Aslında Deli Adam diye bir şey yoktur, klinik vaka veya psikolojik rahatsızlığı olan kişiler vardır. Atın iyisine doru, adamın iyisine deli derlermiş. Osmanlı akıncıları arasında öyle bir grup fedai vardır ki onlar imkansızı başarırlar ve gözü kara, olağanüstü cesur ve ölümden korkmayan, ileri atılıp bir daha geri dönmeyi düşünmeyen fedailerdir.  Deli veya meczup dediğimiz kişilerin arasında üstün zekaya ve yeteneklere sahip kişiler görebiliriz. Deli dediğimiz aslında veli olan kişilerle alay etmek, onları kızdırmak veya alay etmek yanlış bir davranıştır. Çünkü hepimiz birer deli veya meczup adayıyız, üniversite mezunu, makam ve unvan sahibi bazı okul arkadaşlarım şu anda köyün delisi oldular. 

       Her akıllıda bile az da olsa delilik vardır, Osmanlı Devleti zamanında çarşıdan yokuş başına doğru yürüyen bir saf vatandaşa esnaf dükkanından kaldırıma çıkarak ardından Deli diye bağırırlar ama saf vatandaşımız aldırış etmez, cevap bile vermez, yokuşun sonuna varınca geriye döner ve olanca kuvveti ile Deli diye bağırır ki tüm esnaflar dışarıya çıkınca saf vatandaş: “ Ulan, bu memlekette amma çok deli varmış ha.”der ve yoluna devam eder.  Akıl hastanesinin önünden geçen vatandaş, giriş kapısının iç kısmında oturan ruh hastasına: “ Siz, içeride kaç kişisiniz?” diye sorunca akıl hastası cevap verir: “ Asıl siz, dışarıda kaç kişisiniz?”  Yıllar önce bir banka şubesinde tanıdığım bir meczup müşterilere Küt’ül  Amare Zaferi ile Halil Paşa ve komutanlarını anlatırken söze girerek bu bilgileri nereden öğrendiğini sorunca şu cevabı verdi: “ Ağabey, deli olduysak cahil olmadık ya.”  Kim deli kim akıllı anlayamadım.  

       Köyün delisinden muhtar sorumludur, köyün delisi köye ve köylülere zarar verirse, görevini yapmadığı ve deliyi tedavi ettirmediği için muhtar sorumlu tutulur, muhtar yöneticidir ve gerekli tedbirleri alacak ve basiretli davranacaktır. Eskiden Kaymakam köye gelmeden önce muhtar köyün noksanlarını köyün delisine ezberlettirirmiş, Kaymakam Bey, ziyarete gelince deli kendisine ezberlettirilen sorunları anlatır, muhtar kızarsa muhtar araya girer, “ Efendim, bu adam köyümüzün delisidir, ne dediğini bilmez, delidir, ne söylese yeridir.” diyerek Kaymakam Beyi sakinleştirirmiş. Deli, deliyi görünce çomağını saklarmış, gençliğimde cahillik zamanımız bir grupla kavga ettik, polis hepimizi toplayıp karakol götürdü, ifadelerimizi alırken nezarethanede sarhoş olarak rezalet çıkaran arzuhalci Orhan ile birlikte bir deliyi de bir araya koymuşlar, deli, Orhan’ı görünce korktu ve “ bu sarhoşu buradan çıkarın, beni öldürecek.” diye bağırmaya başlamıştı, anladım ki deli sarhoştan, beyaz önlüklü doktordan ve diğer delilerden korkarmış.

       Bazı şehirlerimiz delileri ile meşhurdur, Üsküdar’ın velileri, delileri ve kedileri meşhur imiş. Bazen düşünüyorum ki, deli olmak akıllı olmaktan iyidir, zira akıllı olup başkalarının kahrını çekmektense deli ol ki başkaları senin kahrını çeksin. Deli cesur ve kuvvetli olur, her mahalleye, köye hatta her eve bir deli lazımdır. Mahallemizde deliler çoktu ve herkes onlardan çekinirdi, o deliler adeta mahallemizin namus bekçileri idi, komşularının kadın, kız ve çocuklarını yabancılara karşı korurlardı. Bizler de onlardın korktuğumuzdan onlara saygı gösterir, her dediklerini kabul etmek zorunda kalırdık. Zır deli, zır zır deli tehlikelidir ama bazı deli geçinen akıllılar vardır ki onlardan korkmak gerekir, oldukça sinsidirler. Deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun. Delinin ipi ile kuyuya inilmezmiş, ne yapacağı belli olmaz. Öğrencilik yıllarımızda geceleri sabaha kadar deli kızdırmaya giderdik ama şimdi bu yanlış davranışımızdan dolayı pişmanlık duymaktayım. Yarın ben de aklımı yitirebilirm.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.