"Zangezur Koridoru açılacak, Türk Birliği gerçekleşecek"

Kafkasya, Türk Dünyası, Türkiye-Azerbaycan ilişkileri hakkında 18 Ağustos 2026 tarihinde Azerbaycan’da yayın hayatına devam eden Şerg Gazetesine verdiğim söyleşi.

Küresel jeopolitikte dengelerin yeniden kurulduğu bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte, özellikle Kafkasya ve Avrasya'da dengeler yeniden kuruluyor. Azerbaycan'ın Türk ve İslam dünyasındaki stratejik önemi de son yıllarda arttı. Kurulan yeni düzende, resmi Bakü dünya güçleri arasındaki konumuyla öne çıkıyor.

-Son yıllarda Azerbaycan'ın Türk dünyasındaki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Türk dünyasının yükselen yıldızı Azerbaycan'ın mevcut durumunu sadece güncel siyasi olaylar açısından değil, aynı zamanda tarihsel süreklilik çerçevesinde de okumalıyız.

Bir tarihçi olarak belirtmeliyim ki, Azerbaycan artık sadece Türk dünyasının Kafkasya ve Türkistan'a açılan kapısı değil, aynı zamanda Türk dünyasının stratejik merkezi konumundadır. 15 Haziran 2021'de kabul edilen Şuşa Deklarasyonu ve 7 Ekim 2025'te Gebele'da düzenlenen Türk Devletleri Örgütü toplantısından sonra yürütülen çalışmalar, bunun somut ve tarihi dönüm noktalarından biridir.

Şuşa Deklarasyonu, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkileri ittifak düzeyine yükseltti. Savunma, güvenlik ve stratejik bütünleşme konularında tüm Türk devletleri için örnek teşkil edecek bir model oluşturdu. Türkiye ve Azerbaycan, Şuşa Deklarasyonu ile dünyaya bir kez daha ebedi kaderlerini ilan ettiler.

Şuşa Deklarasyonu ile Azerbaycan'ın askeri ve diplomatik özgüveni, Türkistan'dan Kafkasya ve Anadolu'ya uzanan coğrafyada ciddi bir birlik ve dayanışma ruhu yarattı.

-II.Karabağ Zaferi'nin bu entegrasyon sürecindeki yerini tam olarak nasıl konumlandırıyorsunuz?

Azerbaycan'ın işgal altındaki topraklarını kurtarmak için başlattığı ve 44 gün süren II.Karabağ Zaferi, sıradan bir askeri başarı değildir. Karabağ Zaferi, Avrasya jeopolitiğinde bir dönüm noktasıdır. Türk dünyası için büyük önem taşımaktadır.

TARSAM çerçevesinde yürüttüğümüz araştırmalarımızda ve bölgesel güvenlik analizlerimizde her zaman şu noktaya dikkat çekiyoruz: Karabağ Zaferi, Türk dünyasında “psikolojik eşiğin” aşılmasını sağladı. Karabağ Zaferi ile Türk dünyası, özellikle Azerbaycan üzerindeki kara bulutlar dağılmaya başladı. Türk dünyası kendini, gücünü hatırladı ve yeniden var olma ve ayağa kalkma zamanının geldiğini fark etti.

Yıllardır süregelen Sovyet etkisinin eski statükosunun kırılabileceği görüldü. Türk ordularının ortak hareketliliği ve savunma sanayindeki teknolojik işbirliği hayati önem taşıdı.

Karabağ zaferinin nihai bir zafer olabilmesi için Zangezur koridorunun da hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Zangezur Koridoru'nun hayata geçirilmesiyle bu zafer sadece askeri değil, aynı zamanda lojistik ve ekonomik entegrasyonun en güçlü halkası olacaktır. Türk (Zangezur) Koridoru, Türk dünyasını sadece ticaret ve ekonomi açısından değil, kalpler ve kültür açısından da birbirine bağlayacak, birbirini özleyen kardeşler yeniden bir araya gelecek ve Turan Birliği gerçeğe dönüşecektir.

-Eğer konuya İslam dünyası perspektifinden yaklaşırsak, Azerbaycan'ın bu coğrafyadaki etkisini nasıl yorumlarsınız?

-İslam dünyası ne yazık ki uzun yıllar krizler, iç çatışmalar ve dış müdahalelerle anılmıştır. ABD ve Batı tarafından planlanan senaryolar, finanse edilen radikal terör örgütlerinin gerçekleştirdiği faaliyetler İslam dünyası adına yazılmıştır. İslam dünyasına karşı İslamofobi yaratılmış ve İslam kötü bir şekilde tasvir edilmiştir.

İslam dünyasının daha çok Arap ve Afrika merkezli olduğu bu bağlamda, Türkiye ve Azerbaycan gibi bazı devletler, uluslararası hukuka dayalı adil bir mücadele yoluyla toprak bütünlüklerini güvence altına alan ülkeler olarak öne çıkmaktadır.

Azerbaycan'ın, özellikle Karabağ'da Ermeni işgali altındaki bölgelerde yıkılan camilerin ve İslami kültürel mirasın yeniden inşası ve medeniyetimizin bu topraklara sahip olduğunun yeniden teyit edilmesi yönündeki faaliyetleri İslam dünyası tarafından takdir edilmiştir.

Hem aktif diplomasisi hem de farklı inanç ve kültürleri bir arada barındırma yeteneğiyle Azerbaycan, İslam dünyasına "gelişen ve bağımsız kararlar alabilen" güçlü bir devlet modeli sunmaktadır.

-Ayrıca stratejik vizyonunuzu ve geleceğe dair öngörülerinizi de duymak isteriz.

- Savunma paktlarının ve ekonomik koridorların uluslararası ilişkiler bağlamında belirleyici olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Türkiye ve Azerbaycan önderliğindeki bu ittifak ruhunun, diğer Türk cumhuriyetlerini de kapsayacak daha geniş bir bölgesel ortaklığa dönüşmesi kaçınılmazdır. Türk Devletleri Örgütü'nün temel amacı, bölgesel ve ulusal barışı evrensel barışa dönüştürmek olmalıdır.

Türk milletinin tarihi sorumluluğu, bu birliği kültürel derinlik ve ortak bir tarih bilinciyle beslemektir.

Güçlü bir Türkiye ve Azerbaycan, Avrasya'nın kalbinde barışın ve Türk medeniyetinin en büyük güvencelerinden biri olmaya devam edecektir.