsa durumun yalnızca beslenmeyle açıklanmaması gerekir” diyen Akaras, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) gibi nörogelişimsel durumların profesyonel değerlendirme gerektirdiğini belirtti.

Beslenme düzenlenmesinin tıbbi değerlendirme ve tedavinin alternatifi olmadığını belirten Akaras, “Gerektiğinde çocuk hekimi, çocuk ve ergen psikiyatristi ve diyetisyen birlikte çalışmalıdır. Sağlıklı beslenme yalnızca çocuğun boyunun uzaması ve kilosunun normal olması demek değildir. Sağlıklı beslenme; büyüyen bedenini, gelişen beynini ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarını birlikte desteklemektir. Çocuklarımızın tabağını korkuyla değil, çeşitlilik ve dengeyle dolduralım. Ve davranışlarını “yaramazlık” diye etiketlemeden önce, bize ne anlatmaya çalıştıklarını anlamaya çalışalım.” dedi. (Turgay Duyar)