Tenis toplum tarafından zengin sporu, hatta sosyete sporu olarak algılansa da bunun böyle olmadığını tenis sporuna gönül veren her kesimden sporcular ve aileleri bilir.

Türkiye’de tenis sporu istenilen başarıyı henüz yakalayamadı. Uluslararası başarılar bir türlü gelmiyor. Bunun nedenlerini Gençlik ve Spor Bakanlığı mutlaka araştırıyordur. Araştırmalıdır.

Birkaç isim etrafında dönen uluslararası müsabakalara katılan sporcuların dünya çapında başarı gösterememeleri sporun devlet tarafından yeterince desteklenmemesinden mi yoksa yetenekli sporcuları bulup yetiştirmede bazı sıkıntılar yaşadığımızdan mı kaynaklandığını düşünmek zorundayız.

Yıl boyunca farklı yaş guruplarında farklı illerde yapılan tenis turnuvalarına bakanlığın yeterince destek verdiğine en azından bizler şahit olmadık. Beş yıldır tenis sporunun içinde olan ve kendi yaş gurubunda il ve bölgesinde birçok madalya alan, antrenör, hakem ve hocaları tarafından başarılı olduğu belirtilen bir tenis sporcusunun yaşadıkları, verdiği mücadele ve yaptığı antrenmanlara şahit olan birisi olarak söylemek isterim ki tenis sporu bir an önce Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik Spor Bakanlığı ile ortak çalışmalar kapsamına alınmalıdır. 

Küçük yaşlardan itibaren başlayan tenis sporu aile ve sporcunun istek ve yoğun çabalarıyla devam ettirilmeye çalışılıyor.

Türkiye’nin sporcularının bu alanda dünya çapında başarılı olmuş sporculardan yetenek yönünden hiçbir eksiği yok. Ancak mesele gelip sporun devlet politikası olup olmamasında düğümleniyor. Bakanlık, il müdürlükleri bünyesinde kaç tane tenis kortunun, antrenörünün olduğunu sormak bile bazen abesle iştigaldir! Gençlik Spor İl Müdürlükleri bünyesinde tenis antrenörünün olmaması bir yana o ilde sporcuların antrenman yapacağı kort bulmaları bile büyük şans.

***

Dedim ya beş yıldır tenis sporuna gönül vermiş bir aile olarak 8 yaşından bu yana bu sporunun içinde olan bir sporcu ailesi olarak birçok şey yaşadık ki bunları anlatmak mümkün değil!  Adeta tenis sporuyla uğraşmamızın önüne her türlü engel konuldu!

İlk, orta ve lise eğitim çağındaki sporcuların eğitimde başarılı olmaları bir yana; sınav kaygıları ve sporda başarılı olmak için yoğun antrenmanlar, turnuvalar, tesis eksikliği, açık ve kapalı kort eksikliğine rağmen mücadele azim ve isteklerinin birlikte yürüdüğünü düşünecek olursak okul çağındaki sporcuların ne kadar zor bir işin altına girdiklerini anlayabiliriz.

 Eğitim çağındaki tenis sporcularının birkaç şanslı il dışında bu sporla ilgilenmesi lüks olarak bakıldığı sürece Türkiye’nin dört bir tarafından başarılı tenis sporcusunun yetişmesi, eğitim ve sporda başarıyı birlikte yürütmeleri gayet zor görünüyor.

Ancak Türkiye gibi genç nüfusun fazla olduğu ülkelerde gençliğin spor, sanat, özel yetenekleri doğrultusunda yetiştirilmesi en az eğitim kadar, ekonomi, dış politika ve milli güvenlik kadar önemli görülmelidir.

Eğitim, spor arasında sıkışan spora gönül vermiş yetenekli öğrencilerin önüne bir de çalıştırıcı, açık ve kapalı tesis eksikliği,  antrenör yokluğu, iller arası turnuvalarda ulaşım ve konaklama sıkıntıları, illerde tenis kulüplerinin başarılı sporcular yerine zengin ailelere hitap ediyor olması, devlete ait olan bazı tesislerin özel kulüplere tahsis edilmesi ve gerçek sporcuların bu kulüp ve kortlardan yararlanmalarının engelleniyor olması, milli eğitim müdürlüğüne bağlı bazı okulların bahçelerindeki kortlardan imtiyazlı ve paralı çocukların faydalanması… Gibi onlarca engeli aşmaları gerekiyor.

Sizin anlayacağınız tenis sporuna gönül veren ve gerçekten yetenekli sporcuların arka planda kalması, seslerini duyuramaması, il yöneticilerine seslerini duyuramaması, randevularının geri çevrilmesi, görüşmelerinin engellenmesi… 

Birçok sıkıntıya göğüs germeye çalışan sporcu ve ailelerinin canhıraş bir şekilde spor ve eğitimi birlikte yürütmeye çalışmaları alkışlanacak bir davranış olarak değerlendirilmelidir.

Eğitimin içine girmeyen sporun başarılı olması mümkün değildir. Devlet politikası haline gelmeyen sporun uluslararası alanda başarılı sporcular çıkarması da işin tesadüflere ve bireysel çabalara kaldığının göstergesidir.

Tenis sporunun da diğer spor dalları gibi değerlendirilir, devlet ve özel sektör tarafından desteklenirse ancak o zaman kitlesel başarıdan bahsetmek mümkündür.

Yoksa sporcuların antrenman yapması gereken ve devlete ait olan tesislerin özel müteşebbislere devredilip kafeterya açılması değildir maharet. Maharet şehrini ülkesini temsil edecek sporcular çıkarmaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.