Ülkenin ekmeğini yiyip suyunu içeceksin, havasını teneffüs edeceksin; sonra varlık sebebin olan ülkene teşekkür ederek üstlendiğin görevi hakkıyla yapıp vefa borcunu ödemek yerine, suret-i haktan görünüp ülkenin varlığına kastedenlerin safında olacaksın… Bununla da yetinmeyip ülkene düşmanlık edeceksin… Bu anlayış; nankörlüktür, hainliktir, alçaklıktır, hayâsızlıktır,  insanlığın kaybedilmesidir ve zavallılıktır.

Kesif propagandalarla ve algı operasyonlarıyla insanımıza yazar, sanatçı ve aydın kisvesiyle sunulan hatta dayatılan bu anlayış, devletimizin Afrin’e yaptığı Zeytin Dalı Harekâtı’nın durdurulmasının istendiğine dair kaleme alınan bildiriyi 24 Ocak 2018’de milletvekillerine gönderdi ve kamuoyuna duyurdu. 

Bu zavallı zihniyet, Güneydoğu Anadolu’da özyönetim ilan ederek hendek terörü yapan PKK militanlarının kazdıkları hendeklere gömülmelerini engellemek için devletin Güneydoğu Anadolu’da katliam yaptığı iftirasıyla 11 Ocak 2016’da da aynı şeyi yapmıştı. Aynı zavallı anlayıştaki bu prototip, bu olaydan kısa bir süre sonra da 28 Şubat 2016’da, İstanbul’da 23-28 Temmuz 2016 tarihlerinde yapılacak olan “24. Dünya Siyaset Bilimi Kongresi”ni, Türkiye’nin güvenli olmadığını söyleyip Türkiye’ye gelinmemesi çağrısı yaparak kongreyi iptal ettirmişti. 

Bu bildiriye imza atan yazar, sanatçı ve aydın kisvesine bürünen bu anlayış; yalanlarla, iftiralarla, algı operasyonlarıyla, duygu sömürüleriyle, toplumsal değerlerin suiistimalleriyle, sahtekârlıklarla her fırsatta devleti ve orduyu karalamaya çalışmıştır. İnsanın kendi devletine ve ordusuna bunu yapabilmesi, insanlığını kaybetmiş olduğunu göstermez mi?

Yüz yetmiş isim tarafından imzalanan bu bildiri, kuyruklu bir yalanla başlıyor. Zeytin Dalı Harekâtı’na toplum desteğinin yüzde seksen beşin üzerinde olduğu bilindiği hâlde milyonlarca insan adına imzalandığı söyleniyor. Gerçek ise bu bildiriye destek veren nankör, özünü kaybetmiş üç beş marjinal ve terör sevici anlayıştan ibarettir.

Bildiride barış kavramı suiistimal edilerek savaş istenmediği belirtiliyor. Devletin işgal için savaş yaptığı gibi bir algı oluşturma amaçlanıyor. Üstelik sınırlarımızdaki terör örgütü PKK/PYD’nin kırk yıldır emperyalist küresel güçler adına ülkemizde vekâlet terörü yürüttüğünü görmezden gelerek yapılıyor bu. Devletin savaş değil, sınırımızdaki terör örgütlerine karşı operasyon yaptığı herkesin malumu olduğu hâlde ısrarla savaş ifadesi kullanılarak PKK/PYD terör örgütü meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Savaştan söz edilecekse haydut ABD’nin Türkiye’ye açtığı asimetrik ve gayr-i nizami vekâlet savaşından söz edilebilir. Bu terör sevici anlayış, PKK/PYD’nin anne karnındaki ve beşikteki bebekleri katlettiğine şahit olmadı mı? Masum insanları, çocukları, kadınları bombalarla öldürdüğünü; on yaşındaki çocukları dağa kaçırdığını, yatağında uyuyan polisleri ve pazaryerinde hanımının yanındaki askeri arkadan kurşunlayarak şehit ettiğini, uyuşturucu ticareti yaparak binlerce gencimizi zehirlediğini bilmiyor olabilir mi bu zavallı zihniyet? Bu vicdansız anlayış, PKK/PYD’nin kırk yılda kırk bin insanımızı katlettiğini ve on binden fazla güvenlik görevlimizi şehit ettiğini nasıl görmezden gelir? Ülkeye ihanette ve düşmanlıkta sınır tanımayan bu ahlaksız anlayış, PKK/PYD’nin cinayetlerini ve katliamlarını bir günden bir güne kınamamıştır.

PKK/PYD’nin Türkiye’yi tehdit etmediği söyleniyor bildiride. Süreç içinde Afrin’den Kilis’e, Reyhanlı’ya yedi yüzden fazla roket atıldığını ve hâlâ roket saldırılarının devam ettiğini; bu roket saldırılarında onlarca insanımızı kaybettiğimizi bilmiyor ve görmüyor olabilir mi bu kafa? Bu nasıl bir hayâsız anlayıştır? Bu alçakça bir anlayış değil de nedir? 

Bu harekâtın, sınır güvenliğimizi ve devletin bekasını tehdit eden PKK/PYD terör örgütüne karşı yapıldığı ve uluslararası hukuktan doğan meşru müdafaa hakkının kullanılması olduğu bilindiği hâlde bildiride harekâtın Kürtlere karşı yapıldığının söylenmesi, devlet-millet düşmanlığından ve nankörlükten başka nedir? Haydut ABD’nin beş bin TIR ve iki bin uçak dolusu silah desteğiyle Suriye’nin kuzeyinde PKK/PYD ile terör ordusu kuracağı açıklamasını sağır sultan bile duyduğu hâlde bu zavallı anlayışın sağırlığının anlamı ihanet değil midir? Devletine iftira atarak devletini katliamcı gösteren bu anlayışın vatandaşlığından bahsedilebilir mi?

Zalimin düşmanı, mazlumun hamisi Türkiye; içte ve dışta kendi bekasını tehdit eden her şer gücü Allah’ın nusretiyle bertaraf edecektir inşallah. 

Eyvallah!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.