FETİH CEMİYETİ

Türk, İslam ve dünya tarihi bakımından fevkalade önem arz eden, İstanbul'un Fethi’nin, 500. yıldönümü kutlamaları için, daha 1940'lardan başlayarak, birtakım hazırlıklar yapılmıştır. Nihayet 1950 yılının nisan ayında, başta Hükümetin desteği, ilgili bakanlıkların koordinasyonu ve İstanbul Vali ve Belediye Başkanın fahri başkanlığında, “İstanbul’un Fethinin 500. ve Müteakip Fetih Yıllarını kutlama Derneği” adı ile bir dernek olarak kurulmuştur. Bilahare bu dernek, 28.07.1950 tarih ve 3/11614 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Kamu Yararına Çalışan Dernek Statüsü kazanmıştır.

Derneğin kuruluş çalışmaları içinde komisyonlar kurulmuş, derneğin gayesi ve yapacağı faaliyetler ile ilgili Bürokratlar ve akademisyenlerin katkısıyla raporlar hazırlanmıştır. Bu raporlarda özetle;

“Türk gücünün ve yayılış kudretinin parlak bir sembolü olan bu Fetih vakasının 500. yılını kutlarken, Türk'ün 500 yıllık gelişmesinin safhalarını, bu gelişmenin eski dünya Kıta’larında yaşayan milletler üzerindeki etkilerini ve buna karşılık tepkilerini gözden geçirmiş, sözün kısası, Türk milletinin medeniyet alemindeki yapıcı rolünü herkese anlatmak fırsatını elde etmiş olunacaktır. Yine böylece milletimizin bu büyük başarısıyla övünürken yeni nesillerin nefse itimat ve yapıcılık ideali gibi meziyetlerini kuvvetlendirmiş bulunacağız.

İstanbul'daki Türk hakimiyetinin 1953'teki 500. Yıldönümü dolayısıyla yapılacak kutlama hareketi, İstanbul'un yalnız 500 sene evvelki fethi değil, aynı zamanda bu hakimiyetin devamı ve Milli Mücadele sonunda tazelenmesi de göz önünde tutularak mütâlaa edilmeli ve ona göre fethin manasının genişliği kanaati tebarüz ettirilerek ve bu fethin ve hakimiyetin, yalnız siyaset bakımından değil, aynı zamanda coğrafya, tarih, iktisat ve ticaret, sözün kısası, bilim yönünden de büyük manası göz önüne konmak, bugün İstanbul dediğimiz bu eşi bulunmaz yerde çok eski zamanlardan başlayan medeniyet hareketleri ve bunların içinde Türk rolünün büyüklüğü her türlü anlamı ile meydana çıkarılmak gerekliliği ifade edilerek, Türk'ün İstanbul'a ve Boğazlara hâkim ve sahip olmasının bütün insanlık için bir kazanç olduğu belirmiş, Türk'ün, bu malı üzerindeki sarsılmaz hakkı herkesin gözüne sokulmuş, sözün kısası, İstanbul'un büyük ve medeni bir eser ve belde olarak devamıyla gelişmesinde Türk'ün kudretinin, zekasıyla zevkinin mevkii gösterilmiş olacaktır.” Denilmiştir.

“Daha sonra İstanbul'un, İstanbul'un fethinin ve fetihten sonra İstanbul'da gelişen Türk kültür ve medeniyetinin insanlık tarihindeki yeri, bunun insanlığa tanıtılmasının önemi üzerinde durulmuş, Fetih kutlamalarının Türk kültür ve medeniyetinin batı dünyasına tanıtılmasına vesile olması temennisinde bulunulmuştur.

İstanbul'un fethi Türk milletinin bu güzel beldeye hâkimliğini ifade etmesi bakımından kutlandığına göre İstiklal Mücadelesinden sonra İstanbul'un işgalden kurtarılması da aynı yolda kutlanmalıdır. Bu yüksek ve değerli zafer ve onun başarıları elbette İstanbul fethi ve Fatih kadar övülmeye ve genç nesillerin minnet ve takdir hafızalarına tevdi edilmeğe layık olduğu vurgulanmıştır.

