Şarkiyat-Oryantalizm doğu dünyasını inceleyen, doğu hakkında hükümler veren batı kaynaklı ilmi faaliyetlerdir. Bu amaca yönelmiş milletlerarası kongre çalışmaların başlangıcı 1873 Paris kongresine kadar gitmektedir. Batılı ilim adamları tarafından düzenlenen bu toplantılar, doğunun kültür, sanat, dil ve medeniyetine ışık tutmaya çalışmaktadır.

     Oryantalizm, Şarkla-doğuyla ilgilenen, yazan, öğreten çalışmalardır, doğu ile batı arasındaki varlık ve bilgi problemlerinin, kaynağının araştırılması ve onların farklılık ve ayrımına dayalı ve felsefi-ilmi esaslar çerçevesinde şark hakkında tasvirde bulunulması, neticede, hükümler verilmesi, iskân edilip yeniden kurulması-kurgulanması amiri olunması yönetilmesi için yapılan faaliyetlerdir. 

      Avrupa’nın en güçlü olduğu 19 yüzyılda doğuya doğru faaliyetlerin oluşması çok mühimdir. Batının üstünlüğünü elde ettiği bu zamanlarda diğer milletler üzerinde sömürgecilik şekil değiştirmiş, hedef ülkeyi işgal etme, mal ve haraç toplama, orada istediği düzeni kurma zahmetli, maliyetli ve çok kayıplara sebep olduğu için şekil değiştirmiş, orayı fikren ve adamları vasıtasıyla bağımlılık içinde kaynaklarını elde edip transfer etmek, ekonomisi ve insanlarını bağımlı yapmak,, hayranı ve uydusu haline getirmek istenmiştir.  Eski bir uygulama olan sömürgecilik bir üst kademeye geçerek, yeni şekliyle emperyalizme dönüşmüştür. Doğuda bulunan zengin mirasın artık ilerlemeyen doğunun elinden alınmasının hesapları yapılmıştır. Batı akademik çalışmalar ve bilim ile üstünlüğünü doğuya kabul ettirmeye çalışılmış ve başarılı olunmuştur. Artık doğunun temel değerleri ve hatta inançları eskimiştir ve onlardan kurtulmak ve yerine batının değerlerini yerleştirmek gereklidir. Konumuz bu olmasa da hedef için, kongrelerin yanında doğuda çeşitli okullar açarak ve başka araçlarla da bu faaliyetler desteklenmiştir. İngilizler doğu ülkeleriyle uluslar arası ticaret yaptıklarından bu milletlerin dilerini, düşüncelerini, geleneklerini tarihlerini, kültürlerini bilmek lüzumsuz bir bilgi olmayıp, bir mecburiyettir.

     Şarkiyat Kongreleri, Fransızlar tarafından başlatılmasına rağmen diğer Avrupa milletleri de bu faaliyetlere dâhil olmuş, hareket alanı başta Asya kıtası olmuş, daha sonra Afrika’yı da içine almış. Dil ve edebiyat ile başlayan çalışmalar, kültür hayatını eklemiş sonra sosyal kurumların hepsini içine almıştır. Maksat, kültürler arası iletişim ve birbirini tanıma olarak söylense de iktisadi menfaatler öncelikli olmuş, misyonerlik ve emperyalizmle işbirliği içinde hareket edildiği iddia edilmiş, bu veriler ışığında hâkim olma ve sömürü, gizli bir hedef olarak var olmuştur.  

*****

     Avrupa, Doğuya hükmetmek, hem onları tanımak hem de onlara yeni değerlerini öğretmek ve aşılamak adına icat ettiği Oryantalizmini kullanmıştır. Onların yöntemlerinden biri de, Doğu ülkeleri ve milletleri hakkında, bilim insanları tarafından ilmi çalışmalarla,  belirli bir beklentiler içinde oluşturulan Milletler Arası Oryantalist Kongreleri tertip etmek olmuştur.     Doğu ile ilgisi olan herkes oryantalist, misyoner, mühendis, subay bu kongrelere katılmıştır.

