Türklere ait ilk bilgileri onların komşuları olan Çinlilerden almaktayız. Türk Devleti Türk Töresi üzerine inşa edilmişti. Türk Hakanı da töresi gereğince hareket etmeliydi. Adalet ile hükmetme ve dünya devleti kurma idealleri vardı. Atlı ve savaşçı Türkler, Hintli ve Çinliler gibi felsefe yapmaz savaş yaparlardı.

     Geçmişi öğrenmek için yapılan arkeolojik faaliyetlerde bir toplumun önemli özelliklerine rastlandığında o bölgenin ismiyle anılır kültür olarak adlandırılırdı. Türk ait olan arkeolojik bulgular, m.ö. 2. binyılda başlayan· Karasuk ve Tagar kültürleri ve onların devamı olan Taştık kültürü  “Tegreg” lere bağlanmaktadır. Merkezi ise Asya’nın kuzeyi ve Sibirya’nın güneyinde Kem(Yenisey) Irmağıdır.  Yeni arkeolojik bulgularla bu tarihler 3-4 bin sene öncesine de gitmektedir. Kültür bakımından birbirine benzeyen, birlikte bulunan, aynı hayat tarzını yaşayan atlı çoban ve göçebelerin belirli- aynı özellikleri olması tabii idi. Türk milletine ait ise belirleyici işaretler ise hep mevcuttu. Örnek vermek gerekirse, iki ucu keskin kılıç ve kamaları vardı ve buna Türkçe “Kıngırak”  deniyordu. Ayrıca uğurlu, kutlu ve bereketli anlamında “Ongun “denilen işaret, rütbe ve motifler kullanılmaktaydı.  Mesela Göktürk Kaan sülalesinin damgası olan dağ keçisi veya kurt motifi de bunlara dâhildi.

     Dört Tekerlekli ve tekerlekleri çok dilimli arabalar Türkler’e aitti. Çinlilerin Tiele ve Kao ch dediği “yüksek tekerleki kağnıların sahipleri” Çin tarihlerinde “Ting-ling” olarak adlandırılmaktaydı. Ting-ling denilen boylar bugünkü araştırmacıların çoğu tarafından Türk sayılmaktadır. Ting-ling’ler çadırlarını kağnıları üzerine kurarlar, göç ederlerdi.

 Emel Esin’in tespitine göre ise,” Ting-ling, Tiele, Kao-che boylarını “Kağnılı Boylar” olarak sınıflamayı uygun bulmakta ve Türk olarak ortaya çıkacak milattan önceki Türk boylarını şöyle tasnif etmektedir;

Uygurlar

Ala at yetiştiren ve belki Ala-yondlularla karışık olan Basmıllar

Çinlilerin Kiu-she dediği Kıpçaklar

Çinlileri Wu-huan dediği Oğuzlar

Ken-kuan gibi okunan Kırgun yani eski Kırgızlar, Onlar Ting-ling boyları ile birlikte yaşar ve Eski Kırgızlara Hakas denilen kayıtlar da mevcuttu.

KökTürk Kitabelerinde Kengeres denen boy

Doğu Hunları’dır.”

     Soğuk iklimlerde tabii şekilde kullanılan ocak, İç Asya’da boy sembolü olup dini bir anlam da taşıyordu. Türk ünvânını taşıyan, ilk ocağı yakan yani temsili anlamda boy kurucu ve ad verici olan bir kahraman en büyük boyu idare ediyordu.

     Türkler devamlı hareket halindeydiler. İç Asya’da Türklere atlı göçebe- yarı göçebe veya göçebe denilmekteydi. Bunun başlıca sebebi ise dağları ve yüksek yerleri yazlık olarak kullanmaları, kışın ise ovaya inerek kışlık şeklinde yaşamalarıydı. Bu yazlık ve kışlık arasına kaleler, yapılar inşa etmekteydiler. Bu sebeple her ne kadar sabit binalar yapsa da göçebe olarak niteleniyorlardı. 

     Bu erken Türkler, Doğu Avrupa’dan Kuzey Çin’e kadar, İç Asya’nın ve bugünkü Türkistan’ı da içine alan topraklarda yaşamış ve hâkimiyet sürmüşlerdi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adnan 5 ay önce

Türklerinde gitmedikleri yer kalmamış maşşAllah.