Diplomasinin bütün kanalları ve imkânları tükenince Türkiye, BM’nin 51. Maddesi, NATO’nun 5. Şartı ve Adana Mutabakatı hukuki temellerine dayanarak Suriye’nin kuzeyinde milli güvenliğimizi tehdit eden terör örgütü YPG/PKK’ye karşı 9 Ekim 2019’da Barış Pınarı Harekâtı’nı başlattı. Herkesin malum olduğu süreç, TSK’nin başarılı operasyonlarıyla devam ediyor.

Bu süreçte maskeler düştü. İçte ve dışta bazı kesimler TSK’nin bu hukuki, meşru ve nefs-i müdafaa niteliğindeki harekâtını durdurmak, gölgelemek ve karalamak gayesiyle birçok dezenformasyonla algı operasyonuna girişti; harekâtla ilgili birçok çatlak ses de çıktı.

Bu karalama kampanyasında “savaş” mefhumu mücerret bağlamından koparılarak Barış Pınarı Harekâtı’yla alakalandırılıp “savaşa hayır” söylemiyle müşahhaslaştırılmak istendi. Hâlbuki bu dezenformasyonu yapan art niyetliler de biliyorlar ki bu harekât bir savaş değildir ve hukuku operasyondan farklı olan savaş, iki devlet arasında olur. Bu çarpıtmayı yapanlar, bu çarpıtmayla eli kanlı çapulcu sürüsünden oluşan terör örgütü YPG’yi meşrulaştırmayı ve harekâtı durdurmayı hedeflemişlerdir. Bir devletin, bir milletin ve milletin sahip olduğu inanç değerlerinin bekası tehlikedeyse savaş kaçınılmazdır. Savaşın kaçınılmaz olduğu hâllerde savaşın barışa giden en önemli ve kestirme bir yol olduğunu da herkes bilir. Nitekim Şair Abdülhak Molla, “Bu mesel ile bulur cümle düvel fevz ü felah/ Hazır ol cenge eğer ister isen sulh u salah” beytiyle bu gerçeği çok veciz bir şekilde ifade etmiştir. Esas olan sulhtur, harp ise arızi durumdur.

Türkiye’nin, bu harekâtın Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünün korunmasına matuf olduğunu ve Suriye’nin kuzeyinde terörden temizlenecek güvenli bölgeye ülkemizde misafir bulunan iki milyon Suriye vatandaşının iskân edileceğini açıklamasına rağmen bazı karanlık çevreler, bu harekâta ısrarla “işgal” demekten geri durmadılar.

Bu ülkeye, bu millete aidiyet duymayan içimizdeki zevat ve Türkiye’ye düşmanlıkta sınır tanımayan emperyalist dünya, bu harekâtın Kürtlere karşı yapıldığı yalanıyla Türkiye’ye itibar suikastına kalkıştılar. Bu müfteriler de biliyorlar ki Türkiye bu harekâtı, Suriye sınırımızın tamamında yapılanarak milli güvenliğini tehdit eden YPG/PKK terör örgütünü sınırından temizlemek için ve Siyonist-Evanjelistlerin uşağı ABD’nin İsrail’in güvenliğini sağlamak üzere oluşturmak istediği terör devletine mani olmak için yapmaktadır. Türkiye’nin Kürtlerle değil, hiçbir etnik ve mezhebi yapıyla meselesi yoktur ve bugüne kadar da olmamıştır; nitekim ülkemizde de milyonlarca Kürt vatandaşımız vardır. Ayrıca, YPG/PKK zulmünden kaçarak ülkemizde misafir edilen dört yüz bin Suriyeli Kürt vatandaşının da olduğu unutulmamalıdır. 

TSK’nin sivilleri öldürdüğü de diğer bir yalan ve iftiradır. Geçmişlerinde sömürü, kan ve gözyaşından başka bir şey olmayan bu vampirler; günümüzde hâlâ sömürüye, işgale, kan ve gözyaşı akıtmaya devam eden bu emperyalistler; TSK’nin icra ettiği Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarında bir tek sivilin burnunun bile kanamadığını görmezden geliyorlar. Tarihi yolculuğa gerek yok, bu Siyonist-Evanjelist ve Haçlı emperyalist zihniyetleri yakın geçmişte Japonya’da, Vietnam’da, Ruanda’da, Cezayir’de, Filistin’de, Afganistan’da, Irak’ta, Bosna-Hersek’te, Libya’da, Suriye’de, Yemen’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da, Myanmar’da ve sayamadığım daha birçok yerde yaptıkları milyonlarca sivil katliamıyla ve soykırımlarla hesaplaşsınlar yapabilirlerse. Patronluğunu ve hamiliğini yaptıkları terör örgütü YPG/PKK’nin ülkemizdeki cinayetleriyle ve katliamlarıyla yüzleşsinler ve hesaplaşsınlar…

Barış Pınarı Harekâtı sürecinde bu dezenformasyonları yapanların ve çatlak seslerin kimler olduğu herkesçe malum; çünkü her şey milletin gözü önünde olup bitiyor. Yapılan bu dezenformasyonların ve çatlak seslerin failleri, Siyonist-Evanjelistlerin kontrolündeki ABD başta olmak üzere AB ülkeleridir. Emperyalist ABD’nin uşakları olan Arap Birliği ülkeleri de harekâtı kınama korosuna katılmışlardır. Yine terörist ABD’nin içte ve dışta uşaklığını yapan YPG/PKK ve FETÖ’nün kripto mensupları da sosyal medya üzerinden yalanlarıyla ve iftiralarıyla aynı telden çalmaya devam ediyorlar. Her zaman olduğu gibi ayakları bu topraklara basmayan köksüzler de var tabii bu faillerin arasında. Türkiye’ye düşmanlık yapanlar ve ihanet içindeki bu zavallılar, hiçbir zaman gerçekleri örtmeyi başaramayacaklar; çünkü güneş balçıkla sıvanmaz.

Ayrıca, TBMM’de bu harekât tezkeresine içleri yana yana olumlu oy verenleri ve YPG’nin savunuculuğunu yaparak Türkiye’ye hayâsızca iftira eden bazı siyasileri de tarih not etmiştir. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya ve PKK’nin siyasi uzantısı HDP’ye ne söylenir bilmiyorum. 

Eyvallah! 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.