Doğup büyüdüğüm mahallemizde üç adet betonarme, birkaç adet Osmanlı Döneminden kalma konak vardı, evlerin gerisi ise toprak ve tek katlı evlerdi.  Geniş avlulu evlerde ise birçok aile bir arada yaşarlardı. Mahallemizde yaşayan ailelerin çoğunluğu birbiri ile akraba idiler, çok kalabalık aileler mevcuttu ve çocuk sayısı çok fazla idi. Mahallemiz şehrin ortasında yer aldığından sabah erken saatten itibaren gece yarısına kadar seyyar satıcılar sokaklarda bağırarak mallarını, ürünlerini veya hizmetlerini satmaya çalışırlardı.

       Çukurova bölgesinde simide çörek, aynı şekilde Kıbrıs’ta da Türkler ekmeğe çörek derler. Sabah güneşi doğmadan çörek satan Deli İsmet, başında simit tablası ile sokakları dolaşır, küçük çocukları olan evlerin penceresinin önüne gelerek var gücü ile “ çörek” diye bağırarak küçük çocukların uyanmasını, çörek isterim diye ağlamasını beklerdi.  Deli İsmet’in bu davranışını babasına şikayet eden Emine ablaya Hafız Latif amca ilginç cevap veriyor: “ Bizim deli Çörek diye bağırmazsa, çocukları uyanıp ağlamazsa,  çöreği kime satacak?”  Çörekçilerden sonra bisikleti üzerine yüklediği ekmek, simit ve peksimetleri satan bir amca, hımhım sesi ile” tatlı maya somun, taze peksimet, çörek” diye bağırır ve satış yapardı.  Küçük ve camlı el arabası ile çörek satan bir dede evimizin önünden geçerken:” haydi, Çörekçi Dede gidiyor.” diye bağırırdı.  Güğümlerde süt süt ve yoğurt satanlar sabah erken gelirdi 

       O yıllarda çamaşırlar yıkanırken çivit kullanılırdı, çivit satan şalvarlı amca:” Öküz baş marka çamaşır çividi, her eve lazım.” diye bağırır, hanımların kapının önüne çıkmasını beklerdi.  Bir başka satıcı bel lastiği, firkete satardı ve seyyar çerçi olan bir amcamız :” don lastiği, tepiz, toplu iğne, dikiş iğnesi v.s.” diye bağırarak sokakları dolaşırdı. O yıllarda cam şişe revaçta idi, araba ile gezerek boş şişe satın alırdı, arkasından hölük ( çocuk toprağı ) satan Ömer amca isimli bir Girit Muhaciri eşeğine yüklediği ince toprağı sokaklarda satardı. O yıllarda çocuk bezi olmadığından bebelerin altına ince toprak serilirdi.  Seyyar kalaycılar, pamuk atanlar, omzunda balta ile gezerek odun kıranlar arka arkaya mahallemize gelerek mesleklerini ifa ederlerdi.  Nohudu kaynatıp üzerine tuz ve kimyon serperler ve kağıt külahla satarlardı, bu baharatlı nohuda “ bilila” denirdi.  Sepet içinde kaynamış darı satılırdı ve satıcı mani söylerdi: “ Darılar, darılar/ Hamama gitmiş koca karılar/ Koca karı yan yatar/ Ayağına cıncık batar.” Cıncık, cam parçası demektir.  Ayrıca kaynamış ayva da satılırdı.

       Ayıcılar, def çalarak ayı oynatırlardı: “ Bu fasulye iki buçuk lira, hem kaynasın hem oynasın.” veya “ Koca oğlana mest aldık, mestlensin deyi/ Geceleri seslensin deyi/ hopla da koca oğlan, zıpla da kocaoğlan.” Bazen de sırtı ağrıyanların sırtı ayıya tepelettirilirdi. Destan ve türkü satanlardan sonra, sinemada gösterilen filmlerin reklamını yapan münadiler bağırarak gezerlerdi,  şeker kamışı satanlar elinde bıçak ile bağırırlardı: “ Dama direk, çiftçiye meses, yolcuya değnek, eşeğe bizlengiç.” Yazın limonlu veya kaymaklı dondurma satanlar arabası ile geçerlerdi, karsambaç , şalgam ve gazoz satanlar, kenger sakızı, taze filik nohut, Limonata, Boyan( meyan kökü), Demirhindi şerbeti, Abici- Bici, pamuk şekeri, nane şekeri, macun satanlar sırayla dolaşırlardı. Kışın akşamları ise patlamış mısır( darı) satanlar gece yarısına kadar dolaşırlar ve bardak ölçüsü ile patlamış mısır satarlardı.

       Çocukluğumuzda öğlene kadar simit satar ve öğleyin okula giderdim, yaz tatilinde ise ya çıraklık yapar veya hanlarda üzüm sandığı çakardım, bazen de kolumda taşıdığım kargıdan örülmüş sepet içinde kaynamış darı, ayva satardım. Böylece ailemizin bütçesine katkıda bulunur, okul harçlığımı çıkarır ve hayatı öğrenirdim. Hey gidi günler hey. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.