Hak-İş Konfederasyonuna bağlı Hizmet-İş Sendikası (Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri Sendikası) Manisa 2. Nolu Şube Başkanlığı 2. Olağan Genel Kurulu’nda mevcut başkan Tekin Turgut güven tazeledi.
Büyük Saruhan Hotel’de düzenlenen genel kurula Hizmet-İş Sendikası Kurucu Genel Başkanı ve 22, 23 ve 24. Dönem Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi, HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı ve Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanvekili Halil Özdemir, Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı İdris Ersoy, Saruhanlı Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, HAK-İş Konfederasyonuna bağlı şube başkanları ile delegeler katıldı.
Divan Başkanlığına Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı İdris Ersoy’un yaptığı genel kurulda konuşan HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı ve Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanvekili Halil Özdemir, “Başarı; birlikten doğar, güç ise omuz omuza yürüyenlerin eseridir. İşte bizim en büyük gücümüz de bu sarsılmaz birlik ve kardeşlik ruhudur. Bugün iradeleriyle teşkilatımıza yön veren kıymetli delegelerimize de ayrıca teşekkür ediyorum. Sizlerin desteği, bu kutlu yürüyüşün en sağlam teminatıdır. Unutmayalım; birlik varsa umut vardır, umut varsa mücadele vardır, mücadele varsa mutlaka zafer vardır. Biz dün olduğu gibi bugün de hakkın, hukukun, adaletin ve emeğin yanında olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
“İlk toplu sözleşmeyi, Manisa’da Mütevelli Belediyesi’nde imzaladık”
Hizmet-İş Sendikası Kurucu Genel Başkanı Hüseyin Tanrıverdi, Hizmet-İş Sendikasının 1979 yılında kurulduğunu, ilk toplu sözleşmesinin Manisa’da Saruhanlı ilçesine bağlı Mütevelli Belediyesi’nde imzaladıklarını kaydetti.
Konuşmasına sendikanın kuruluşu hakkında bilgiler vererek başlayan Tanrıverdi, “1979 yılında Türkiye'de kardeşin kardeşi vurduğu, ortamın büyük bir kaos yaşadığı, mahallelerin, caddelerin, sokakların bölündüğü, sağcının buraya, solcunun oraya giremediği, sağcı, solcu diye ayrıştırıldığımız yıllardı. Gerçekten o yılları yaşamak istemiyoruz. Tekrar dönmek istemiyoruz. Ama bu kardeşiniz hem öğrencilik hem de sendikal hayatta böyle bir ortamı yaşadı. İşte bu ortamda olumsuzluklar içerisinde ‘Karanlığa küfredeceğimize bir mum yakalım’ diyerek 7 arkadaşla yola çıktık. 7 Mart 1979'da Ankara İl Emniyet Müdürlüğü'ne dosyamızı teslim ettik. Sendikamızı kurduk. Önce insan, önce emek dedik. Ya Allah, bismillah diyerek yola koyulduk.” Dedi.
O dönemde maalesef sendikacıların da ideolojik, maksatlı sendikacılık yaptıklarını ileri süren Tanrıverdi, “Sermaye düşmanlığıyla yürüdüler. Ama biz kendi değerlerimiz üzerinde yükselmeyi, milli ve manevi değerlerimizin koordinatlarını tespit ederek onun üzerinde emeğin yücelmesini, ülkenin yükselmesini, gelişmesini, ekonomik ve sosyal yönden refah düzeyini yakalamasını hedefledik. Bu noktada ilk toplu iş sözleşmemizi 1980'de darbe öncesi Saruhanlı ilçemize bağlı Mütevelli Belediyemiz ile imzaladık. Bugün Mütevelli, Saruhanlı belediyemize bağlı ilçemizin bir mahallesi oldu. O gün beldeydi. İbrahim Yücel adında bir kardeşimiz orada belediye başkanıydı. Güzel bir toplu iş sözleşmesi imzaladık. Türkiye'ye örnek oldu, meşaleyi yaktı. Manisa'yı salladı. Orada örgütlenmemizi sürdürdük. Örgütlenmemiz sonucunda 1984'te şubemizi ilk defa kurduk. Toplu iş sözleşmesini tekrar yetki alarak imzaladık.” Diye konuştu.