İstanbul'un asırlardır Anadolu'yu, Balkanları ve Doğu Avrupa'yı yoklayan bir zinde güç oluşu, Avrupa'da yeni bir hamleyi başlatmasının, Asya ile Avrupa'da arasındaki bu coğrafya sayesinde yüzyıllarca anılan bölgelerde yaşayıp insanlık tarihine İstanbul gibi bir bergüzarlar hediye etmesinin önemi vurgulanmıştır. Talihin ve tarihin bütün aksiliklerine rağmen Türklüğü, Anadolu, Küçük Asya'da, Ortadoğu'da ve Balkanlarda tutan kuvvet bizatihi İstanbul'un fethi olduğu” tespiti yapılmıştır.

Bu Komisyon, İstanbul'un fethinin 500. yıldönümü kutlamalarım üç ana grupta düşünür. Bilim, yayın, imar, anıtlar ve tesisler.

Derneğin Ana Nizamnamesinde gayesi şöyle belirtilir:

A) İstanbul'un beş yüzüncü ve müteakip' fetih yıllarını kutlamak ve bu maksatla imar ve sair hazırlıkların yapılması için hükumetçe kurulan komitenin ve belediyelerin çalışmalarıyla ve bu mevzudaki kararlarıyla alakalanarak işlerin başarılmasına çalışmak,

B) Eski eserlerin ve abidelerin koruma ve tamirlerini sağlamak,

C) Fatih'in heykelinin yapılması hususundaki teşebbüsü başarmak,

Ç) İstanbul'un ve fethin ehemmiyet ve şümulünü muhtelif vasıtalarla duyurmak ve bu mevzuda çalışan teşekküllerle işbirliği yapmaktadır.

Derneğin üyeleri arasında Abdülhak Şinasi Hisar, Ahmet Emin Yalman, Dr. Bedii Şehsüvaroğlu, Burhan Felek, Op. Dr. Cemil Topuzlu, Elif Naci, Ekrem Hakkı Ayverdi, Faruk Gürtunca, Fehmi Karatay, Feridun Dirimtekin, Hakkı Tarık Us, İbrahim Çallı, Prof. Kerim Erim, Refi Cevat, Reşat Ekrem Koçu, Rıfkı Melül, Prof. Sulhi Dönmezer, Murat Uras, İstanbul Üniversitesi rektörü Ömer Celal Sarç, Prof. Dr. Süheyl Ünver, Tahsin Öz gibi sanat, ilim, kültür, bürokrasi, basın ve iş dünyasından çeşitli kimseler vardır. Bunların yani üyelerin toplam sayısı 130’dan fazladır.

1955'de yapılan kongrede Ekrem Hakkı Ayverdi dernek başkanlığına seçilmiştir. Ekrem Hakkı Ayverdi, 24 Nisan 1984 tarihinde vefat edinceye kadar bu görevi en uzun sürdüren başkandır. 20.05.1955 tarihli toplantıda aza kabul edilen Nihad Sami Banarlı da Cemiyet’in en uzun süre ve en verimli müdürlüğünü yapmıştır.

DERNEĞİN BİZZAT YAPTIĞI FAALİYETLERİ:

a) Kitabe dikilmesi:

500. yıl dönümünün birer hatırası olarak 12 yere mermer kitabe ve sütun hazırlattırılarak dikilmiştir. Bu kitabeler şunlardır:

1. Edirnekapı; Bilindiği gibi İstanbul'un fethinde Fatih'in orduları bu kapıdan girmişti. Buraya "lnna fetahnaleke fethan mübina" (Biz sana bir feth-i mübin açtık) ayeti kitabe olarak asılmıştır.

2. Topkapı kitabesi; Buraya da meşhur hadis-i şerif yazılmıştır. "İstanbul her halde fethedilecektir. Onu fethedecek emir ne mutlu emir ve o asker ne mutlu askerdir." Bu kapı da Türk ordusunun girdiği kapıdır.

3. Büyükada Sütunu; meydanlığa dikilmiştir. Büyükada kalesi İstanbul'un fethinden önce Kaptan-ı Derya Baltaoğlu Süleyman bey tarafından fethedilmişti.

4. Galata Kitabesi; Galata kulesine. Fetihten iki gün sonra 1 Haziran'da Cenevizliler Galata'nın anahtarlarını Fatih Sultan Mehmet'e teslim etmişlerdi.

