25 Mayıs 1919 tarihinde Manisa’yı işgal eden Yunan ordusu 1922 yılı 7 Eylül’ü 8 Eylüle bağlayan gece Manisa’yı terk etmek zorunda kalmıştır. 8 Eylül 1922 günü Türk şehir, kasaba ve köylerini baştan başa ateşe veren ve halkın çoğunu, cami ve evlere doldurarak yakarak yok eden Yunanlılar, çok sayıda silah, cephane, araç ve gereci bırakarak, binlerce insanı Anadolu topraklarına gömerek ardına bakmadan kaçmışlardır. 

       Yunan ordusu komutanı Bagorci, Türklerin evlerinden dışarı çıkmalarını yasakladı, asayişsizliğin hüküm sürdüğü şehirde yağmacılık, ırza geçme olayları had safhaya varmıştı. Yunan işgal kumandanı ve yardımcısı 5 Eylül 1922 akşamı malta semtini ateşe verdirdi, halk yangını güçlükle söndürebilmiştir, ynı akşam Kışla yakılmış ve 6 Eylül günü sabah ise çarşı ateşe verilmiştir. Bu büyük yangın sonunda 2728 dükkandan 279 dükkan, 40 han ve otelden 5 han, 9 Hamamdan 2 hamam geriye kalmıştı. Türkler, canını kurtarmak için Spil Dağı’na kaçmak zorunda kalmış, aç, susuz, uykusuz ve perişan bir halde dağda saklanmıştır. En son olarak Yunanlılar General Bagorci’nin emriyle Hükümet konağını da ateşe vererek Manisa’yı Türk Ordusuna terk ederek kaçmıştır. Ortaya vahim bir durum çıkmıştır.

       Manisa’nın % 85’i yakılmış ve  yıkılmış, enkaz bir şehir ortaya çıkmıştır. Maddi varlığının yanında şehrin hafızası sayılan kütüphaneler, tarihi konaklar, ecdat yadigarları olan Camiler, Mescitler v.s. yok edilmiştir. Halkın barınabileceği evler kalmamıştır. İnsan kaybı da korkunç sayıya ulaşmıştır. Beş bin beş yüz elli beş kişi katledilmiştir, sadece bir mahalleden götürülen beş yüz kişiden bir daha haber alınamamıştır, akibeti bilinememiş ve günümüze kadar toplu mezarları ortaya çıkarılamamıştır. 

       Kurtuluş Savaşında Sakallı Nurettin Paşa komutanı olduğu Birinci Orduda gönülle hemşire olarak görev yapan, yaklaşık üç yıl Kurtuluş Savaşının her muharebesinde en ön cephede askerin içinde bulunan üvey annem Fatma Naciye hanım, bizlere hatıralarını devamlı anlatırdı. Hayatı bir filme konu olacak kadar ilginç olan bu isimsiz kahraman Türk Kadını, hatıralarını bizlere aktarırdı. 26 Ağustos 1922 günü başlayan var olma- yok olma savaşında imkansız denilen başarılar elde edilmiştir, normal olarak bir piyade birliği saatte beş kilometre yol yürüyebilir, bu Türk askeri Kocatepe’den İzmir’e hesaplanan süreden bir kaç gün önce ulaşarak komutanlarını yanıltmışlardır. 

       Üvey annem Fatma Naciye Hanım anlatmıştı: “ Nurettin Paşa, komutasındaki ordunun ardından Sıhhiye Bölüğü ve hemşireler olarak Manisa’ya girdiğimizde Manisa yanıyordu, yangının ortaya çıkardığı alevlerden, yangın ve ceset kokusundan burnumuzu ve yüzümüzü kapatmıştık. Her tarafta yaralılar yaşlılar, kadınlar ve çocuklar feryat ediyorlardı, sokaklardan yaralıları topladık ve sahra hastanesine götürdük, yaralılar Valilik Konağı önündeki meydanda toplanmışlardı. Sıhhiye görevlilerinin  bir kısmı Manisa’da bırakılarak İzmir’e doğru ilerlemeye başladık, ordunun ardından hızlı bir şekilde İzmir’e doğru akıyorduk. 9 Eylül 1922 günü Kordon Boyu’na ulaşmıştık.  İlginç olan  süvari, piyade, topçu, sıhhiye  gibi silahlı ve silahsız birlikler nasıl oldu da aynı saatte aynı noktaya ulaşabilmişlerdi. Allahın bir lütfü oldu.”

       Aslan Köylü Ali Çavuş anlatmıştı: “ 1912 yılında Balkan Savaşı çıktığında askere alındım ardından 1914 yılında Cihan Harbine katıldım, 1919 yılında Mısırdaki esir kampından kurtulup köyüme  dönünce anam erkek adam  evde yatmaz, haydi Kuvva-i Milliye’ye  diyerek beni gönderdi. Mersin’in Fransız işgalinden kurtulmasından sonra Milli Orduya katıldım, 9 Eylül 1922 günü İzmir’e ulaştığımızda tüfeğimde bir tane bile kurşun kalmamıştı. Ayağımdaki çarık parçalanmıştı, çıkarıp dürbün gibi baktım ki Yunan askerleri gemiyle kaçıyor, tüfeğimin kayışı ve  pantolon kemerim yoktu, ip bağlamıştım.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.