“Çok darbeler yaşadık”
Yetki aşamasına girerken 1980 darbesiyle karşılaştıklarını anlatan Tanrıverdi, “1980 darbesini yaşayan kardeşimiz içiniz de çok az sayıda görüyorum. Hakikaten o darbeyi bir daha yaşamak istemiyoruz. O darbe de ideolojik bir darbe, demokrasiyi yok etmek adına yapılmış bir darbe. Askeri darbeler hep böyledir. Dünyanın her yerinde böyledir. Dolayısıyla bu darbe, evet, ülkemize büyük bir zarar verdi. Çalışma hayatına büyük bir darbe indirdi. Sendikal hayata büyük bir engel koydu. %10 barajlarını getirdi. İş kollarını değiştirdi. Dolayısıyla %10 barajını getirerek sadece bir konfederasyonun ve üyesi sendikaların ayakta kalması istendi. Ama biz yine orada barajları patlattık. Hizmet İş Sendikası 1000 kadar üyesi ya var ya yok. 22.000 üye ile barajı atladık. Bu Cenabı Allah'ın bize bir özel lütfudur ve bizim için hala bir sırdır. Necati Bey rahmetli, Hak İş Genel Başkanı, ilave çalışma bakanı olduğunda dedik ki, "Şu bilgi işlem daire başkanını da bir çağıralım. Nedir bunun sırrı, nereden kaynaklandığı öğrenelim." Tekrar araştırıldı, mahkemeler, bilirkişiler, Yargıtay kararları falan derken, hiç kimse meseleyi çözemedi. Biz yolumuza devam ettik. Bu Cenabı Allah'ın bize özel bir lütfudur. Bunu bilerek yola devam ediyoruz. Emeğimizin, mayamızın sağlam olduğundan kaynaklandığına inanıyoruz. Samimi niyetlerle, ideolojik maksatlarla değil, iyi niyetlerle yola çıktığımızın önemli bir ifadesi olarak görüyoruz. Elbette 80 darbesinde kapatıldık, içeri girdik, çıktık, askeri mahkemelerde yargılandık. Sonunda 1981'de tekrar açıldık, faaliyetlere koyulduk. Yolumuza devam ederek gelirken 28 Şubat post modern darbesiyle karşılaştık. Gerçekten insanlık adına utanılacak, ülke adına dünyada büyük mahcubiyet duyduğumuz, çok değişik bir darbedir. İnsan hak ve özgürlüklerini ortadan kaldırmaya yönelik, toplumsal tersine çevirme yapmak adına hareket edildiğini gösteren önemli bir darbedir. Evet, bu darbede mağdur olanların yanında olduk. Destek verdik. Çok şükür Cenabı Allah'a karşı İslami görevimizi ve kullarına karşı insani görevimizi ifa ettik. Hak ve özgürlüklerin yanında olduk. İşte bugüne kolay gelinmedi. Düşe kalka, büyük setleri aşarak, engelleri, surları aşarak yolumuza devam ettik. Düşe kalka ama dosdoğru bir şekilde yolumuza devam ettik ve şükürler olsun. Bugün Türkiye'nin en büyük işçi sendikası, Hizmet İş Sendikası oldu." Diye konuştu.
“Recep Tayyip Erdoğan, partiyi kurarken beraber yürüyeceğiz dedi”
2002’de Türkiye'de siyaseten büyük bir buhran olduğunu hatırlatan Tanrıverdi, “İnsanlar bunalmış, yeni bir arayış içerisinde. Ve o gün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan bir şiir okudu diyerek ceza alan Recep Tayyip Erdoğan parti kurma kararı verir. Ve dostluklarımız öğrencilik yıllarımıza da dayanıyordu. Neticede Recep Tayyip Erdoğan partiyi kurarken beraber yürüyeceğiz dedi. Israrla davetiye davet etti ve kıramadık. 2003 Kasım seçimlerinde Manisa'dan milletvekili adayı oldum. İlk defa iş kanunları gündeme geldi, hayallerimizin gerçekleşme ortamı oldu. Çalışma hayatında bir sürü sorun var. Bu sorunların çözümü gerekiyor. Bayan çalışanların daha büyük sorunları var. Bunların ortadan kaldırılması gerekiyor, o zaman 1475 sayılı iş kanunu bir anda pat diye elimize gelince bir de çalışma, aile, sosyal işler komisyonu üyesiyim o zaman. Partinin de MKYK üyesiyim ilk kongrede. Dolayısıyla da o komisyon iş kanunu üzerinde hem şahsi bilgilerimizi hem kurum bilgi ve belgelerini, tecrübelerini birleştirerek, artı çalışma hayatıyla ilgilenen üniversitelerin değişik kademelerindeki hocalardan da faydalanarak en modern, en gelişmiş çalışanların en iyi rehine olabilecek bir düzenleme gayreti içinde olduk. Şükürler olsun bunu başardık.” Şeklinde bilgiler verdi.
