Erken seçimin gündeme geldiği 17 Nisan 2018’den itibaren “Cumhur İttifakı” dışındaki bazı muhalif siyasi partiler, “Erdoğan düşmanlığı” üzerinden “Erdoğansız bir Türkiye” antiteziyle canhıraş bir şekilde harekete geçtiler. 

MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin “Cümbüş İttifakı” diye isimlendirdiği bu ittifakın ülkeyle ilgili tek vizyonu ve vaadi Erdoğan’ı cumhurbaşkanı seçtirmemek. Bu antitezle yola çıkan CHP, İP, SP, HDP birbirlerine mekik ziyaretler yaptılar. Kılıçdaroğlu Akşener’e, Akşener Karamollaoğlu’na, Kılıçdaroğlu Karamollaoğlu’na, Karamollaoğlu Güle… Sonra iade-i ziyaretler… Amaç, Karamollaoğlu ve Kılıçdaroğlu işbirliğiyle “Erdoğansız bir Türkiye” için Abdullah Gül’ün “Cümbüş İttifakı”nın ortak cumhurbaşkanı adayı yapılmasıydı; ancak olmadı ve çatı çöktü. CHP’de çatı adaya olan itirazlar partiyi bölünme noktasına getirdi. Akşener’in cumhurbaşkanı adaylığından vazgeçmediği algısı oluşturulmasıyla da Gül çatıdan düştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şahsında Türkiye düşmanlığı yapan Siyonizm-Haçlı ittifakının “Erdoğansız bir Türkiye” istediği göz önüne alındığında bu çatı aday girişiminin de daha önceki birçok girişim gibi sufle edilmiş proje olduğu gerçeğini düşündürüyor. 

Bu süreçte yaşanan bazı hususların altının çizilmesi, sürecin daha sağlıklı ve objektif değerlendirilmesine katkı sunacağı kanaatindeyim.

Erdoğan’ın televizyonda karşısına çıkmasını isteyen Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanlığına aday olup sandıkta Erdoğan’nın karşısına çıkmıyor. Aday gösterecekleri cumhurbaşkanı adayının üstün özelliklerini sayıyor, cumhurbaşkanlığı seçimini yüzde altmış oy oranıyla kazanacaklarını iddia ediyor; ancak kendisi aday olmuyor ve aday yapacağı bir kurban arıyor. Bu kurban sayesinde de genel başkanlık koltuğunu korumaya çalışıyor. Gül’ün adaylığı suya düşünce Kılıçdaroğlu’nun muhtemel kurban adayları arasında Yılmaz Büyükerşen, İlhan Kesici, Muharrem İnce isimleri dillendirilmeye başlandı. Kendi kendine gelin güvey olan “Muhasebeci Kenan” ismiyle maruf Yılmaz Öztürk’ü de unutmayalım. Nihayet CHP, 4 Mayıs 2018’de Muharrem İnce’yi cumhurbaşkanı adayı ilan edebildi.

Kılıçdaroğlu, şürekâsıyla beraber bir taraftan “abidik gubidik” işlerle uğraşırken diğer taraftan ülkeyi yine gerdi. TBMM’nin açılışının 98. yıldönümü olan Milli Hâkimiyet ve Çocuk Bayramı özel oturumunda TBMM’de yaptığı konuşmada 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişimini yok sayarak FETÖ’ye karşı devletin aldığı tedbirleri 20 Temmuz 2016 darbe girişimi olarak değerlendiren Kılıçdaroğlu, provokasyon ve manipülasyonlarına devam etti. Şehitlerimizin muazzez ruhlarını ve gazilerimizi incitti.

Karamollaoğlu ve Gül’ün birlikte katıldıkları “2018 Erbakan Ödülleri” törenine Erbakan’ın çocukları davet edilmediği hâlde merhum Erbakan’a ve Erbakan’ın şahsındaki inanca ağız dolusu küfür edenler davet edildiler. Erbakan için “Erbakan çok tehlikeli biri.” diye manşet atan Ruşen Çakır’a medya ödülünü 28 Şubat 1997 post-modern darbesinin medyadaki önemli aktörü Uğur Dündar’ın vermesi de sürecin kayda değer hususlarındandır. 

Karamollaoğlu’nu yıllarca “Madımak Katili” olarak tavsif eden çevrelerin Karamollaoğlu aracılığıyla Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığını kotarmaya çalışmaları da oldukça manidardır.

Gül’ün 2007’deki cumhurbaşkanı seçilmesini engellemek için Cumhuriyet mitingleri düzenleyenlerle; eşine, şahsına ve şahsında millete hakaret yağdıranlarla bütün ikbaline vesile olan ve kendisine “Kardeşim Abdullah Gü!” diyen Erdoğan’a karşı işbirliğine gitmesini anlamak zor. Gül’ün; 2007’de cumhurbaşkanlığı seçimindeki 367 garabetinin icadı sebebiyle iktidar erken seçime giderken cumhurbaşkanlığı adaylığından istifa etmesini, Gezi Parkı eylemlerindeki” Mesaj alındı”  sözünü, FETÖ’nün telefon dinlemeleri ile ilgili dinlenecek gizli bir şeyinin olmadığını söylemesini, Tweetter’in engellenmesinde tweet attığını beyan etmesini, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi referandumundaki “hayır” tercihini, Türkiye’ye dış müdahaleden bahsetmesini ve ülkeye yapılan saldırılarda suskunluğunu da anlamak hakikaten çok zor.  

Aday olamayacağı kesinleşen Gül’ün 28 Nisan 2018’de yaptığı açıklaması, “Özrü kabahatinden büyük.” kabilindendir. “Toplumun büyük bir kesiminden böyle bir talep olursa gerekeni yaparım, demiştim. Temel Bey’in çabalarını takdirle karşılıyorum. Temel Bey’in çabaları sonrası geniş bir mutabakat ortaya çıkmamıştır. Bu nedenle adaylığım söz konusu değildir.” diyen Gül, bilinmeyen bir şey söylemedi. AK Parti’yi düşmanın attığı taş değil, dostun attığı gül yaraladı. Bir yaralı, bir siyasi intihar…

Tarih, antitez olarak ortaya çıkmış hiçbir içtimai ve siyasi hareketin tez olan hareketlere karşı başarılı olduğunu kaydetmemiştir.

“Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır; / Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır.” Sezai Karakoç

Eyvallah!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa Yıldız 6 ay önce

Diyelim ki; demokrasi, krallık, padişahlık,