Editör
Editör
07 Şubat 2019 Perşembe 18:55
185 Okunma
Vatanı için kurşun yedi, ailesiyle sahipsiz bırakıldı!

Manisa’nın Şehzadeler ilçesindeki 43 yaşındaki Hakim Gülüm ve ailesi bir yandan gazilik unvanının verilmesi için mücadele ederken bir yandan da sığındıkları kayınvalidesinin evinde başlarına düşen tavandan dolayı yatacak yer arıyor. 1996-1997 yılında Tunceli kırsalında teröristlerle girdikleri silahlı çatışmada kalçasına kurşun girerek yaralanan ve malul sayılmayan gazi olan Hakim Gülüm bir yandan yıllardır gazilik unvanı mücadelesi verirken, yaşadığı sıkıntılı günlerin ardından kirasını ödeyemediği için sığındığı kayınvalidesinin evinde dün gece çöken tavanla bir şok daha yaşadı. Gece düşen tavanla neye uğradığını şaşırdığını anlatan Hakim Gülüm, “Gece tavan çöktü üzerimize. Biz burada 5 kişi yaşıyoruz. Ben 1996-1997 gazisiyim. Malul sayılmayan gazi. Geçtiğimiz günlerde kaymakamımız da geldi ve bu halimizi gördü. O zaman bu kadar çökmemişti. Yağmur yağıyor, yağmur geçtikten sonra su tavanı salmaya başladı. 3 çocuğumla birlikte 5 kişi bu odada yaşıyoruz. Barınacak bir yerimiz yok.  Ben 5-6 aydır Şehir Hastanesinde tedavi altındaydım. Gittik geldik, işimiz bozuldu. İmkanımız da yok, durumumuz da yok. Temelli yok olduk kısaca. Yok ettiler bizi. Bizi askere gönderdiler, vurulduk, sen beni askere gönderdiysen sahip çıkmak zorundasın. Çocuk çocuğumuz perişan haldeyiz. Biz vatani görevimizi yapmışız çıkmışız gelmişiz. Biri geliyor gazi ziyaretine, gelen unutup gidiyor, gelen unutup gidiyor. 22-23 yıldır hep unuttular. İşi başkalarına veriyorlar. Bana da iş verin. Ben çalışmayacak bir insan değilim. Biz burada 2 aydır ilgili kurum bekliyoruz. Bir kurum geliyor, ‘Burası üzerine çökecek’ diyor. Biz de biliyoruz, çöktü işte üstümüze. Neyi bekliyorsunuz ölmemizi mi? Öleyim sizde kurtulun benden.” dedi.

DEVLET BİZE SAHİP ÇIKSIN

Eşinin yaşadığı rahatsızlık sonrası 3 çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayamadığı ve evinin kirasını ödeyemediği için annesine ait derme çatma bir eve sığınmak zorunda kaldıklarını anlatan Hakim Gülüm’ün eşi Hacer Gülüm, “Eşim yatarken anneme sığındık. Kirayı ödeyemezken 3 çocuğumu da aldım mecburen annemin evine geldim. Çünkü çocuklarımın temel ihtiyaçlarını karşılayamadım. Ekmek, su, giyim temel ihtiyaçlarının hiçbirini karşılayamadım. Eşim hastanede uzun bir süre yattı. Zaten psikiyatri ilaçlarıyla birlikte çalışmaz duruma geliyor. O ilaçları kullandıktan sonra sürekli uyku hali, agresifleşme gibi durumlar söz konusu oluyor. Biz de psikolojik olarak çok fazla etkileniyoruz. Evdeki bu yaşam şartlarından çocukların psikolojisi de çok fazla etkileniyor. Derslere odaklanamıyorlar, öğretmenleri bile ziyarete geldi acaba ne oluyor diye. Ben tek başıma yetemiyorum. Çalışmak istiyorum ama çocuklarım bakıma muhtaç, çalışmaz hale geliyoruz. Ben ne yapacağım? Yapamayacağım, yapamayacağım en sonunda çocuklarımı sosyal hizmetlere mi vereyim çalışabilmek için. Devlet mi sahip çıksın? Devlet benim yanımda sahip çıksın. Bize sahip çıksın ve biz birlikte yaşam mücadelesi verelim istiyorum. Özür dilerek söylüyorum bazen kendimi dilenci gibi hissediyorum.” şeklinde konuştu.

3 ÇOCUĞUMLA ÇARESİZİM

Anne Hacer Gülüm, “Bize yol gösteren olmadı, sahip çıkan olmadı. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti malul yada değil, ben bir anne olarak çıkıp konuşuyorum; terör mağduru olarak konuşuyorum ve malul sayılmayan bir gazi eşi olarak konuşuyorum. Türkiye kendi ayıbını kaldırmalı. Kaymakam beyden Allah razı olsun geldi, ihtiyaç sahibi aile olarak ziyaret etti. Biz kaymakam beyden sadece tek bir talepte bulunduk. O zaman burası bu kadar kötü durumda değildi. Sadece gazilik şeref madalyamızın tarafımıza verilmesi yönünde yardım talebinde bulunduk. ‘Bununla ilgili çalışmalarımız olacak’ diye söz verildi. Yazışmalar o konuyla ilgili devam ediyor ama yüzümüz tutmadı tekrar tekrar kapısına giderek, ‘Biz bu durumdayız, barınacak yerimiz yok, yiyecek ekmeğimiz yok’ demeye yüzümüz tutmadı açıkçası.” dedi.

“LÜTFEN BİZİ GÖRÜN ARTIK”

En küçük oğlunun lenf bezlerindeki kitlelerden dolayı Manisa Celal Bayar Üniversitesinde onkoloji tedavisi gördüğünü kaydeden Hacer Gülüm şunları söyledi: “Buradan bütün devlet büyüklerimize sesleniyorum. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti, gazi, gaziliği de geçtim, malul gaziliği de geçtim, terör mağdurluğunu da geçtim, biz vatandaşız. Biz bu bayrağın altında doğduk, biz bu devlete vergi ödedik, biz bu devlete kan verdik, biz bu devlete 3 tane aslan gibi çocuk verdik. Biz burada yaşıyoruz ve nefes alıyoruz. Bugün bir darbe çıksa herkesten önce benim eşim gider, teröristler girdiği çatışmada yaralandığı gibi, 15 Temmuz darbe girişiminde olduğu gibi hiç tereddüt etmeden onun çıkacağını, benim çıkacağımı ve çocuklarımın çıkacağına eminim. Kimse kimseyi görmüyor. Bu çok büyük bir ayıp. Yakıştıramıyorum, üzülerek söylüyorum. Bu kadar küçük bir devlet değiliz, biz çok büyük bir devletiz. Herkes Türkiye Cumhuriyetine imreniyor. Cumhurbaşkanımızın ellerinden öpüyorum, yalvarma aşamasına geldik artık lütfen bizi görün artık. 3 tane çocuğun hayatı söz konusu burada. Bunlar nasıl sağlıklı birey olacak? Bu çocukların askerlikleri var, evlilikleri var. Dolabımı açıp bakarsanız içler acısı durumda. Yarısı çürümüş. En küçük oğlum onkoloji tedavisi görüyor. Dengeli beslenmesi lazım, küflü zeytin yiyor benim oğlum, söylenecek hiçbir şey yok.”

VAKIF DEVREYE GİRDİ

Ailenin yaşadığı evin durumunu haber alan Şehzadeler Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı yetkileri de aileyi evlerinde ziyaret ederek başka bir eve yerleştirilmeleri konusunda yardımcı olacaklarını belirtti.

Son Güncelleme: 08.02.2019 17:22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.