Belirli aralıklarla birlikte olduğumuz arkadaşlarımız mevcut, biz çeşitli konumlardaki bu arkadaşlarla bir araya geliyor, hem kendimize hem de çevremize nasıl faydalı oluruz diye düşünüyor, konuşuyor, hatta projeler gerçekleştirmeye çalışıyoruz.  Bu grubun adına da dostluk ve sevgi grubu diyoruz. Mevcut geniş katılımlı birlikteliğin bir de faaliyetlerinin oluşturulması, organizasyonu için kahrını çeken yönetim kurulu diyeceğimiz on arkadaşımız bulunmakta.

     Birlikte olduğumuz arkadaşlarımız genellikle orta yaş üstü ve rüştünü ispatlamış, nezih insanlar. Bugün biz akademisyen Prof.Dr. Süreyya Hocamızın yeni işyerine hayırlı olsuna gittik. Bunları yazmaktaki maksadımız, orada gerçekleşen hoş ve verimli sohbeti sizlerle paylaşmak.  İnsanlar sosyal bir varlık, mücadelesini önce kendi ve ailesinin geçimini ve fizyolojik ihtiyaçlarını gidermeye öncelik veriyorlar. Bu konuda ilim dünyasında yapılan önemli bir çalışma mevcut. Buna Maslow kuramı veya ihtiyaçlar hiyerarşisi de deniyor. İhtiyaçlar en yoğun ve baskın olandan en aza doğru sıralanıyor. Dikkat edilmesi gereken alt ihtiyaç giderilmeden bir üst ihtiyaç seviyesine geçilmemesidir. Bu ihtiyaçlar piramit şeklinde olup altta geniş bir bölüm barındırmakta, yukarıya doğru nitel ve nicel azalma olmakta. Bu sıralamada, insanların yeme içme, cinsellik uyku gibi temel ihtiyaçları en geniş yeri işgal etmektedir,  sonra ise vücut güvenliğinden iş güvenliğine kadar güvenlik bölümü sıralanmakta, daha sonra sevgi görme yani ait olma gelmektedir, sonrasında elde ettiği başarılarında dolayı saygı görme ve itibar yer almaktadır. Bütün bu gelişme ve başarılardan sonra, piramidin en üst noktasında ise kendini gerçekleştirme bulunmaktadır. Kendini gerçekleştirme, en az başarılanı ve en zorudur, burada etrafına faydalı olma, ahlak ve erdem, gerçekleri olduğu gibi kabul edebilme gibi değerlerin sahiplenilmesidir.

     Biz de sohbetimizde çevremizde olup bitenleri değerlendirdik. Ülkemizin ve insanımızın genel bir değerlendirmesini yaptık. İnsanlarımız niye bölük pörçük, niye herkes belli topluluklarda veya cemiyetlerde ayrı yaşamayı tercih ediyorlar?  Hem inançlardaki farklılık, diğerini yok sayma kime ne kazandırır? Birbirimize niye saygı göstermiyor, bencillik ediyoruz! Cemaat değil cemiyet neden olamıyoruz? Bunlar üzerinden sohbet ettik.

Sorunlar konuşulunca, batı diye tarif ettiğimiz ülkelerden, olumlu örnekler verilmeye başlandı , işin hakkını verme, trafikte yaşanan saygı, birbirlerinin hakkına uyma ve benzeri örnekler söylendi. Bizdeki noksan nedir, bu zihniyet nereden besleniyor bu sorular soruldu? Çözüm için eğitiminin önemi üzerinde duruldu, eğitim sistemimizde nerelerde yanlış yapıyoruz, bunun telafi edilmesi lazım geldiği söylendi. Kendi öz değerlerimize sahip çıkmamız belirtildi. İnsanlar yanlış yaptığında, başkasının hakkını çiğnediğinde, birilerine saygı göstermediğinde, hem manevi hem de maddi yaptırım ve cezaların olmadığı, yalanın ve insanı yanıltmanın insan hayatında yeri olmaması, kişilerin yaptıklarından sorumlu olması, cezaların etkisi vurgulandı.

     Bizler şikâyet etmekle kalmayıp, sorunlarımız üzerinde konuşabilmeli, yanlışlarımızı ortaya koyabilmeliyiz. Bunları herhangi bir çıkar beklentisi olmadan birilerinin söylemesi gerekmektedir.  Bunun kamuoyu oluşturması gerektiği gibi çeşitli sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla yanlışlar gündeme getirilip takipçisi olunabilir. Yapılması gereken, birliktelik içinde bir yerden başlanması, yanlışların, olumlu yöne doğru ikaz edebilmesi, yönlendirmesi ve de çözüm üretmeye çalışılması gerekmektedir.  

Tabii olması gereken ilk önce doğrunun kendisinden başlamasıdır. Neticede sorunların çözümü öyle görünüyor ki faydalı ve sorumluluk sahibi insan üzerine olmasıdır.     

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.