“1 Mayıs’ı gerçek bayrama dönüştürdük”
O tarihlerde 1 Mayıs geliyor diye çok kişinin korktuğunu kaydeden Tanrıverdi, “Kızıl bayraklar meydanlarda dolaşır, enternasyonal marşları, sol eller kaldırılarak sloganlar atılır. İdeolojik Moskova Rusya burada propagandası gerçekleştirildi. Taksim Meydanı böyle işgal edilirdi. Yani şehir meydanları aynı, devam ettirmek istediler. Ondan sonra artık foyaları ortaya çıktı, boyaları döküldü ve 1 Mayıs gerçek ruhuna uygun kutlanır hale geldi. 1 Mayıs kanlı 1 Mayıs olmaktan artık çıktı. Kardeşliğin hakim olduğu bir dayanışma ruhunun geliştiği bir mayıs oldu. Bunu perçinlemek içinde meclise önerge verdik. Önergemiz kabul edildi. Bir Mayıs'ı tatil ettirildi. 1 Mayıs şimdi tatil, herkes bir Mayıs'ı anlamına uygun bir şekilde sendikaların orada katılıyor. Ya da bireysel katkılarını veriyor. İnşallah bundan sonra da böyle devam edecek. 1 Mayıslarda açılışta Kuranı Kerim okunuyor. Türk bayrağı dalgalandırılıyor ve İstiklal Marşımızla başlıyor. Orak çekiçli bayraklar artık sona erdi. Ufak tefek İstanbul'da marjinal gruplar gösteri yapmaya çalışsalar da artık bildiğiniz gibi beceremiyorlar. Kavga ortamından çıkardık, 1 Mayıs'ın kökünde mücadele ve dayanışma var.” Dedi.
“15 Temmuz’un 10. Yılını andık”
Kendisinin aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Türkiye Filistin Parlamentolar arası Dostluk Gurubu’nun ilk kurucu başkanı olduğunu ve Dostluk Gurubu’nun hala devam ettiğini vurgulayan Tanrıverdi, “Çok diplomatik temaslarda bulundum. Görüşmelere katıldım. Dışişleri Bakanlarımızla, başbakanımızla bu seyahatlerde bulunduk.” Dedi.
15 Temmuz’un 10. Yılını andığımızı kaydeden Tanrıverdi, “Bu sefer milletimiz daha geniş kapsamlı kutladı. Bütün iller meydanlarında, bütün vatandaşlarımızın katılımıyla darbelere karşı olduğunu, demokrasiden yana olduğunu ve geçit vermeyeceğini daha gür bir sesle haykırdı. Onuncu yıl etkinlikleri gerçekten Türkiye'nin dimdik ayakta olduğunu milletiyle, devletinin bir bütün olduğunu ortaya koydu. Ve millet dedi ki bu bayrak Bir defa göndere çekildi. Bir daha indirilemez. İndirmeye kalkan olursa bizi karşısında bulur dedi. Bu bayrak bir defa göndere çekildi. Bir daha inmeyecekse bu ezan sesleri de minarelerden bir daha dinmeyecek inşallah. Bu değerlerimize sahip çıkacağız. Değerlerimize sahip çıktığımız zaman geleceğimize sahip çıkarız. Ve bu noktada milletimize güveniyoruz. Devlet başkanımıza güveniyoruz. Milletiyle, devletinin barışık olduğu Milletiyle devletinin iç içe olduğu tek ülke Türkiye'dir.” Dedi.
“Saruhanlı’da işçiler emeklerini alıyor”
Hizmet İş Sendikasının il toplu iş sözleşmesi yapılan Saruhanlı ilçesinde işçilerin emeklerini koruduklarını ve hak ettikleri ücreti almaları için çaba sarf ettiklerini vurgulayan Saruhanlı Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, “Belediye Başkanı olursam işçilerimizin en yüksek maaşı almasını sağlayacağım demiştim. Ve geçen yıl bayram demeden yağmur çamur demeden çalışan arkadaşlarımızın en yüksek maaşı almasını sağladık. Onlar varsa biz varız. Her belediye başkanı bunun bilincinde olması gerekir. İşçi sınıfından gelen eğer bir belediye başkanıysa bunu kendisi de bilmesi gerekir. Biz bunu da sonuna kadar da biliyoruz ve kardeşlerimize de sonuna kadar sahip çıkmayı, desteklemeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“Mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdürüyoruz”
Oy kullanma öncesinde konuşma yapan mevcut başkan ve başkan adayı Hizmet-İş Sendikası Manisa 2 No’lu Şube Başkanı Tekin Turgut, “Bizler, HAK-İŞ ve Hizmet-İş ailesi olarak sendikacılığı sadece ücret pazarlığı olarak görmeyen; insan onurunu, emeğin kutsallığını, sosyal adaleti, dayanışmayı ve hakkaniyeti merkeze alan büyük bir anlayışın temsilcileriyiz. Bizim mücadelemiz; alın terinin değer bulduğu, emeğin sömürülmediği, çalışanların geleceğe güvenle baktığı, adil ve huzurlu bir çalışma hayatı içindir. Dün olduğu gibi bugün de işçinin ekmeğini, aşını, geleceğini ve onurunu korumak için mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdürüyoruz.” dedi.
Yapılan konuşmaların ardından tek liste ile gidilen seçimde Hizmet-İş Sendikası Manisa 2 No’lu Şube Başkanlığına Tekin Turgut yeniden seçildi. Yönetim kurulu listesinde ise Sadık Güler ve Nevzat Çelik yer aldı. (Turgay Duyar)