     Bu toplantılar tesirli olmuş, bilim dünyasında tetikleyici olumlu bir hareket ve verimlilik sağlamıştır.  Sanayi Devrimiyle birlikte oluşan teknolojik gelişmeler sonucunda, bilim ve bilim kuruluşları uluslar arası bir bütünlük kazanmış, bir standarda oturmuş ve belirli işbirliklerini mecburi duruma getirmiş, şarklı bilim adamları da kongrelere ilgi göstermiş ve raporlar sunmuşlardır. Hatta ilk kongreye Türkiye’den üç müracaatın içinden Ahmet Vefik Paşa’nın da olduğu bilinmekte olup verdiği herhangi bir rapor kaydı görülmemiştir. 1874 kongresine Ali Suavi, 1889 kongresine Ahmet Mithat Efendi katılmışlardır. İki dünya savaş boyunca duraklamalar olduysa da çalışmalar 3-4 yılda bir yapılmış, 1986 yılına kadar 29 oturum gerçekleştirmiş ve 1986 yılında isminden oryantalist kelimesi çıkarılarak, Uluslararası Asya ve Afrika çalışmaları olarak isim değiştirmiştir.

     Kongrelerde ilk bildiri sunan Türk Aydını, şahsi olarak1892 Londra Kongresine katılan ve o sırada Paris’te öğrenci olan Ahmet Ağaoğlu’dur. 1892 Lizbon Kongresine II Abdülhamid, A. Süreyya Efendi’yi resmi delege olarak Lizbon’a göndermiş, fakat veba salgını sebebiyle orada kongre yapılamamıştır. II Abdülhamid Devrinde aydınların yanı sıra bürokratlar da kongrelere gitmiştir. Buradaki amaç olumsuz fikirlere karşı hem savunmada bulunmak hem de hem dünyadaki gelişmelerden haberdar olmaktır.

     Bu ilmi toplantılara Hint, İran,  Türk ve Rusya’daki gibi doğu ülkelerinin aydınları da katılmış ve katkı sağlamıştır. 1899’dan 1922’ye kadar Türkolojinin yayın organı olan bir dergi çıkarılması ve İslam ansiklopedisinin ortaya çıkışı yine bu kongrelerin neticesidir. 20 yüzyılda bu toplantılarda değerli Z.Velidi Togan yoğun bir katılımda bulunmuş  başarılı geçen 1951 yılında İstanbul’daki toplantıya başkanlık etmiştir.

     Bu kongrelerde çok kıymetli yazılar ve fikirler olduğu, faydalı eserler ortaya çıktığını kabul etmeliyiz. Hatta bu kongrelere getirilen el yazmaları kültürel eserler, kitaplarla bir döküm oluşturulmuştur. Ancak bu kongrelerde Fransız; Alman ve İngilizler birbiriyle en yüksek payı alma mücadelesi etmişlerdir. 

     Oryantalist Kongrelerde en büyük sorun dil olarak ortaya çıkmış, İngilizcenin dünya dili olması için yapılan mücadele bu kongrelerde başarılı olmuş ve İngilizce burada hükümdarlığını ilan etmiştir. 1964 yılında yapılan kongrede değerlendirme yazısı yazan bir Türk Prof . bütün bildirilerin İngilizce yazılmasını tavsiye edebilmiştir.

     Bu toplantılarla ilgili yazılacak inanç, kültür vb. çok konu bulunmaktadır. Bizce, kongrelerde dil için yapılan bu büyük mücadeleler dikkate alınmalıdır. Ne üzücüdür ki Ülkemizde, çocuklarımıza anaokulundan başlayıp üniversitesine kadar öğrenimini İngilizce olarak yapma çabaları mevcuttur. Yabancıların dilleri için yaptıkları bu çabalar boşuna değildir. Bir ülkenin gücünü ve medeniyetinin seviyesini, kendi lisanı ve devamlılığı göstermektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.