Milli Mücadelede Manisa Sempozyumu ve İşgalde Manisa

Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin desteklediği Milli Mücadelede Manisa Sempozyumu 8-10 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirildi. Hocalarımız Nurettin Gülmez ve Necdet Bilgi’nin gayretleriyle oluşan etkinlikte, davet edilen hocalarımızın çalışmalarını sunmaları ve bildirilerin dört cilt halinde kitaplaşmasıyla, başarıyla sona erdi.

Manisa’nın işgaldeki durumu için Nurettin Hoca’nın söyledikleri söyledikleri çok mühimdi. Manisa için Kurtuluş Savaşında işgale karşı koymadığı gibi bazı olumsuz sözler söylenir olmuştu. Fakat işin aslının öyle olmadığı, Manisa Üniversitesinin çalışkan öğretim üyesi, Prof. Nurettin Gülmez’in açılış konuşmasıyla devam edelim:

İzmir’in sonra 25 Mayıs 1919 da Manisa işgal edildi, şehir üç buçuk yıla yakın işgal altında kaldı. Neden o güne kadar çok sorun yaratmayan gayri Müslimler kötülüklere başladı? O günleri hayatta olanlar, yaşananları anlatmadılar, hep içlerinde tuttular, bir sıkıntı vardı. Duymamızı istemediğimiz şeyler oldu, çok zulümler yaşandı.

İddialardan biri: Niçin, Manisalılar baştan teslim oldular? bir kurşun atmadan şehir düştü? Bir taş bile atmadılar. Onları çiçeklerle karşıladılar, gibi. Şimdi o günün şartlarına dönelim: On yıldır cepheden cepheye kolan Trablusgarp, Balkan ve Birinci Dünya savaşında üç milyona yakın kişi askere alındı, cephelerde bir milyon asker şehit düştü. Ülkede kalanların çoğu yaşlı çocuk ve kadındı, Yoksul bir toplum vardı, ekonomi kötüydü. Nüfus Manisa merkezde da 120 bin civarıydı, 22 bin Rum vardı, toplam azınlık sayısı 27 bindi. İşgal haberleri onlar için bir fırsat oluşturdu. Örgütlenmeye başladılar. Özellikle Rumlar kurdukları örgütlerle halka korku saldılar. Ayrıca kötü propaganda yapılıyordu, Bakın İzmir’de direniş oldu o zulümler oldu. Eğer karşı koymazsanız zulüm olmaz yalanını uydurdular,( işgal içinde pek çok zulüm yaptılar) İşgal devletlerinin askerleri geldi ve mühim noktaları kontrol etti. Tren yolları Fransızların emrindeydi. Şehre girmek ve çıkmak için belge gerekiyordu. Kimse rahatça bir yere gidemezdi. Mevcut silahlar kaçırılmak istendi, Hem Vali Hüsniyadis hem de Jandarma komutanı Fehmi Bey işbirliği halinde engel oldular ve örgütlenmeyi önlemeye çalıştılar. İstanbul Hükümetinden, bütün ülkeye olduğu gibi Manisa’ya da Nasihat Heyetleri gönderildi ve işgale karşı koymayın denildi. Aydın Valisi, İtalyanlar daha iyidir onlar işgale gelsin diyordu.

30 Ekim Mondros Mütarekesi sonrasında Türk milleti başta askerler olmak üzere, aydınları vasıtasıyla çareler aradı, dernekler kurdu. Aralık 1919 tarihine gelindiğinde, altı ay civarında Aydınlar örgütlenmeye başlamıştı. Aydınlar şehrin ileri gelenleri işgal öncesi ve sonrasında telgraflar çekip işgali ve haksızlıkları kınadılar. Eylül ayında işgale karşı hareketlenme başladı, İstanbul’a telgraflar çekildi. Birçok önder ismin etrafında örgütlenme oldu. Demirci, Gördes, Kırkağaç ve Soma, Balıkesir civarlarında yüksek yerlerde, efeler ve silahlı birlikler, Yunanlılarla savaştı.

İddialardan Biri de yangın önlenebilirdi, herkes biraz gayret etse yangın büyümezdi teziydi. Hâlbuki Yunanlılar yenilgi haberlerini alınca ülkeyi Türklere yar etmeyelim dediler. Özel olarak yangın taburları oluşturuldu, nerede, nasıl hareket edecekleri nereyi yakacakları tespit edildi, sonra İtlaf- yok etme taburları da kuruldu yangından kurtulanlar, onlar tarafından öldürülecekti. Yangın, 5 Eylülü 6 Eylüle bağlayan gece başladı, 8 Eylüle kadar devam etti.

Zorlu bir süreçti, Manisa’da, Kurtuluş Savaşında şartların, coğrafyanın ve imkânların çerçevesinde mücadele edildi.

Hocalarımıza teşekkür ediyor, şehit ve gazilerimizi rahmetle anıyoruz.