Türkiye’de bu güne dek (2018) değişik büyüklükte 204 KİT, 94 kuruluşta bulunan kamu payı (halka arz ve IKMB’de hisse satışı yoluyla), 10 lıman

 81 elektrik santralı, 40 tesis /işletme,3bin 483 taşınmaz, 3 gemi ve 36 maden sahası satılmıştır…Satışların toplam tutarı 68 milyar dolardır..Satış bedelleri ve sözleşme koşulları incelendiğinde, göze çarpan ilk özellik satışların düşük bedellerle ve işletmenin bankadaki parasıyla birlikte satılmış olmasıdır…Kimi satışta bedeller o denli düşüktür ki satılan malın adeta üstüne para verilmiştir…Özelleştirme uygulamalarının yüzde 91’i son 20 yılda yapılmıştır…Satışlar son 20 yılda yapıldı ama özelleştirme anlayışının ideolojik temeli, Türkiye’de 70 yıl önceye ek gidiyordu…1950 den sonra gelen hemen tüm hükümetler özelleştirmeyi savunmuş, ellerinde geldiğince özelleştirme yapmak istemişler…Günümüz dünyasında endüstriyel üretimi düşük, ekonomik ve mali yapılanması yetersiz gelişmekte olan ülkelerde, devletin ekonomik gücünü büyük oranda Kamu İktisadi Teşekkülleri   (KİT) oluşturur..KİT yatırımlarının artması ve bu yatırımların verimli bir işleyiş içinde gelişmesi,  azgelişmiş ülkelerin kalkınabilmesi için tek şarttır…Dünyada devletin desteği olmadan kalkınabilmiş ülke yoktur…

Batı’daki gelişmiş ülkelerin Kalkınması, ekonomik devletçilik olarak tanımlanan Merkantalizme dayanır…Devlet kalkınma da öncüdür…Ve bu görevi yaptığı oranda güçlenmiştir…Bu gün azgelişmiş ülkelerde devletin ekonomik dayanaklarının özelleştirme adıyla yok edilmesi gerçekte ulus devletlerin yok edilmesidir…Özelleştirme uygulamalarının, ekonomiyi değil emperyalizmi anlatan ideolojik bir girişim olmasının nedeni budur…Devlet Planlama Teşkilatı 1986 yılında Dünya Bankası aracılığıyla Amerikan Şirketi Morgan Bank’a “Özelleştirme master planı” diye bir plan hazırlattı…Türkiye’ye gelen Morgan ekibi yüksek düzeyde görevlilerle geniş çaplı görüşmelerden sonra ;Türkiye’deki özelleştirme uygulamaları konusunda “Türk hükümetinin hedeflerini doğrudan yansıtan “ on dört hedef belirledi..Master planda özelleştirmenin amacı şöyle özetleniyordu…”Özelleştirme programının en önemli amacı endüstriyel etkinliği arttırmak ve bu yolla ekonomide gerçek büyütme yaratmaktır…”

Görüldüğü gibi özelleştirme tarihimiz 1950’lerekadar gitmekte ve gelen iktidarların tamamının özelleştirmeye yatkınlığı görülmektedir..Lakin sermaye etkinliği özel sektörde olmadığından az gelişmiş ülkeler de devletin yatırım öncülüğü olması  gerektiği açıktır…Geniş istihdam alanları ancak devletin öncülüğünde olur…Özel sektör eliyle de istihdam yaratılabilinir fakat devlet bu işte öncülük yapmalıdır…Yok pasına satılan değerleri tekrar yerine getirmek mümkün değildir..Bu değerleri alanlarla istihdam yaratmak amacıyla değil rant amacıyla bu yerleri almışlar ve çalışanların tazminatlarını ödeyip bu yerleri farklı amaçlarla kullanmışlardır…Bunun neticesi üretim azalmış ya da yok olma noktasına gelmiş ve ithalat kapılar açılmıştır…Dünya da tarımda kendi kendine yeten yedi ülkeden biriyken şimdilerde temel gıda ürünlerin bile ithal eder duruma geldik…Hayvancılık bitti…Güney Amerika’dan büyük baş hayvan ithal ettik… Sırbistan’dan karkas et ithal etmek zorunda kaldık…Fasulye, nohut, mercimek gibi temel yiyecekler de ithalat kapsamına girdi…Üretim olmadan bir devletin ayakta durması mümkün değil…Bakalım bu nereye kadar devam edecek?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.