Kurtuluş Savaşı zaferle sona erdikten sonra Cumhuriyetin ilanı konusunda Mustafa Kemal Paşa ile en yakın silah arkadaşları arasında fikir ayrılığı meydana gelmiştir.  Ankara’da Keçiören semtinde bir evde toplanan Rauf ORBAY, Refet BELE, Cafer Tayyar ve Kazım KARABEKİR Paşalar, yeni rejim konusunu tartışırlar, Rauf Bey: “ Bahriye Mektebinden mezun olunca Padişahımıza sadık olacağıma dair yemin etmiştik, o yemini bozamayız.”  diyerek düşüncesini açıklar. Bir kısım komutanlar ve yöneticiler yeni rejim konusunda tereddüde düşerler. Buna rağmen Atatürk bu arkadaşlarını dışlamaz ve kendilerinden daima faydalanma yoluna gider.  Kazım Karabekir Paşa, İstiklal Harbimiz adlı hatıra kitabında şunları yazıyor: “ Bizler olmasaydık Mustafa kemal Paşa bizim yerimize kumandanlar bulabilirdi ama Mustafa Kemal Paşa olmasaydı bizler O’nun yerine bir başkomutan bulamazdık.”

       Atatürk, Kurtuluş Savaşından sonra silah arkadaşlarını, kendisine destek olan sivil kadroları unutmamış,  her birine bir görev vermiş, M.M.Grubu başta olmak üzere üstün hizmetler gören maddi durumu zayıf kahramanlara maaş bağlatmıştır. Evi- barkı olmayan kahramanlara da ev ve arsa, bağ, bahçe ve tarla vererek onların yoksulluk görmemeleri için maddi ve manevi yönlerden destek sağlamıştır. Vatanını karşılıksız seven bir kısım arkadaş ve dostları da maaşlarını ve evlerini gizlice Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu ve Tayyare Cemiyeti gibi hayır kurumlarına bağışlamışlardır. Refet BELE Paşa, Atatürk’ün kendisine Keçiören semtinde hediye ettiği bağ evini gizlice Kızılay’a bağışlar, İpsiz Recep ise kendisine verilen araziyi İnebolu’ya silah kaçırılmasında yardım eden kimsesiz ve yoksul adamlarına paylaştırır.  Hiçbir mal varlığı olmayan Fevzi ÇAKMAK Paşa’ya ise Ankara’da bir ev bağışlar.

       Atatürk ile Enver Paşa, birbirine rakip ve düşman gibi gösterilir ama gerçek öyle değildir, her ikisi de Libya’da İtalyanların işgalin karşı birlikte mücadele etmişlerdir. Aralarında sadece askeri strateji ve hedefler gibi bazı konularda ayrılık vardır. Her ikisi de ülkesini, milletini, Devletini ve vatanını seven komutanlardır.  Enver Paşa 1918 yılında ülkesini terk ederken eşi Naciye Sultan ve kızı Mahpeyker’i Almanya’ya gönderir.  Enver Paşa, Almanya’da ikamet eden eşi ile giderek birkaç defa buluşurlar, diğer kızı Türkan 1919 ve oğlu Ali Enver ise 1920 yılında Almanya’da dünyaya gelirler. Enver Paşa, 4 Ağustos 1922 günü Türkistan’da Ruslarla yapılan bir savaşta şehit olunca Naciye Sultan en küçük kayın biraderi olan Mehmet Kamil il evlenir ve bu evlilikten de Rana dünyaya gelir. Atatürk, Enver paşa’nın ailesi ile yakından ilgilenir. 5 Temmuz 1939 tarihinde çıkarılan özel bir af kanunu ile Naciye Sultan ve çocukları İstanbul’a getirilir, Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ, bu aile ile ilenir, çocukları okutulur ve oğlu Ali Enver Harp Okuluna kabul edilir  ve subay olur.

       Teşkilat-ı Mahsusa Reisi Kuşçubaşı Eşref Sencer Bey, Mısır’dan sürgünden döndükten sonra Manisa Salihli’de bulunan çiftliğine çekilir, ölmeden önce hatıralarının bir kısmını meşhur tarihçi- yazar Cemal KUTAY Bey’e yazdırır ve yayınlatır. Kuşçubaşı Eşref Bey, ölmeden önce Teşkilat-ı Mahsusa’da birlikte görev yaptığı o feleğin çemberinden geçmiş fedai arkadaşlarının ailelerini, vefat eden meşhur arkadaşlarından Cihangiroğlu İbrahim Bey’in Kars’ta, Zenci Musa’nın kabrini ise İstanbul Üsküdar semtindeki Özbekler Tekkesinde ziyaret etmiştir.  Ayrıca o tarihte hayata bulunan komutanlarını da ziyaret ederek helalleşir ve Eşref Sencer Bey, 1964 yılında Söke’de vefat ederek sessizce ve kimsenin haberi olmadan toprağa verilmiştir. Dünyanın en gizli ve büyük casusluk ve karşı casusluk, Gayrinizami Harp Teşkilatlarından biri olan ve 30 bin elamanı bulunan bu teşkilatın mensupları şehit olan arkadaşlarının ailelerine de sahip çıkmışlardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.