5. Haliç'in Kasımpaşa deresi sütunu; İskele meydanında dört yol ağzına dikilmiştir. Burası Fatih'in karadan geçirdiği gemileri denize indirdiği yerdir.

6. Eyüp'te Akşemseddin kitabesi; caminin şadırvan avlusu duvarının dış yüzüne dikilmiştir. Bilindiği gibi Akşemseddin'in İstanbul'un fethinde büyük payı vardır ve Hz. Eyyübe'l-Ensari'nin kabrini o bulmuş, bu hadisenin ordu üzerinde büyük bir etkisi olmuştur.

7. Cibali kitabesi; Bursa subaşısı Cebe Ali Bey'in girdiği yer.

8. Beyazıt kitabesi; Üniversite bahçesine. Fatih İstanbul'daki ilk sarayı burada yaptırmıştı.

9-10. Haliç köprüsünün iki yanına ki biri Halıcıoğlu'nda Handanağa camii önüne, diğeri Balat'ta surun bir kulesine dikilen kitabeler; Fatih seferi köprüyü burada kurdurmuştu.

11. Ayasofya kitabesi; Maalesef bu kitabe o zaman yerine konulamamış, cemiyet binasında korunmakta iken, 2010 yılındaki yöneticilerin inisiyatifi ile yerine konulabilmiştir.

12.Uluabad kitabesi; İstanbul’un fethinde sancağı surlar ilk diken şehid Uluabad’lı Hasan adına Uluabad Köyüne dikilmiştir.

b) Tamir işleri:

Dernek ayrıca onarım faaliyetlerine de girişmiştir. İşte bunlardan bazıları, O zamana kadar harap vaziyette bulunan Fatih'in zevcesi Gülbahar Sultan'ın Fatih külliyesindeki türbesinin tamir edilmesi ve etrafının düzenlenmesi. O civarda bulunan ve maalesef yine harap vaziyette olan Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa türbesinin onarılması, Maarif Vekâletince tamir olunan Fatih'in türbesinin iç tanziminin yapılması, gümüş şebekenin tamiri...

c) Madalyon ve rozet;

"2.5'luk Osmanlı altını eb'adında ve ortasında Fatih'in Konstanzadi Ferera tarafından yapılan madalyonunun reprodüksiyonunu havi, etrafı Fatih Sultan Mehmed Han 1453-1953 yazılı" altından madalyonlar Darphanede bastırılmıştır. Aynı madalyondan okside pirinç rozet de yaptırılmıştır.

d) Hatıra kart ve pullar:

500. yıl hatırası olarak sekiz ayrı pozdan 60.000 adet renkli kartpostallar bastırılmış, PTT Umum Müdürlüğü nezdinde yapılan teşebbüsler sonunda fetih ve Fatih’e ait klişeleri ihtiva eden çerçevesi fetih devri motifleriyle süslü bir seri hatıra pulu bastırılması temin edilmiştir.

Derneğin bünyesinde kurulan enstitüler:

İSTANBUL ENSTİTÜSÜ;

İstanbul Fethi Derneği İdare Heyeti 1952'de bir İstanbul Enstitüsü kurmaya karar verir. Bu kararda, 500. yıldönümü hazırlıklarının etkili olduğunu söylemeliyiz.1953 yazında Enstitünün nizamnamesi hazırlanır. "Edebiyat ve Şarkiyat, Tarih, Müsbet İlimler, Moral İlimler, Şehircilik ve Mimarı, Güzel Sanatlar olmak üzere yedi şubeden müteşekkil Enstitünün maksat ve gayesi; İstanbul'u tarih, ilim ve sanat bakımından tetkik etmek, araştırma ve çalışmalarının neticelerini muhtelif vasıtalarla neşretmek, bu hususta çalışan diğer ilim ve sanat müesseseleri ve teşekkülleriyle iş birliği yapmak, bu mevzularda hazırlanacak eserler için talimatnamesi gereğince mükafatlar tesis etmek şeklinde tespit olunmuştur.

