Son yıllarda küresel ısınmanın bir sonucu olarak dünya iklimi değişmiştir, çocukluğumda Şubat ayı boyunca 28 gün gece gündüz durmadan yağmur yağardı ve Şubat ayına “Sidikli Şubat” derlerdi.  Doğu’da çalışırken yaşlılarımız, eskisi kadar kar yağmadığını söylerlerdi, yağan kar miktarı, geçmiş yıllara göre azalmıştı. Erzurum’un simgesi rahmetli  Naim Hoca’ya küresel ısınma hakkındaki düşüncelerini sormuşlar, Naim Hoca: * Vallahi, ben kömür sobası ile ısınıyorum, kömürü yakınca her tarafımı ısıtıyor, kemiklerim ısınıyor.” diye cevap vermiş, son yıllarda buzullar da erimeye başladı, yakın zamanda Avrupa kıtasını  büyük tehlikeler  beklemektedir.

       Yaşadığımız evimiz topraktan yapılmış, yaklaşık 200 yıllık tarihi olan harabe bir ev idi, şiddetli yağmurlarda  toprak dam akardı, yatacak yer kalmayınca köşelere çekilir,  eşyalarımız ıslanmasın diye odanın ortasına tencereleri sıralardık. Evimizde soba  ve  şemsiye  yoktu, mangalda kömür yakardık ancak ellerimizi ısıtabilirdik. Öğleye kadar o yağmurun altında sokaklarda simit satardık, ıslanmamak için un çuvalını alt köşesinden içe doğru çevirir ve kafamıza giydirirdik, giydiğimiz kara lastiğin izi ayağımıza çıkardı, ıslak çorabımız yüzünden romatizma olurduk. Şiddetli gök gürültüleri olunca ailece Tekbirler getirir, şimşek sesinden korkardık.  Kışın ev çökecek diye endişe eder, yaz gelince toprak dama ince yol tozu getirir ve lo taşı denilen yuvarlak taşla düzeltme yapardık. Günümüzde artık o kadar çok yağmur yağmıyor, şehrimizi birkaç yılda bir defa sel basardı, köyler, mahalleler ve evler, tarlalar, bahçeler sel suları altında kalırdı,  o yıllar ülkemizin yokluk yılları idi, mahallemizdeki evlerin çoğu topraktan yapılmıştı, kışın dam akar, yazın duvarlar çatlar, toprağı samanla karıştırıp sıva yapardık. Çocukluğumuzda yaşadıklarımızı kendi çocuklarımıza bile anlatamıyor ve inandıramıyoruz. 

       Şehrimizde alt yapı yoktu, mahalle aralarındaki yollar toprak idi, yağmur yağınca çamurda yürümek zorunda kalırdık, bazen lastik çarığımız çamura saplanırdı, uzun pantolon giyenlerin paçaları hep çamur olurdu, bizler şeker çuvalından dikilmiş dizimize kadar uzunluğu olan kısa ve siyah renge  boyanmış  kara  don giydiğimizden paçamızı çamurdan kurtarmış oluyorduk.  Devamlı yıkanıp kızgın güneşte kurutulduğundan zamanla kara donun rengi solar ve arka kısmında Kayseri Şeker Fabrikaları T.A.Ş. markası ortaya çıkardı, bu marka adeta plakamız olurdu. Pantolonu ancak  Ortaokula başlayınca  giymiştim. Bazen güneş varken yağmur yağardı buna çakal yağmuru veya ahmak ıslatan yağmur derlerdi.  Kışın bir dert,  yazın bir dert idi, Yazın yollarda tozdan yürüyemezdik, toprakla oynamaktan gözlerimiz her zaman kırmızı olurdu ve o yıllarda trahom hastalığı çok yaygındı, evlerin karanlık, rutubetli olması, beslenme yetersizliği, evlerde çeşme olmadığından gerekli temizliğin yapılamaması, hasta ile diğer aile fertlerinin bir arada bulunması gibi sebeplerle verem hastalığı çok yaygındı ve genç yaşta ölümler çok fazla idi. Ülkemizde ortalama yaşam süresi 45 yıl idi, yazın da evlerde yılan, akrep, çıyan gezerdi.

       Her yağmur yağdığında eski günlerimizi hatırlar, hüzünlenir ve bugünkü durumumuza binlerce şükrederim.  Ülkemizde son  elli  yılda çok şey değişti ancak yeterli değil daha çok çalışmamız gerekir, çocuklarımıza daha iyi yaşanılabilir bir ülke bırakmanın mücadelesini vereceğiz. İyinin düşmanı daha iyi, güzelin düşmanı ise daha güzeldir,  yükselmenin sınırı yoktur. Yağmurda ıslanmak bazı kişiler için romantik, bazı kişiler için hastalık belirtisi olabilir. Gökten yağan sular, yerleri ıslatır.”Yağmur, namuslunun da üstüne yağar, namussuzun da. Ama namusluyu daha çok ıslatır. Çünkü namussuz, namuslunun şemsiyesini çalmıştır.” George Owen.       

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.