Hüseyinzade Ali Turan ve Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak

Türk dünyasının en önemli fikir insanlarından biri olan Hüseyinzade Ali Turan Bey’in hayatını “Köklerden Geleceğe” programının 15. bölümünde Prof. Dr. Vahit Türk’le Hüseyinzade Ali Turan’ın Türk dünyasına etkileri üzerinde konuştuk.

Dönemin Türk aydınlarını, başta Ziya Gökalp olmak üzere derinden etkileyen Hüseyinzade Ali Turan’ın ortaya koyduğu düşünce sistemi Türk dünyasında yaşamaya ve uygulama alanı bulmaya devam ediyor.

Çocuk yaşta ailesini kaybeden Hüseyinzade Ali Turan Bey, Kafkasya Şeyhülislamı olan aydın dedesinin rahlesinde büyür. Rus lisesinde Latince dahil birçok dil öğrenir, ardından Petersburg’da Fizik-Matematik eğitimi alır. Bu dönemde Mendeleyev gibi dev isimlerden ders alırken, Çar’a suikasttan idam edilen Lenin’in ağabeyi Aleksandr Ulyanov ile tanışır. Yıllar sonra ise Bakü sokaklarında yolları Stalin ile kesişecektir.

Fikirlerinin peşinden giderek İstanbul’a kaçan Hüseyinzade Ali Turan, Mekteb-i Tıbbiye’ye girer ve askeri doktor olur. Dönem arkadaşları onun resim, müzik ve dil yeteneğine hayran kalır; hatta onun Tıbbiye yıllarında İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurucu kadrosunda yer aldığı bilinir.

Baskılar artınca Bakü’ye dönerek ünlü Hayat Gazetesi ve Füyuzat Dergisi’ni çıkarır. Bu yayınlar, Türk coğrafyasını sarsan Cedit hareketinin merkezi olur.

Yusuf Akçura’nın makalesine yazdığı eleştiride, Türk edebiyatında "Turan" başlığını taşıyan ilk şiiri o kaleme almıştır. Dahası, Ziya Gökalp ile özdeşleşen "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" formülünün fikir babası ve ilk metinleştiricisi de yine kendisidir. O, Şii-Sünni mezhep kavgalarına şiddetle karşı çıkmış, Türk dünyasının kurtuluşunu mezhepler üstü bir Türklük çatısında görmüştür. Ömrünün sonuna kadar bu dava için çalışan Ali Turan Bey, Birinci Dünya Savaşı yıllarında kurulan resmi "Turan Heyeti" ile Avrupa’yı köşe bucak gezerek Türk davasını dünyaya anlatmıştır.

Hüseyinzade Ali Turan’ın Türk dünyası aydınları üzerindeki derin etkilerinden birisi de ilk olarak Ali Suavi tarafından gündeme getirilen, daha sonra Türkiye’de Ziya Gökalp tarafından formülüze edilen "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" düşüncesine katkılarıdır.

"Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" düşüncesi Türkiye'de çoğunlukla Ziya Gökalp ile özdeşleştirilse de bu düşünce sisteminin ilk mimarı, fikir babası ilk olarak Ali Suavi daha sonra düşünceyi metin haline getireni Hüseyinzade Ali Turan’dır.

Ali Turan Bey’in Türk dünyasının kurtuluşunun ancak bu sistemle mümkün olabileceğine inandığı düşünce sistemini 1905 yılından itibaren Bakü’de çıkardığı Hayat Gazetesi ve Füyuzat Dergisi'ndeki yazılarıyla formüle etmiştir. Amacı, sömürge altındaki ve çöküş dönemindeki Türk toplumlarını uyandırmak, köklerini koruyarak çağdaş dünyaya entegre etmektir.

Ziya Gökalp’ın son şeklini verdiği bu düşüncenin temel taşları, meşhur sloganı ve günümüzdeki kalıcı izleri şu şekildedir:

"Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak”

Hüseyinzade Ali Bey, yaratmak istediği ideal modern Türk aydınının ve toplumunun profilini Füyuzat Dergisi’nde şu cümleyle özetlemiştir:

"Türk kanlı, Müslüman itikatlı, Frenk fikirli (Avrupa kafalı) ve Avrupa kıyafetli."

Bu formülasyona göre üç unsur birbiriyle kavgalı değil, aksine birbirini tamamlayan parçalardır. Biri eksik olduğunda toplumsal çöküş kaçınılmazdır.

• Türkleşmek (Türk Kanlı): Kimlik ve soy bilincidir. Türklerin kendi dillerine, tarihlerine ve kültürlerine sahip çıkarak ulusal bir uyanış yaşaması gerektiğini savunur. Sadece Kafkasya veya Osmanlı değil, tüm dünya Türklerini kapsayan bir Turan ülküsünün temelidir.

• İslamlaşmak (Müslüman İtikatlı): Maneviyat ve inanç boyutudur. Ali Turan Bey, İslamiyet'i bir gerileme sebebi olarak görmez; aksine ahlaki bütünlüğü koruyan bağlayıcı bir harç kabul eder. En büyük mücadelesi mezhepçiliğe (Şii-Sünni ayrımına) karşı olmuştur; İslam dünyasının dayanışmasını savunur.

• Muasırlaşmak / Batılılaşmak (Frenk Fikirli): Bilim, teknoloji ve çağdaşlaşmadır. Avrupa'nın sömürgeci siyasetine karşı çıkarken, Batı'nın bilimini, tekniğini, felsefesini ve ilerleme yöntemlerini aynen almak gerektiğini söyler. Çağı yakalayamayan bir milletin yok olacağını savunur.

Azerbaycan Bayrağı

"Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" düşüncesinin günümüzdeki somut mirası Azerbaycan Bayrağı’dır.

Hüseyinzade Ali Turan Bey'in bu üçlü formülü, sadece teoride kalmamış ve bir devlet sembolüne dönüşmüştür. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin üç renkli resmi bayrağı doğrudan onun bu fikrini temsil eder:

• Mavi Renk: Türklüğü (Türkleşmek)

• Kırmızı Renk: Çağdaşlığı ve Demokrasiyi (Muasırlaşmak)

• Yeşil Renk: İslam Medeniyetini (İslamlaşmak) sembolize eder.

Hüseyinzade Ali Turan’la Ziya Gökalp Arasındaki İlişki Nedir?

Hüseyinzade Ali Turan Bey, Askeri Tıbbiye yıllarında İstanbul'daki Jön Türkler ve Türkçü aydınlar üzerinde derin bir iz bırakmıştır. Ziya Gökalp, Ali Turan Bey'in Füyuzat'ta ortaya koyduğu bu makaleleri ve fikir özünü almış, sosyolojik bir teoriye dönüştürerek sistemleştirmiştir. Gökalp bu sentezi daha sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin de kuruluş ideolojilerinden biri olacak olan "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" (1918) adlı meşhur eserine taşımıştır.