Sosyal medya ve insan:I

Jonathan Swift’in dediği gibi günümüzde dünyayı yöneten, kalem kâğıt ve mürekkep midir yoksa dijital akıl mı?

Edebiyat, yaşayan ve yaşatan bir sanat dalıdır. Bu sebepledir ki; yaşamın her alanında var olması kaçınılmaz bir hal almaktadır. Sosyal medya bu günün insanının vaz geçilmezleri arasında yer alarak, giderek hayatın her safhasında karşımıza çıkmaktadır. Giyimden modaya, yemek tariflerinden annelik önerilerine, ahlak kurallarından dini yaşantıya kadar her alanda var olmayı başarmış sosyal medyanın edebiyattan uzak kalması düşünülemez.”[1]

Her teknoloji ve iletişim aracı kendi kültürünü yaratır. Bir zamanlar radyo ve televizyonun kültür hayatını etkileyeceği, okumayı yayacağı düşünülürdü. Ancak zaman içinde görüldü ki milletler kendi kültürel değerlerini kitle iletişim araçları vasıtasıyla dinleyici, izleyiciye doğru aktarım yapamazlarsa aktarılan kültür milletin öz kültürünü değiştirici-dönüştürücü bir araç haline gelmektedir. Aynı sıkıntı şimdilerde Facebook, İnstagram, Twitter, yapay zeka gibi kitle iletişim araçları için de söz konusudur.

Kitle iletişim araçlarını kullanmaya karşı olmak mı yoksa kitle iletişim araçlarıyla anlatılan-aktarılan kültürün etkilerini-zararlarını en aza indirgeyecek alternatif programları hayata geçirmek mi daha doğrudur? Bu soruya aranacak cevaplar batılılaşma ile batıcılaşma arasındaki ayrımı yapamamak anlamına da gelmektedir.

1990 sonrası çoğunlukla Batı tandanslı dünyayı adeta ele geçiren teknolojik gelişmelere karşı durmak, yok saymak mı gerekir yoksa teknolojinin olumsuz yönlerine karşı alternatif kanallar, programlarla teknolojiyi milletin lehine çevirecek yolları bulup kullanmak mı daha akıllıcadır?

Erol Güngör’ün çevirisini yaptığı ve 1970’li yıllarda yayımlandığında ciddi ses getiren ve hala daha önemini koruyan “ Sanayileşmenin Kültür Temelleri”[2] kitabında tartışılan konular günümüzde teknolojik gelişmeler karşısında takınılacak tavrımıza ciddi cevaplar verecektir. Her teknolojik ürün kendi kültürünü de beraberinde getirmektedir. Teknoloji-sosyal medya, dijitalleşmeyi üreten, pazarlayan kültürler hiç kuşku yok ki kendi kültürel değerlerini de pazarlayıp yaymaktadırlar. İlk planda para kazanma gibi bir amaç güdülüyorsa da teknolojik gelişmelere destek veren devletlerin bir amacı da kendi dil, kültür ve siyasal sistemlerini alıcı- kullanıcılara tanıtmak-empoze etmektir.

1990’lı yılara kadar sözün başında ifade ettiğimiz Jonathan’ın görüşüne katılmamak mümkün değildi. Ancak günümüzde bu tezin doğruluğunu savunacak çok az insan kalmıştır.

Hayata getirdiği kolaylıklar kadar götürdüklerini de hesaba katacak olursak dijital dünyayı sorgulamak durumundayız. Sorgularken bundan kaçışın olmadığını da hesaba katmamız gerekecektir. Teknolojik gelişmelere paralel olarak insanı çepeçevre kuşatan sosyal medyanın insanı içine çektiğini görmek ve buna karşı yeni alternatifler geliştirmek, çözüm yollarını bulmamız gerekecektir.

Konuyu haftaya devam edeceğim...


[1]Doğan, Rana Senanur (2016)“Edebiyat Siteleri Çerçevesinde Sosyal Medya Edebiyatı” Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili Ve Edebiyatı Anabilim Dalı Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, s.V

[2]John U.Nef (1971) Sanayileşmenin Kültür Temelleri, Çev. Erol Güngör, MEB, İstanbul