Kaç Tür Âlem İçindeyiz

Bizim bir tane sandığımız belki de aslında ne çok âlem vardır. Hayatımızı bütün gerçekliğiyle yaşadığımız, bildiğimiz dış âlem veya ondan farklı, hayaller, sezgiler içinde hissettiğimiz, dış âlem gibi herkesle paylaşmadığımız, bir iç âlem…

Bu bildiğimiz dış âlem ne çetindir, hep bir sınav üzere sınavla devam eder, peşinde koşulan nice ümidin güzelliğiyle avunulur. Sonunda, bazen sevinç bazen hüzün vardır. Nice gerçeklerler duvarına toslayınca, şekli bir başka olur. Nice hayale-yalana sarılıp yatarsınız. Sonuç nedir diye bakarsanız, durmaksızın başka bir şekilde devam eden oyalanış karşınıza çıkar. Bunlar demek değildir ki bu dünyada her şey boştur. Elbette, bir el çarkı çevirir ve bu bir meziyettir, yığınla kazanılmış tuğladır ki duvar olur, âlemin- insanın inşaatına…

Dünyayı- evreni de içine alan nice âlemler kabul edilir, hayvanlar âlemi, bitki âlemi, görünür görünmeyen nice âlemler. Kendi evlerimizi, dünyalarımızı ona dâhil ettiğimiz sevgi dünyası, daha niceleri... İnanırız ki âlemlerin de sahibi, tek bir rabbi mevcuttur.

Âlemler saymakla bitmez iç içe geçer geçer de sanatkârların dünyası bir başka olur:

“Biz, dış âlemi, olduğu gibi değil, hislerimizin ve düşüncelerimizin ardından görürüz. Bunlarınsa, ne kadar şaşı, ne kadar "hayalbaz" oldukları malumdur. Âlimler, hakikati bir türlü yakalayamadıklarından şikâyet eder, dururlar. Edebiyatçının onu bilmek ne haddine; hem vazifesi de değil! O, insanoğlunu, bu güpegündüz rüyalar gören, aldanan, yanılan, küçücük bir nasır yüzünden akşama kadar somurtan veya bir saniye güneş açtı mı mesut olan garip mahlûku tasvir etmekle mükellef. Ona artık, tabiat ve gerçek nedir diye sormayın. O size, ağacı anlatırken, ıstıraplarını veya sevinçlerini söyleyecektir. (M.Kaplan)

Yarın nedir, ne olur? Bu cihanın baharı yarım kalmış bir neşedir, görünür geçer, hazanla heder olur, bu kısa bahar mevsiminde, verilen nimettir, güzelliklerin kıymetini bil, geçici ömrünün…