YAHYA KEMAL ENSTİTÜSÜ; İstanbul şairi Yahya Kemal'in 1 Kasım 1958 tarihinde vefatı üzerine, İstanbul Fetih Cemiyeti'nin 7.11.1959 günkü toplantısında Nihad Sami Banarlı'nın teklifiyle bir Yahya Kemal Enstitüsü kurulmasına karar verilir. Enstitü, Yahya Kemal'in hayatı, şahsiyeti, fikirleri, sanatı, eser ve tesirleri üzerinde çalışmalar yapacak, bir Yahya Kemal monografisi hazırlayacak, Yahya Kemal Enstitüsü Mecmuası neşredecektir. Ayrıca şairimizin süreli yayınlarda neşredilmiş bulunan şiirleri ve nesir yazılan toplanacak, kitaplaştırılacak ve el yazılan, özel eşyaları toplanarak bir Yahya Kemal Müzesi kurulacaktır. Yahya Kemal Enstitüsü bu düşündüklerini gerçekleştirmiş ve tüm telif haklarını ve dahi özel eşyalarını kanuni mirasçılarından devralarak, Üstadın vefatına kadar hiç biri kitap halinde yayınlanmamış olan Yahya Kemal şiirleri ve nesirleri, Nihad Sami Banarlı riyasetinde 12 kitap halinde yayımlamıştır.

TÜRK MUSSİKİSİ ENSTİTÜSÜ; Bilahare 2009 yılında kurulmuş olup, musiki alanında neşriyat yapmakta, konserler düzenlemekte ve enstitüye bağlı bir Türk Musikisi Korosu çalıştırmaktadır.

OKÇULUK ENSTİTÜSÜ; 2010 yılında kurulmuş olup, Okçuluk alanında tarihi kaynak kitapları yayınlamıştır. Esas gayesi, kaybolmakta olan bu harp san’atımızın ok-yay ve ona bağlı malzemelerin yazılı kaynaklarda araştırılması ve yayınlanması ve yapılabilirse ihyâsıdır. Bunun için de ilk olarak Sultan II.Mahmud'un emriyle Mustafa Kâni Bey'e yazdırılan "Telhîs-i Resâilât-ı Rumât" ın (Okçuluk Kitabı) 2010’da basılması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Bahtiyarzâde’nin Okçuluk Risalesi, Teskere-i Rumat-Okçular Teskeresi ve Okçuluk Sicil Defteri yayınlanmıştır.

TÜRK DÜNYASI ENSTİTÜSÜ; Türki Cumhuriyetler ile bağlantıları kuvvetlendirme çabasında olup, Türkiye’de tahsil yapan Türki talebelere kurslar ve seminerler tertip etmektedir.

FETİH KUTLAMALARI; Kurulduğu tarihten itibaren, kutlama yönetmeliğinin değiştirildiği 2012 tarihine kadar tüzüğünde bulunan gayelere uygun olarak her yıl 29 Mayısta İstanbul Valiliği, 1.Ordu ve İstanbul Belediyesi'nin işbirliği ile gerçekleştirilen İstanbul'un Fetih kutlamalarına Fetih Cemiyeti Başkanının açış konuşması ile başlayıp, aynı günde veya haftada çeşitli konferans, sempozyum, konser ve sergiler tertip edilerek devam edegelmiştir.

Derneğin diğer önemli faaliyeti alanı ise, 500. Yıl kutlamalarının devamı olarak yaptığı veya yaptırdığı veya desteklediği ilmi araştırma ve buna bağlı yayınlarıdır. Kuruluşundan beri Fatih, fetih ve İstanbul ve Türk tarihi ve sanatı ve mimarisi, edebiyat ve hatıra alanında yüzün üzerinde birçoğu kaynak niteliğinde çok önemli eserler vermiştir. Bu eserleri burada saymak mümkün olmadığından, sadece Derneğin halef-selef başkanları, Ekrem Hakkı Ayverdi ve İbrahim Aydın Yüksel tarafından hazırlanıp cemiyet tarafından yayınlanmış “Osmanlı Mimarisi Serisi” dahi, Fetih Cemiyeti kaynak yayınlarının önemini göstermeye yeterlidir.

Dernek ismi kuruluşunu müteakip “İstanbul Fetih Cemiyeti” olarak değiştirilmiş ve birkaç adres naklinden sonra, 1961 yılından itibaren Fetih Cemiyeti; İstanbul, Beyazıt Yeniçeriler Caddesi üzerindeki Kara Mustafa Paşa medresesinde faaliyetlerini sürdürmektedir.