Selçuklular, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde şehirlerde faaliyet gösteren esnafların uyacakları kurallar, ticaret nizamı ve mesleki terbiye ile ilgili örf adetler Ahi Teşkilatı tarafından düzenlemekti idi.  Ahi Teşkilatının ortadan kaldırıldığı 1925 yılına kadar bu kurullar ve kurallar faaliyetlerine devam etmiştir. Halen günümüzde Ahi Teşkilatının yerine kurulan Meslek Odaları aynı amaçları ve esnaflıkla ilgili düzeni devam ettirmeye çalışmaktadırlar, ancak günümüzdeki Esnaf Odalarının ve Mesleki Kuruluşların Ahilik Teşkilatının sahip olduğu yaptırım gücü bulunmamaktadır.  Günümüzde mesleki terbiye anlayışı değişmiş ve bazı kendini bilmez esnaflar sadece maddi kazanç  sağlamayı ön plana çıkarmışlardır. Bazı köklü geçmişi olan işletmeler, ticarethaneler ve esnaflar halen Ahi kültürünü ve terbiyesini günümüzde de devam ettirmektedirler.

       1548 ve 1625 tarihli sicil kayıtlarında Manisa’da ticari faaliyetlerde bulunan esnaflarla ilgili yaptırımlar, ticari gelenek ve göreneklerden bahsedilmektedir. Manisa’da tarımsal ürünlerin yetiştirilmesinde ve temininde sıkıntı yaşanmamaktadır ancak bazı yıllarda doğal afetler, çekirge istilası gibi sebeplerle tarımsal ürün sıkıntısı yaşanınca çevre ilçe ve nahiyelerden temin edilmiştir.  Yetiştirilen buğdaylar, Müslüman Bozköy ( Bügünkü Bozköy), Gürle ve Emlakdere’de bulunan değirmenlerde un haline getirilerek pazarda satılırdı. Fırınlar, haftanın ikinci günü ekmek çıkarmazlardı, o gün bayat ekmeklerin satışı yapılırdı.  Demirci ve nalbantlar için yayınlanan bir nizamnameye göre birbirlerinin işlerini yapamazlardı, demirciler hayvan nallama, nalbantlar ise demircilik yapamazlardı.  

       Manisa esnafı arasında çıkan problemler genellikle kendi aralarında halledilirdi. Halledilemeyen sorunlar Kadıya, hatta Divan-ı Hümayuna kadar götürülürdü. Esnaf kendi aralarında mevcut nizama uymaya mecburdular, aksine hareke eden esnaf cezalandırılırdı, esnaflar ceza sistemini kendileri kararlaştırırlardı.  Mesela Manisa pazarındaki un satıcıları, müşterilerin rahatsız edilmemesi, başka satıcıların araya girmemesi ve müşteri ayartmaması ve her satıcının kendi çuvalı başında durması konularında anlaşmışlar, bu kuralları aykırı davranan kişilere 25 değnek vurulması ve 12 Akça para cezası alınmasını Kadı Efendi huzurunda kararlaştırarak sicile kaydetmişlerdir. Ayakkabı imalatçıların yaptığı ayakkabılar kendi Meslektaşları arasından görevlendirilen kontrol memuru tarafından kontrol edildikten sonra satışa sunulurdu.  Satıştan sonra ayakkabıda imalat veya kalite hatası varsa satıcı alıcıya parası iade edilirdi. Kalitesiz ve hatalı yapılan pabuçlar, ayakkabıcının dükkanının damına atılarak tehir edilirdi, “ Pabucu dama atıldı” sözü bu Ahi geleneğinden günümüze kadar gelmiştir.

       Satılacak malların fiyatları, Ahi Teşkilatı tarafından belirlenmektedir, hiç kimse belirlenen ve takdir olunan narh’ın üzerinde bir fiyat isteyemez ve fahiş fiyata mal satamazdı.  Üretilen mal ve hizmetler öncelikle o şehirde yaşayan vatandaşların ihtiyacının karşılanması için satışa arz edilirdi, elde kalan mallar ve hizmetler daha sonra diğer il, ilçe veya nahiyelerde yaşayan vatandaşların satın almasına sunulurdu. Malların kalite ve fiyat kontrolünü yapan Ahi Teşkilatı görevlisinden başka Kethüdalar da vazifeli idiler. Ahilik Teşkilatı, tüm imparatorluk sınırları içindeki ticari, ekonomik ve mali iş ve işlemleri düzenleyen muazzam bir kuruluş idi.  Ahi Kültürü ve terbiyesi  günümüzde mutlaka yaşatılmalıdır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.