Yürürlükteki 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler memur sayılır. Devlet memurları, Devlet ile Millet arasında hizmet köprüsü görevini yerine getirirler. Ekonomik yönden çok güçlü olan ülkelerde kişiler genellikle özel sektörde çalışmayı tercih ederler, geri kalmış veya gelişmekte olan ülkelerde ise öğrenim durumu, mesleği, kabiliyeti ve liyakati ne olursa olsun herkes devlet dairelerinde memur olmak ister. Bir defa Devlet Dairesine kadrolu olarak girdi mi ağır ve yüz kızartıcı bir suç işlemedikten sonra emekli olana kadar memuriyet hayatını devam ettirebilir.

       38 yıl Devlet memurluğu yapmış bir kişi olarak olumlu veya olumsuz çok şeyler yaşadım, ülkemizin değişik coğrafi bölgelerinde zor şartlara rağmen devletime ve milletime hizmet etmeye gayret ettim. Beraber çalıştığım memurları birkaç kategoride sınıflandırdım. Birinci grupta yer alan devlet memurları, özel ve aile hayatlarındaki maddi ve manevi sıkıntılarına rağmen devlet dairesinde vatandaşlara güler yüzle hizmet eden, herkese eşit ve adil davranan, sekiz saatlik mesai saatinin her dakikasını hizmet olarak değerlendiren, aldığı maaşı hak etmeye ve ailesine helal kazanç götürmeye çalışan, resmi dairenin tüm yükünü gönüllü omuzlayan, halinden şikayet etmeyen, “ Allah, devlete ve millete zeval vermesin” diyerek dua eden değerli memurlarımızdır. Elleri öpülecek bu memurlarımız, kamu kurumunun temel direğidir, lokomotifidir, işini bitiremezse dosyasını tamamlamak için devletin işini evine götürür, gece tamamlar ve sabahleyin işyerine geri getirir.

       İkinci grup memurlar ise bal yapmaz arıya benzerler, çalışır görünür ama çalışmazlar, iş yapar görünür, iş yapmazlar. Bunların gözü hep duvardaki saatte olur, bir Müdür Yardımcısı şikayet ediyordu: “ Bugün çok iş çıkardım, akşama kadar yirmi imza attım, yirmi defa mühür bastım, çok yoruldum!”  Üçüncü grup memurlar ise” Amirinin karşısında gerdan kır, salla başını. Her ayın başında al maaşını.” zihniyetine sahip, kaytarıcı tiplerdir. Yılda 30 gün yıllık izin, 10 gün mazeret izni, tek doktor raporu ile 40 gün sağlık raporu kullanırlar. Mesaiye geç gelirler, erken kaçarlar. Bunlardan hayır gelmez.  Dördüncü grup ise Bankamatik memurlarıdır, görevine hiç gelmezler, kendilerini hiç kimse görmez, sokakta boş gezerler ama maaşları hesabına yatırılır. M. ilinde bir popçunun yılda bir defa konser verdiği ama Belediye’den her ay Sanat Danışmanı maaşı aldığı tespit edilmiş ve sözleşmesi fesh edilmiştir.  O ilimizde Belediye’den, başka ildeki kişiye maaş gönderildiği ortaya çıkmıştı. Bazı Devlet memurlarının da akşama kadar çay ocaklarında pineklediğini görmekteyim.

       Aksaray’da görev yaparken büyüklerimizden dinlemiştim. 1950’li yıllarda Başbakan rahmetli Adnan MENDERES’in emri ile Ankara yolunda Koçaş Devlet Üretme Çiftliği kurulur, Hollanda’dan verimli inekler getirilir, verimli bir tosuna ihtiyaç duyulur. Uzun aramalardan sonra bir köyde verimli bir tosun bulunur ama sahibi satmak istemez. Kaymakam Bey’in ricası ile tosun satın alınarak çiftliğe getirilir. Tosun, merada ve ahırda en güzel ineklerin yanına konulur, yer, içer, ineklere sırtını dönüp yatar. Tosun, söylenenin aksine verimsiz çıkar. Bu durum,  Kaymakamlığa bildirilir, tosunu satan köylü jandarma nezaretinde getirilir ve durum kendisine anlatılır, parayı iade etmesi ve tosununu alıp geri götürmesi söylenince köylü : “ Kaymakam Bey, siz bu tosunu Devlet Üretme Çiftliğine satın almışsınız, yani benim tosun devlet memuru olmuş, artık yer- içer, yatar, çalışmaz.” deyince odada bulunan herkes kahkahalar atarak gülmeye başlarlar.  

       Aldığı maaşı hak etmek için alın teri döken, emeğini esirgemeyen, fedakar memurlarımıza sevgi ve saygılarımı sunuyorum, başarılarının devamını diliyor, vatandaş olarak onlara hakkımı helal ediyorum.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.